Tarihe geçecek bir siyasi cinayet davası: Sinan Ateş dosyası ve gariplikler

Eski Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş'in öldürülmesi hakkında görülen davada birçok eksiklik ve tutarsızlık göze çarpıyor. Siyasi bir suikast niteliği taşıyan olay, şimdilik aydınlatılmaya yakın durmuyor.
Tarihe geçecek bir siyasi cinayet davası: Sinan Ateş dosyası ve gariplikler

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

Eski Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş’in, Ankara’nın orta yerinde 5 kurşunla vurularak öldürülmesine ilişkin dosya aslında tarihe şimdiden geçti. Siyasi baskı iddiaları, AKP-MHP ortaklığını bozabileceği, cinayet dosyasında etkili siyasi isimlerle de bağlantıların tespit edildiği ancak gizlendiğine yönelik iddialar, 16 aydır zaman zaman Türkiye’nin gündemine geliyor. 

16 ay sonra hazırlanan 22 sanıklı iddianame ise hayal kırıklığı yarattı. Bunun nedeni, bugüne kadar Türkiye’nin gündemine gelen birçok kanıtın iddianamede yer bulamamış olması. Öyle ki iddianamede, eski MHP Milletvekili Olcay Kılavuz’un azmettiriciyi kendisine ait olduğu iddia edilen bir evde sakladığı, gelen polislerle tartıştığı, bu konudaki tutanağın kaybedildiği gibi iddialar bile iddianamede yer almıyor.

Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, Ankara Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianameyi kabul edip etmeyeceği merakla bekleniyordu. Mahkeme, bu hafta başında iddianameyi kabul etti. Şimdi bir tensip zaptı hazırlanacak ve duruşma tarihi belirlenecek. 

  • Neden önemli? Duruşma, iddianamede yer almayan birçok iddianın dile getirilecek olması nedeniyle büyük önem taşıyor. Zira öldürülen Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş’in, soruşturma aşamasında verdiği ifadede de öne sürdüğü iddialar bile iddianamede yer almadı. Ateş, T24’ten Asuman Aranca’nın haberine göre, ifadesinde açık biçimde Ülkü Ocakları Başkanı ile Kılavuz’un cinayeti planladığına yönelik iddialarını sıraladı. Bu iddialarını destekleyen iki klasörden oluşan kanıtları da savcılığa sundu. Ateş’in duruşmalarda bu iddialarını tekrarlayacağı ve kovuşturmanın genişletilmesini isteyeceği belirtiliyor.

16 ayda ne oldu?

Peki ama dosya neden 16 ay bekletildi ve bu süreçte neler yaşandı? Anlamak için en başa, Ateş’in öldürüldüğü güne dönmek gerekiyor.

  • Eski Ülkü Ocakları Başkanı Ateş, 30 Aralık 2022’de, Çukurambar’da, gündüz vakti silahlı saldırıya uğradı ve hayatını kaybetti. Ateş’e isabet eden beş kurşundan dördünün vücudunun öldürücü noktalarına temas ettiği belirlendi.
  • Saldırı sırasında Ateş’in yanındaki iki isimden biri yaralandı. Hedef alınmasına rağmen yara almadan saldırıdan kurtulan kişinin ismi ise iddianamede mağdurlar arasında yok.
  • Cinayetten hemen sonra tetikçi Eray Özyağcı, silahlı eylemi organize eden Doğukan Çep, eski Ülkü Ocakları yöneticileri Tolgahan Demirbaş, Emre Yüksel ve avukat Serdar Öktem ile 3 polisin de aralarında bulunduğu 22 kişi tutuklandı.
  • Bu dosyaya daha sonra eski MHP eski Milletvekili Olcay Kılavuz, Ülkü Ocakları Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım ve Ülkü Ocakları Ankara İl Başkanı Ömer Şanlı da şüpheli olarak eklendi.

İktidarda çatlak iddiası

Tüm bu aşamalarda, şüphelilerin MHP Genel Merkezi’ndeki etkili kimi isimlerle sürekli bağlantı hâlinde oldukları iddiası gündeme geldi.

Bu isimlerin Kılavuz ve Yıldırım’ı yönlendirdikleri, tutuklanan kişilerle görüşmeler yaptıkları öne sürüldü. Buna paralel biçimde Kılavuz ve Yıldırım’ın, cinayetten aylar öncesinden başlayarak Ankara emniyetindeki bir komiserden Ateş’in adresine, nerede olduğuna dair sürekli bilgiler aldıkları da hazırlanan bilirkişi raporuyla açığa çıktı.

Bu bilgilerin çok azı iddianameye yansıdı. Özellikle Kılavuz ve Yıldırım hakkındaki iddialara ise iddianamede hiç değinilmedi.

İddianamenin bu konuda verdiği en önemli bilgi, azmettirici ve tetikçilerin kaçırıldığı aşamada yaşananlar. Saat saat kimin nereye gittiği iddianamede yazıyor. Ancak detaylar yok.

Zira soruşturma aşamasında hazırlanan bilirkişi raporunda, azmettirici ve tetikçilerin kimler tarafından nasıl kaçırıldığı, hangi araçların kullanıldığı bilgisi de mevcut. Ancak bu detaylara iddianamede girilmemiş.

