Talking Points: 1. Hafta

Premier League geri döndü. İşte ilk haftanın konuşulması gerekenleri.
Talking Points: 1. Hafta

Hoş Geldin Haaland!

İlk haftanın kapanışında West Ham United’a konuk olan son şampiyon Manchester City, çok dominant bir futbolla galibiyete uzanırken goller spot ışıklarını üzerine toplayan isimden, Erling Haaland’dan geldi.

Liverpool’un 3-1’lik zaferiyle sonuçlanan Community Shield’da kaçırdığı net fırsatla sosyal medyanın gündemine oturan Norveçli 9 numara, direkt rakibi olarak gösterilen Darwin Nunez’in de gollerine başlamasıyla beraber Londra’ya net bir cevap vermek amacıyla seyahat etti; ligin dengelerini sarsacağını kanıtlamak için de pek zamana ihtiyaç duymadı. İlk yarının son bölümünde kendi kazandırdığı penaltıyı gole çeviren yıldız oyuncu, Kevin De Bruyne’nin ara pasında yaptığı klas vuruşla da farkı ikiye çıkarttı ve maçı koparttı.

Görsel: Football365


Manchester City’nin topla oynama oranının %80’lere kadar dayandığı maçta gollerin sahibi Haaland için işlerin maçın genelinde pek yolunda gittiğini söylemek zor. Penaltı vuruşu dahil edilmediğinde ortaya çıkan 0.64’lük gol beklentisinin temelinde, City hücumcularının Haaland'ı yeteri kadar topla buluşturamaması ve kendisinin yeteri kadar alan bulamaması yatıyor. Bununla beraber, Norveçli oyuncunun 'geçiş hücumu takımı' olarak özetlenebilecek Borussia Dortmund'dan kusursuza yakın bir dişliye eklendiğini hesaba kattığımızda bu duvara çarpmasını oldukça doğal karşılıyoruz. İlk yarının neredeyse tamamında oyunu kendi yarı sahasında kabullenen ve Haaland’ın koşu alanlarını savunan West Ham’ın ikinci yarının ortasında yaptığı düzensiz ön alan baskısı, yıldız oyuncunun en istediği ortamın da doğmasını sağladı. Kevin De Bruyne orta sahayı topla geçiyor ve Haaland savunmanızın arkasına sızıyorsa sonuç sizin için de büyük ihtimal aynı olacaktır.

Pep Guardiola, Haaland’ın iki gol atmasının çok güzel olduğunu belirterek tüm sorunları onun çözmeyeceğini hatırlatıyor. 22 yaşındaki oyuncunun şu ana kadar gösterdiği gelişim, zaman geçtikçe toplu oyunda da belli bir seviyeye yükseleceği sonucuna varmamızı sağlıyor. Hafta arası kendisine yöneltilen bir soruyu her konuda gelişmesi gerektiğini söyleyerek cevaplayan yıldız oyuncu, bunun gerçekleşmesi hâlinde sahada daha çok kalabilir. Böylelikle Alan Shearer’ın rekoruna daha da yaklaşabilir.

Bruno Guimarães Büyüledi

Yakın dönemin en umut dolu sezonuna hazırlanan Newcastle United için kendi taraftarı önünde hızlı bir giriş yapmak önemliydi ve ligin yeni takımı Nottingham Forest’ı St. James's Park'tan eli boş göndermeyi başardılar. Takım halinde oyunun iki tarafında da çok sağlam gözüken Magpies’te birkaç isim ise gözle görülür şekilde farkını hissettirdi. Bruno Guimarães ise bu sınıftan bile birkaç adım öndeydi.

Ara transfer döneminde kulübe katılan ve kısa süre içerisinde taraftarların favori oyuncularından birine dönüşen Bruno, Shelvey-Willock-Joelinton üçlüsünün sezon ortasında ritim bulmasından dolayı aslında beklediği kadar kısa sürede formayı alamadı. Ancak aynayı bugüne tuttuğumuzda, Brezilyalı merkez orta sahanın mevcut yapı içerisinde formayı kaptırmasının artık imkansıza yakın gözüktüğünü söyleyebiliriz. Cumartesi günü Newcastle’ın kusursuz yaptığı çoğu şeyin merkezinde olan Bruno, özellikle ilk yarıda kusursuza yakın bir performans sergilemeyi başardı. Oyunun kontrolünü daima elinde tutabilmesi ve derin oyun kurucu rolündeyken attığı hat kıran paslar, Newcastle’ın oyun mekaniğinde olmazsa olmaz bir değerde.

