Teras.

Seçilmemiş kaderler, seçilmiş aileler, seçilmiş ülkeler.
Teras.

Paket servis. bölümünde her hafta, sizden gelen bir temada üç film önerisinde bulunuyorum. Önerdiğiniz temanın ne olduğunda hiçbir sınır yok: Somut ya da soyut herhangi bir sözcük, bir kavram ya da bir his, bir ülke ya da bir mekan, bir yönetmen ya da oyuncu... Bu e-postaya cevap vererek, siz de tema önerinizi paylaşabilirsiniz. 

Sevgili Taner Turna'nın tek siparişi kısa ve özdü: Teras. Taner'in yaz günlerinin, daha doğrusu bir arada geçirilen yaz akşamlarının özlemiyle gönder'e bastığını tahmin ediyorum. 

Seçilmemiş kaderler, seçilmiş aileler, seçilmiş ülkeler. Terası düşünür düşünmez benim de aklıma gün batımından gece yarısına uzanan yaz akşamlarında soğuk mezelerin sıcak sohbetlerle tüketildiği, müziğin ve şarabın daima iyi olduğu, bol gömleklerin üzerine belli bir saatten sonra ince hırkaların atıldığı teras sahneleri geldi. Ve tabii bunlar arasındaki favorim, tekrar tekrar izlediğim nadir filmlerden biri: (500) Days of Summer (2009). Filmin hayaller  ve gerçekleri yan yana koyan o teras partisi sahnesi, geçen haftaki sayının başlığına taşıdığım 'ya farklı olsaydı?' sorularının da bir uzantısı aslında. Bir bahçede, bir balkonda ya da bir terasta... Nerede olduğu önemli değil ama uzun masalarda, birbirini seven insanlarla dolu akşam yemekleri ve yaz geceleri deyince tabii ki Ferzan Özpetek sinemasından söz etmemek imkansız. Şu an bir balkon muydu, bir teras mıydı tam hatırlayamasam da ilk aklıma gelen de ilk izlediğim Ferzan Özpetek filmi oluyor: Le fate ignoranti / Cahil Periler (2001). LGBTİ+ topluluğu için belki de her şeyden önemli olan o seçilmiş aile kavramının ne demek olduğunu öğrendiğim film ve Özpetek sinemasının Serra Yılmaz'lı akşam yemeklerinden sadece biri... Son olarak, teras ve çatı arasındaki farklılığı umursamamaya karar veriyorum ve binaların çatılarındaki sohbetleri düşünüyorum. Önce aklıma The Shawshank Redemption'ın (1994) hapishane çatısındaki sahnesi geliyor ama IMDb 250 listesinin zirvesindeki filmi 'öneri' olarak sunmaya utanıyorum; sonra Victoria'nın (2015) çatı sahnesi geliyor ama ondan da geçtiğimiz hafta yeterince bahsettiğimi düşünüyorum. Geri saralım: Sinema tarihinin en iyi müzikal filmlerinden biri, West Side Story (1961). Modern bir Romeo ve Juliet hikâyesine New York'taki göçmenlerin yaşamını fon seçen müzikalin en sevdiğim şarkılarından America (her ne kadar gerçek bir çatıda değil de bir stüdyo setinde çekilmiş olsa da) New York'a tepeden bakan bir çatıda ülkeyi güzelleyerek başlayıp, zamanla gerçeklerin farkına varıp yerin dibine sokuyor - hak ettiği gibi.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

BÜLTEN SAYISI

🔂 Tekrar tekrar izlenen filmler.

Tekrarlar, sonsuzluk, teras geceleri ve davul sesleri.

18 Nis 2021

🔂 Tekrar tekrar izlenen filmler.

YAZARLAR

Emre Eminoğlu

Sinema, kültür, sanat yazarı ve editör. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor.

İLGİLİ OKUMALAR