  • İddiaların kaynağı: Soruşturmanın AKP ile MHP arasında gerilime yol açtığı iddiasının kaynağı, 16 aylık süreçte iki başsavcı vekilinin dosyadan alınmasına dayanıyor. Soruşturmayı yürüten ilk başsavcı vekili yaklaşık 1 yıl sonra, diğeri de iddianame hazırlanmadan kısa süre önce dosyadan alındı. İddianamede, o güne kadar dosyada ismi geçmeyen başka bir savcının iddiası var. Bu durumun, savcıların eylemlerinden duyulan rahatsızlıktan kaynaklandığı öne sürülüyor.

Ateş neden hedef?

Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş, eşinin hedef hâline gelmesini, Mersin’de yaşanan olaydan kaynaklandığını iddia ediyor. Mersin’de, Ateş’e yakın ülkücülerden Çağrı Ünel’e yönelik bir saldırı düzenlenmiş. Bu saldırıda Ünel, bir kişiyi öldürmüş ve 10 yıl ceza almıştı. 

Bu saldırının nedenleri de tam olarak açığa çıkmadı. Ancak Ateş, bu saldırıyı da aynı ekibin organize ettiği iddiasında. Eşinin de bu nedenle hedef hâline geldiğini ifadesinde dile getirdi. Ancak iddianamede bu konuya da hiç değinilmedi.

Gerekçesiz cinayet

145 sayfalık iddianamenin 103 sayfasında şüpheli beyanları, 35 sayfasında telefon kayıtları ve fotoğraflar var. Sadece 7 sayfada değerlendirme yapılıyor ve bu bölümde Ateş’in neden öldürüldüğü konusunda savcılığın herhangi bir önermesi yok. Kritik isimlerin ve bağlantıların da yer almadığı iddianame, Ayşe Ateş’in ifadelerine yer verilmemesi nedeniyle de eleştiriliyor.

22 sanık, mahkemenin belirlediği tarihte hâkim karşısına çıkacak. Ancak bu iddianamede Kılavuz, Yıldırım gibi kritik isimler yok.

İddianamede, Sinan Ateş’i öldüren Eray Özyağci, tetikçiyi olay yerine getiren ve kaçıran Vedat Balkaya ile Suat Kurt “tasarlayarak kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, olay sırasında yaralanan Selman Bozkurt’u da öldürmeye teşebbüs ettikleri gerekçesiyle 20 yıla kadar hapis cezası istendi. 

Silahlı eylemin organizasyonunda rol alan Doğukan Çep ve Tolgahan Demirbaş hakkında da cinayeti azmettirme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor. Demirbaş’ın ayrıca Ateş’in kişisel verilerini ele geçirmesi nedeniyle 4 yıl daha hapsi talep edildi. 

Ülkü Ocakları Genel Başkan Yardımcısı Emre Yüksel, MHP’li avukat Serdar Öktem, polisler Aşkın Mert Gelenbey, Murat Can Çolak, M.E.A., eski MİT mensubu Çağlar Zorlu’nun arasında bulunduğu 17 şüpheli hakkında ise cinayete yardım suçundan 15 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası ile yargılanacak.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

SpektrumSpektrum

BÜLTEN SAYISI

📖 Müfredat tartışmaları, Sinan Ateş iddianamesi

Siyasette "normalleşme" veya "yumuşama" gündemi sürüyor. Partiler üst düzey ziyaretlerde. MEB'in yeni müfredat tasarısı tartışılıyor. Sinan Ateş iddianamesi kabul edildi.

09 May 2024

📖 Müfredat tartışmaları, Sinan Ateş iddianamesi

YAZARLAR

Gökçer Tahincioğlu

Gazeteci ve yazar. 1997-2018 yılları arasında Milliyet Gazetesi’nde muhabir, haber müdürü ve köşe yazarı olarak çalışan Tahincioğlu, 2019’dan beri T24 internet sitesinde Ankara Temsilcisi ve yazarlık görevlerini üstleniyor.

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

SpektrumSpektrum

HİKAYE

Başka bir kader yoksa: Çocuklara verilecek cezaların artırılmasının sonuçları ne olabilir?

Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

Başka bir kader yoksa: Çocuklara verilecek cezaların artırılmasının sonuçları ne olabilir?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Zalim iyimserlik: İktidar, muhalefet ve topluma Anadolu’dan bakmak

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.

16 Tem 2026

Zalim iyimserlik: İktidar, muhalefet ve topluma Anadolu’dan bakmak
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Ahbap Derneği olayı: Türkiye’de dernek ve vakıflar nasıl denetleniyor?

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Pelin Cengiz

·

15 Tem 2026

Ahbap Derneği olayı: Türkiye’de dernek ve vakıflar nasıl denetleniyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

İstanbul Barosu raporu: Kuyu tipi cezaevlerinde neler yaşanıyor?

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Melisa Gülbaş

·

13 Tem 2026

İstanbul Barosu raporu: Kuyu tipi cezaevlerinde neler yaşanıyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Bir bakışın arkası: İzlanda'nın 'ekonomist' başbakanı Kristrún Frostadóttir'i anlamak

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.

Uraz Kaspar

·

12 Tem 2026

Bir bakışın arkası: İzlanda'nın 'ekonomist' başbakanı Kristrún Frostadóttir'i anlamak