Maçın son düdüğü çaldığında Premier League efsanesi Alan Shearer, Bruno için övgü dolu sözlerini sakınmadı. BBC Match of the Day’de konuşan Shearer, tüm takımın ortalama üstü performansına rağmen maçın oyuncusu konusunda netti.

“Topla birlikte çok rahat, özellikle de ona bu kadar boşluk verirseniz. Newcastle gerçekten harika bir oyuncuya sahip ve haklı olarak taraftarlar ona bayılıyor.” Alan Shearer

Farklı bir açıdan baktığımızda, Bruno Guimarães’in Sven Botman gibi istediği dakikaları alamayan yeni transferlere de yolculuğu açısından güzel bir emsal oluşturduğu söylenebilir. Dünya Kupası’nda sarı formayı giyme hayaliyle performansını arttırmaya devam eden yıldız orta saha, Amex’te de Newcastle’ın en güvendiği isim olacak.

Kriz İçin Yeterli Süre

Sezonun başlamasına kısa bir süre kala Dominic Calvert-Lewin’den gelen sakatlık haberiyle çalkalanan Everton’da menajer Frank Lampard’ın arayışları sürüyor. Chelsea’yi Goodison Park’ta ağırladığı maçta hücumda vasatı aşamayan Everton, Ben Godfrey ve Yerry Mina’nın sakatlıklarıyla minik çaplı bir krizle sezon başlar başlamaz yüzleşmek zorunda kaldı.

Görsel: GOAL


Geçtiğimiz sezon ateş hattına yaklaştığı dönemde yukarıya tutunmak adına ilk kez Anfield’da denediği 5-4-1’i sezon sonuna kadar başlangıç planı olarak benimseyen ve bundan kısmen sonuç almayı başaran Lampard, savunma direncini arttırmak adına bu sezona da aynı formasyonla başladı. Bunun Chelsea'ye karşı bir önlem mi yoksa benimsenen bir plan mı olduğunu bize önümüzdeki haftalar gösterecek.

Calvert-Lewin'in sakatlığının yanında Salomon Rondon'un da cezalı olmasından dolayı kadroda olmadığı maçta Lampard’ın ileri uçta kullanmak için pek opsiyonu bulunmuyordu. Hafta boyu Demarai Gray, Dele Alli ve Anthony Gordon üçgeni arasında gidip gelen İngiliz menajer, tercihini Gordon’dan yana kullandı. Maç sonu bu tercihi sorulduğunda Gordon’ın topsuz oyundaki mobilitesinden yararlanmak istediğini söylese de genç oyuncunun Chelsea’nin sağlam gözüken savunmasının gününü kötüleştirdiğini söyleyemeyiz.

Everton için paniği başlatan unsur ise hücumdaki tıkanıklıktan ziyade savunma hattındaki eksiklikler oldu. Seamus Coleman’ın yokluğunda savunmanın sağında Nathan Patterson’ı kullanan Toffees'te stoper rotasyonundaki sakatlıklar, hızlı bir transferi beraberinde getirdi ve Wolves’un kaptanı Conor Coady’yi önümüzdeki hafta sonu oynanacak olan Aston Villa maçında mavi formayla görme ihtimalimiz çok yüksek. Championship adaylarının yaptığı başlangıçlar ve Lampard’ın yaz kampındaki 4-0'lık Minnesota United maçının ardından yaptığı açıklamalar düşünüldüğünde, Everton’ı her zamankinden zor bir sezon bekliyor olabilir.

Wolverhampton’da Devrim

Bruno Lage’ın ilk sezonu olan 2021/22’nin büyük çoğunluğunda ligin en iyi savunmalarından birine sahip olan Wolves yeni sezona, Nuno Espirito Santo’nun temellerini attığı 3’lü savunma sistemini terk ederek başladı. Benfica’da çalıştığı dönemde sık sık 4-3-3 veya 4-4-2’yi kullanan Lage, Elland Road’da takımını 4-2-3-1 şeklinde dizdi ve Wolves’un buna alışmak için zamana ihtiyacı olduğu gün gibi ortada.

