"Stardust" ve Deliliği Övmeyen bir Delirme Hikayesi

Geçtiğimiz hafta Hope Alkazar Beyoğlu'nda gerçekleştirilen Stardust isimli filmin gösterimine katıldım. Mekana ilk defa gitmiş bulundum ve çok hoşuma gitti! Benzer düşünen insanların buluşabileceği ve çeşitli aktiviteler deneyimleyebileceği, birleştirici etkisi olan bir yer olmuş. İleriki zamanlarda olacak etkinlikler için aklıma not ettim.
Filme gelecek olursak bence çok etkileyici bir filmdi. Ancak baştan söylemeliyim ki ben bir David Bowie fanı değilim. Dolayısıyla filme bu gözle bakmadım. Stardust, Bowie'nin kariyerinden ziyade kendisiyle olan savaşını anlatıyor. Kariyerinin doğuşunu da bence bu sebepten ötürü geride bırakıyor ve hikayeyi Amerika Birleşik Devletleri'ne açılmasından başlatıyor. Bowie bu noktada "Space Oddity" şarkısıyla ün toplamış ve yeni bir albüm daha çıkarmış. Ancak yeni çıkardığı albüm, Amerika'daki plak şirketleri tarafından depresif ve sefil bulunmuş. Öte yandan Bowie'yi çok özgün de bulmuyorlar. Bütün bunların içerisinde Bowie asla tarzından ödün vermeyerek Amerika'da bir turne yapmaya çalışıyor. Ona yardımcı olan plak şirketi sorumlusu da tanıdıklarını kullanarak radyo programları ve röportajlar ayarlamaya çalışıyor. Ancak Bowie, her program ve röportajda kendine ve müziğine dair derinlemesine bilgi vermekten kaçınıyor.
Kaynak: iNews
Deliliğe Övgü Değil, Deliliğin Korkunçluğu
Filmin diğer arkı da Bowie'nin ailesinde süregelen şizofreni vakalarını işliyor. Anne tarafında ve abisinde görülen bu vakalar da yaşayanların tecrübesi ile izleyiciye sunuluyor. Buradan da Bowie'nin ikinci albümünün karanlığının nereden doğduğunu görmüş oluyoruz. Şarkıların içeriği aslında Bowie'nin de şüphe duyduğu şizofreni bozukluğundan besleniyor. Ancak Bowie filmin sonuna kadar bu durumu sahiplenip sanatını güçlendirmeye çalışmıyor. Bunu özgüvenli bir şekilde taşımıyor. Aksine şizofreni teşhisi konması onun en büyük korkusu. Çünkü bunun abisini ne kadar değiştirdiğini görüyor ve dehşete düşüyor.
Öte yandan, sanatını icra etmesi için özgür olması gerek ama dönemin şartlarında şizofreni teşhisi konan birinin akıl sağlığı kliniği - veya o dönemki tabiriyle akıl hastanesi - dışında yaşaması mümkün değil. Film bir yandan da izleyiciye bu fikri sunuyor. Bowie, kendini ifade ederken maksimum özgürlüğe sahip olmaya tutkun biri. Bunu uzun saçları, sahnede giymeyi sevdiği uzun elbiseleri ve biseksüel cinsel yönelimi ile sağlıyor. Bir yere "kapatılması" demek, bütün bu özgürlüklerden yoksun bırakılması demek. Spektrumun son ucunda ise Bowie'nin ismini duyurmak için hissettiği yoğun tutku var. Yani bu onun için ölüm kalım meselesi adeta. Sahneye çıkmazsa var olmayacağını hissediyor. Çünkü aslında bize direkt olarak söylenmese de Bowie kendini ancak sahnedeyken stabil ve sakin hissediyor.

Kaynak: Culture Mix
Birkaç Maddede Sonuç
- Buna bir biopic, yani biyografik eser, demek bence doğru değil. Biyografi olabilmek için hayatının çok kısa bir kısmını alıyor ve aslında sanatçı olan David Bowie'ye nazaran biz David'e dair çok daha fazla şey öğreniyoruz.
- Film, bize David Bowie'yi acındırmaya çalışmıyor. Yani seyirci oturduğu yerden "Vah vah! Ne zorluklar çekmiş gariban!" desin gibi bir derdi yok. Yönetmen yine de bize bunun ne kadar dehşet verici bir tecrübe olduğunu aktarıyor ve kendi yargımıza varmamızı istiyor.
- Kimi eleştirmenler Bowie'nin eşiyle olan ilişkisinin çok sığ kaldığından şikayet etmiş. Bana kalırsa bu da kasıtlı yapılmış bir hamle. Bowie'nin eşiyle olan ilişkisi, içinde bulunduğu histeri ve kapana kısılmışlık hissinden ötürü mesafelileşiyor. Filmin sonunda da Bowie, kendini baştan yaratıyor ve eşinin de onun yanında durmayı seçtiğini görüyoruz.
- Eleştirmenlere katılabileceğim nihai nokta, Bowie'nin eşi tek boyutlu bir karakter olarak bırakılmış. Rüzgarın akışına göre hareket eden, hayatını Bowie'ye göre yaşayan ama bir yandan da bağımsız ve isyankar olan bir karakter... Acaba gerçekte nasıldı? diye sormadan edemiyorum doğrusu.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Show Business
Yeni dijital eğlence sektörüne dair gelişmeler, analizler ve öneriler her çarşamba saat 13:00'da gelen kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR




