TİP Genel Başkanı Erkan Baş'tan mektup var!

Türkiye İşçi Partisi lideri Erkan Baş, Aposto'ya kaleme aldığı mektupta seçmenlere sesleniyor
TİP Genel Başkanı Erkan Baş'tan mektup var!

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

Değerli dostum, 

Açıklıkla söylemeliyim ki, şimdiye kadar siyasal iletişimin ve seslenmenin her türünü denediğimi sanıyorum. Ancak yurttaşlara, seçmenlere mektupla hitap etmek tecrübeli olduğum bir konu değil. Yine de samimiyetin ve muhabbetin korunması gereken değerlerin başında geldiğini düşündüğümden, olabildiğince açık ve perdesiz bir biçimde yazmaya çalışacağım satırlarımı.

Türkiye, hepimizin gayet iyi bildiği ve yakından deneyimlediği gibi, 21 yıldır korkunç bir karanlığın içerisinde yaşıyor. Bu süre zarfında ölümler de yıkımlar da gördük, hırsızlıklara da arsızlıklara tanık olduk, utanç içinde de kaldık acı içinde de. Tek tek ve uzun uzun anlatmama gerek yok.

Şimdi ise, bu karanlıktan kurtulmamız için büyük bir fırsatın eşiğine gelmiş durumdayız. Ülkemizde 21 yıldır süren karanlığa karşı yeşeren direncin tek bir sahibi olduğunu söylemek imkansız. Bu direnç kimi zaman el birliğiyle kimi zaman tek tek, kimi zaman da dayanışma içinde büyüdü, korundu ve bizi bugün geldiğimiz eşiğe ulaştırdı: Gençler, kadınlar, işçiler, Cumhuriyetçiler, Kürtler, Aleviler, LGBTİ+’lar, çevreciler, aydınlar, sanatçılar ve listeyi uzatmamak için anmadığım başkaları…

Bu söylediğim sadece bir gerçeği resmetmek için değil, esas olarak önümüzdeki sürecin yol haritasını çıkarırken başvurmamız gereken bir referans olarak değerli. Bizim bu referanstan çıkardığımız sonuç yalın: Türkiye’de 21 yıldır kimler direndiyse, bundan sonraki yıllarda da onların sesi ve sözü geçerli olmalı. Yeni Türkiye’yi onlar; yani gençler, kadınlar, işçiler, cumhuriyetçiler, Kürtler, Aleviler, LGBTİ+’lar, çevreciler, aydınlar, sanatçılar kurmalı. Yine el birliğiyle, yine dayanışma içinde.

Özetlersem, şunu demeye çalışıyorum: Türkiye, 21 yılın sonunda kurtuluş evresine gelmiş durumda. Evet, şu anda en ivedi görevimiz ülkemizin bu 21 yıllık Saray iktidarından kurtuluşunu sağlamaktır. Tam da bu nedenle, Cumhurbaşkanlığı seçiminde ortak aday ihtiyacını ilk dile getiren ve öneren parti Türkiye İşçi Partisi oldu. Şimdi de Sayın Kılıçdaroğlu’nun adaylığını destekledik, oylarımızı Kılıçdaroğlu’na vereceğimizi ilan ettik.

Ancak bu, yani Cumhurbaşkanlığı seçimindeki tutumumuz sadece yukarıda sözünü ettiğim kurtuluş evresine dair bir tutum. Çünkü bizim bir de kuruluş hedefimiz var. Yani, kurtuluş evresinden sonra, 21 yılda tüm alanlarda yaşadığımız yıkımın telafi edileceği ve bir daha tekrarlanmaması için güçlü sigortaların oluşturulacağı bir kuruluş evresine ihtiyacımız var.

Türkiye İşçi Partisi’ne, işte tam da bunun için ihtiyaç var.

Türkiye, 14 Mayıs’tan sonra yeni bir evreye girecek. Küçük bir ihtimal de olsa, Cumhur İttifakı’nın kazanması durumunda da Millet İttifakı’nın kazanması durumunda da halkın ve emekçilerin siyaset alanındaki temsili konusunda büyük bir boşluğun söz konusu olacağını daha şimdiden görebiliyoruz. Evet, yeni bir Türkiye kurulacak, yeni meclis yeni dönemin koordinatlarını ve çerçevesini oluşturacak; peki bütün bunlar olurken Türkiye’nin emekçilerini, alın teriyle yaşayan yurttaşlarımızı, kısacası halkımızı kim ve kimler temsil edecek? Halkın çıkarlarını ve haklarını kimler savunacak, haykıracak? Birileri rejimin, birileri devletin sigortası olmaya talipken, kim halkın sigortası olacak, halk adına kırmızı çizgiler çekecek?

Bizim kendimize biçtiğimiz misyon ve üstlendiğimiz görev bu: Kurtuluş evresini takip edecek kuruluş evresinde halkın siyaset alanındaki temsilini sağlamak, halkın sigortası olmak.

Bunu şimdiye kadar 4 vekille ve binlerce parti üyemizle yerine getirmeye gayret ettik; ne kadar başarılı olduğumuz sorgulanabilir elbette, ancak biliyoruz ve görüyoruz ki, en azından elimizden geleni yaptığımız konusunda tüm sevdiklerimizi ikna edebildik. Şimdi, 4 vekille yapmaya gayret ettiğimiz şeyi daha fazla vekille yapmaya, binlerce üyeyle sırtlandığımız sorumluluğu on binlerce üyeyle sırtlanmaya geçiyoruz.