“Önemli olan formasyonunuz değil oyunu ele alış biçiminizdir” diyen Lage’ın taktiksel anlamda değişikliğe gitme sürecini geçtiğimiz sezonun sonundan ele almak gerekiyor. Sezon genelinde kalesinde görmesi gerekenden çok daha az gol yiyen Jose Sa’nın performansının sıradanlaşmasıyla birlikte 8 Nisan’daki Newcastle United maçından sezon sonuna kadar yalnızca 2 puan toplayabilen Wolves’ta bir değişiklik zorunda gözüküyordu. Bu değişiklik de oyuncu özelinde değil, sistem özelinde oldu. Lage, hücum tavanını yukarı çekmek amacıyla verdiği kararla beraber takımdaki bazı önemli taşların da yerinden oynamasına sebebiyet verdi. 

Son 3 sezonda oynanabilecek 114 maçın 113’ünde ilk 11 oynayan kaptan Conor Coady, Elland Road’da kulübedeydi ve bu alışık olduğumuz bir görüntü değil. Nathan Collins ve Max Kilman’ın arkasında 3. alternatif olarak bekleyen Coady, Dünya Kupası’nda İngiltere forması giymek için formda kalmak zorunda ve bir ‘scouser’ olduğu için Everton onun için ideal bir adres olabilir.

Raul Jimenez’den mahrum kaldığı için skor üretme noktasında eli zayıflayan Wolves, Goncalo Guedes transferi için artık saatleri sayıyor. Yine de konfor alanını terk ettiği için Lage ve takımının bu seneki serüvenini takip etmek eğlenceli olacak.

Nerede Kalmıştık?

İlk haftada, geçtiğimiz sezon bıraktığı yerden devam eden Manchester City, Newcastle United ve Tottenham gibi birçok takımı gözlemledik. Ancak bir takım tam anlamıyla bıraktığı yerden devam ettiği için bu örneklerden sıyrılmayı başarıyor; Manchester United.

Erik ten Hag'ın ilk sezonunda Manchester United'ın lig zirvesinde söz sahibi olabileceği konusunda pek iddia yok ancak ilk haftada Old Trafford'da verilen görüntü, düşünülenden daha da zor bir sezonun kapıda olabileceği ipucunu veriyor. Eski kaptanları Gary Neville onları 'ligde oynanabilecek en kolay takım' şeklinde yorumluyor. Aralarındaki son maçlara baktığımızda bu durum Brighton için 'gerçekten' geçerli olabilir.

Cristiano Ronaldo'nun transfer sürecinin kara bulutlar dolaştırdığı yaz kampında da çıktığı maçlarda çoğu zaman bekleneni sahaya yansıtamayan United, ligin ilk maçında Brighton'a karşı -özellikle ilk yarıda- kolay lokma gözüktü. Frenkie De Jong'a odaklanılan transfer sezonunun şu ana kadar verimsiz değerlendirilmesiyle beraber Erik ten Hag'a sunulan kadrodaki yetersizlik, taraftarların Glazerlar'ı hedef tahtasına oturtmasına sebebiyet verdi. Haksız sayılmazlar.

Görsel: Eurosport


Ronaldo'nun geleceği belirsizliğini korurken Brighton maçına Christian Eriksen'i sahte 9 rolünde kullanarak başlayan ten Hag, ikinci yarıda Ronaldo'nun forvete, Eriksen'in derin oyun kurucu rolüne geçmesiyle beraber daha iyi olduklarını kabul etti ve hafta sonundaki Brentford maçında bu formülü deneyebilir. Yine de Brentford'da alacakları skor onları bambaşka bir yola saptırabilir. Marko Arnavutovic ve Adrien Rabiot'nun transfer haberleriyle sinir barını dolduran çok fazla taraftar var.

Haftanın 11'i:

Aaron Ramsdale (Arsenal)


Emerson Royal (Tottenham)

Fabian Schär (Newcastle)

Chris Mepham (Bournemouth)

Oleksandr Zinchenko (Arsenal)


Dejan Kulusevski (Tottenham)

João Palhinha (Fulham)

Bruno Guimarães (Newcastle United)

Pascal Gross (Brighton)


Alexandar Mitrovic (Fulham)

Erling Haaland (Man City)

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

This Is EnglandThis Is England

BÜLTEN SAYISI

Haaland Hızlı Başladı

Norveçli golcünün beklemeye niyeti yok.

09 Ağu 2022

Haaland Hızlı Başladı

YAZARLAR

Umut Öztürk

Premiercast.

This Is England

Premier League gündeminden öne çıkan gelişmeler ve eşsiz yorumlar mail kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR