Tayland'da protestolar


SPONSORLU Bireysel üyelik paketini satın alarak İstanbul Ekonomi Araştırma şirketinin ayda iki kez hazırladığı Türkiye Raporu'nun tüm ayrıntılarına erişmek için bu bağlantıyı kullanabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
1930’lu yıllardan bu yana zaten sükûnet içinde yaşayamayan Tayland, şimdilerde protestolarla başa çıkmaya çalışıyor. Öğrencilerin “Özgür Gençlik Grubu” öncülüğünde, hükümet ve monarşi karşıtı protestolarıyla karşı karşıya kalan ülke, Covid-19 salgınının yarattığı serbest düşüşteki ekonomiye karşı alınan olağanüstü hâl kararnameleriyle daha da huzursuz durumda.

- 1957’de yürürlüğe girdiği hâlde, 2018’den bu yana ilk kez bu kadar sık kullanılan Tayland Ceza Kanunu'nun 112'nci maddesi Lese-Majeste yasası, “Kral’ı saygıdeğer bir biat konumuna yerleştirip, hiç kimsenin Kral’ı herhangi bir suçlama veya eyleme maruz bırakamayacağını” belirtiyor.
- Protestocular, kendilerini temsil amacıyla Açlık Oyunları film serisindeki “üç-parmaklı ihtilalci el işareti” yapıyor ve Harry Potter karakterleri gibi giyinip Kral’ı “Adı Anılmaması Gereken Kişi” olarak tanımlayarak monarşiye yönelik açık eleştirileri yasaklayan katı sansür yasalarını eleştiriyor.
- Protestolar hakkında: Protestocuların 14 Ağustos 2020’de okuduğu on maddelik manifestonun içeriği; hesap veren bir monarşi, kamu fonlarının makul kullanılması ve ordu unsurları üzerinde hiçbir kontrol olmamasını kapsıyordu. Öğrenciler son beş ay boyunca düzenli eylemler gerçekleştirerek Başbakan Prayut Çan-oça’nın istifasını, Kral Maha Vajiralongkorn’un yetkilerinin azaltılmasını istedi ve ordunun gücünün sağlanacağı, sivil hak ve özgürlüklere vurgu yapan bir anayasa değişikliği talep etti.
- Halk neden memnun değil? Protesto liderleri meşruti düzeni değiştirmek istemiyor; bunun yerine reform, karşılıksız ifade özgürlüğü ve Kral’ın gücünün hesap verilebilir olmasını istiyor. Öğrencileri artık Lese-Majeste yasası ve OHAL tehditleri korkutmuyor. Ülke, Covid-19 salgınının yarattığı ekonomik zorluklarla mücadele ederken Kral milyarlarca dolarlık kraliyet varlığını üzerine transfer edip dünyanın en zengin kraliyet mensubu olmuş durumda.
- Hükümetin adımları: Ardı kesilmeyen protestolar sonucunda hükümet olağanüstü hâl ilan ederek eylemleri ve “hassas” haberlerin yayımlanmasını yasaklarken Başbakan da istifa etmeyeceğini bildirdi.

- Geçtiğimiz ay, Tayland parlamentosunda anayasayı değiştirmeye yönelik adımlar atıldı. Senato ve Temsilciler Meclisi üyeleri anayasa reformu dâhil olmak üzere yedi tasarıyı oyladı ve monarşik düzeni etkilemeden anayasa değişikliğine izin verecek iki teklif yürürlüğe girdi. Bunun üzerine protestocular, meclis binasının önünde ayaklanıp polis ve “Sarı Gömlekliler” olarak da bilinen monarşi yanlılarıyla çatışmaya girdi. Polis müdahalelerine rağmen iki gün devam eden protestolar sonucunda Başbakan göstericileri Lese-Majeste yasasını tamamen uygulamakla tehdit etti. Bu ay başında yapılan siyasi krizi yumuşatmak için olağanüstü meclis toplantısında ulusal uzlaşı komitesinin kurulması teklif edildi. Başbakan; “Protestocular seslerini ve görüşlerini duyurdular, ülkenin geçiminden sorumlu bir lider olarak bu durumu yumuşatmak için ilk adımı atacağım.” dedi. Buna rağmen, beş demokrasi yanlısı liderin polis tarafından Lese-Majeste suçlamasıyla geçtiğimiz pazartesi tutuklandığı bildirildi. Kral’ın CNN ve Channel 4’a Tayland’ın “bir uzlaşı ülkesi” olduğunu belirten açıklamasına rağmen yetkililer tarafından henüz bir adım atılmadı.
- Uluslararası yansımalar: İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) okullar ve yetkililer arasında iş birliği yapıldığını ve protestocuların, Covid-19’a karşı değil, tespit edilip yargılanmamak için maske taktığını iddia etti. Protestoların artması ve hükümetin sert çıkışlarına karşı uluslararası kamuoyu, öğrencilere destek verdi. Tayland’ın askerî müttefiki olan ABD, demokrasi hareketini destekleyen ve hükümeti öğrencilerin haklarını korumaya teşvik eden bir önerge tanıttı. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Ofisi (UNHR) cuma günü Lese-Majeste yasasıyla bu gibi eylemleri suç hâline getirmenin ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini belirterek Tayland’ı anılan yasayı kullanmaktan vazgeçmeye çağırdı.
- Ne olacak? Destekleri artan protestocular, hükümeti taleplerini yerine getirmesi konusunda henüz ikna edebilmiş değiller ki zaten bu çok küçük bir olasılık gibi görünüyor. Geçtiğimiz ay anayasal reforma yönelik adım atacaklarını söylemelerine rağmen, mecliste yeterli oy alınamadı ve erteleme önerisinde bulunuldu. Ardı ardına yapılan protestoların hükümeti büyük bir çıkmaza soktuğu aşikâr. Şu an için tek çare erken seçim gibi duruyor ancak mevcut meclis düzenlemesiyle güncel vaziyette ihtimaller mevcut yöneticilerin lehinde toplanmış durumda.
Ece Uğuz, Hacettepe Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunu. Dış politika ve uluslararası hukuk alanlarında çalışmalar yapıyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta hikâyelerimizde Doğu Akdeniz meselesine, Tayland'daki protestolara ve muhalefetin sivil topluma baskı endişesine odaklanıyoruz.
24 Ara 2020

YAZARLAR

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.
16 Tem 2026

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.