Sevgili dostum, eğer TİP’in 5 yıllık meclis çalışmasından memnunsan, bir kez bile olsa “iyi yaptılar” dediysen, TİP’li vekillerin sözleriyle ve eylemleriyle bir kez bile olsa gurur duyduysan, bunu büyütmek senin elinde. Meclise 4 değil, 14 ya da 24 vekil göndermek senin elinde. Yapman gereken tek şey, cumhurbaşkanlığında Kılıçdaroğlu’na, milletvekilliği seçimlerinde ise Türkiye İşçi Partisi’ne oy vermek.

Bu seçimde bir oyun bile ne kadar değerli olduğunun farkındayım elbette. Sizlerin de o biricik oyunuza ne kadar değer verdiğinizi, oyunuzun gerçekten işe yaraması için ne kadar titizlendiğinizi biliyorum. Bu sadece haklı değil, aynı zamanda olması gereken şeydir; demokrasi, yurttaşın seçme hakkının korunmasıyla ve iradesinin yönetime yansımasıyla başlar.

Bu yüzden senden rahatlıkla oy isteyebiliyorum: Çünkü TİP’in baraj sorunu yok ve verdiğin oy asla boşa gitmeyecek. Bildiğiniz gibi, TİP, seçimlere Emek ve Özgürlük İttifakı çatısı altında giriyor. İttifakımız birçok anket şirketinin verilerine göre daha şimdiden yüzde 15’ler seviyesine geldi bile. Yani bizler, EHP’li, EMEP’li, HDP’li, SMF’li, TÖP’lü, Yeşil Sol Partili dostlarımızla birlikte, 12 Eylül cuntacılarının halka, sola, Kürtlere karşı diktiği barajı zaten yıkmış durumdayız. Haliyle, TİP’e verilen oyların barajın altında kalması, böylelikle boşa gitmesi ihtimali bile yok.

Zaman zaman dile getirilen bir başka endişe hakkında da konuşmak isterim: Acaba TİP, aldığı oylarla hem kendisi milletvekili çıkaramayacak hem de diğer muhalif partilere vekil kaybettirecek olabilir mi? Bunun olmaması için çok titiz ve il il ölçeklendirilmiş çalışmalar yaptığımızı bilmenizi isterim. TİP, ufak bir ihtimal de olsa başta Yeşil Sol Parti ve CHP’ye vekil kaybettirme riski olan hiçbir bölgede seçime girmedi. Örneğin, Ankara 1. bölge, Aydın, Bursa 2. bölge, İzmir 1. bölge, Kocaeli, Manisa gibi illerde Yeşil Sol Parti lehine; Bartın, Burdur, Kastamonu gibi illerde de CHP lehine seçimden çekildik. Seçime girdiğimiz bölgelerde de dostlarımızla görüşerek karşılıklı uzlaşma yoluna gittik. Haliyle, TİP’in, çıkarabildiği ya da çıkaramadığı vekillerle muhalefetin vekil sayısını düşürmesi ihtimali de bulunmuyor.

Baraj sorunu ortadan kalktığına göre matematik basit: TİP, seçime girdiği bölgelerde milletvekili seçilmek için gerekli oyu aldığı her yerde Meclis’e bir vekil gönderebilecek. Bu gerekli oy bazı illerde 60 binler, bazılarında 80 binler, bazılarında da 100 binler civarında. Ve şimdiye kadar hem yaptırdığımız araştırmalarda hem de sahadan derlediğimiz verilerde TİP’in seçime girdiği bölgelerde bu oy sayılarına ulaştığı, ulaşmak üzere olduğu görülüyor.

Sona gelirken, senden ricam, Türkiye’de sosyalistlerin kendi parti listeleri ve adaylarıyla meclise girebilmesinin, mecliste güçlü bir sosyalist grup kurabilmesinin, böylece sosyalizm fikrinin ülkede daha geniş bir meşruiyet ve siyaset alanına kavuşmasının tarihsel önemini bir kez daha düşünmen. Çünkü inanıyorum ki, böyle düşündüğümüzde TİP’in 5 yılda yarattığı ve şimdi seçimler vesilesiyle kalıcılaştırmaya çalıştığı mevzinin desteklenmesi, büyütülmesi ve korunması gerektiği görülecektir. Tüm samimiyetimle, bu mevzinin sadece TİP’e değil ülkemizin tüm sol/sosyalist güçlerine fayda sağlayacağına, emekten ve adaletten yana yurttaşlarımıza güç ve huzur vereceğine, ülkemizi kendi iktidar hırslarının kurbanı etmeye yeltenenleri de aşılmaz kırmızı çizgiler çekerek durduracağına inanıyorum.

Mücadelemiz uzun soluklu, zorlu bir mücadele; birçok farklı görevden ve aşamadan oluşan, tek bir hamlede değil planlı ve bazen de zikzaklı bir haritayla ilerlenen bir yolda yürüyoruz. Bu yolda şimdilik görevimiz önce kurtuluşumuza en güçlü desteği sağlamak; sonra da yeni Türkiye’de halkın sigortası olmak.

Vaktiyle söylediğim bir sözle mektubuma son vereyim: TİP, Türkiye’nin kırmızı çizgisi olmak üzere atıyor adımlarını.

Bu çizgilerin gerçek sahibi halkın ta kendisidir. TİP de o halkın, yani sizlerindir: TİP Senin, Meclis Senin.

Önce 1 Mayıs’ta Maltepe’de buluşmak, sonra da 15 Mayıs’ta ülkemizin tüm sokaklarında mutlulukla kucaklaşmak dileğiyle,

Hepinizi gönülden selamlıyorum.

Erkan Baş

Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

YAZARLAR

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

SpektrumSpektrum

HİKAYE

Başka bir kader yoksa: Çocuklara verilecek cezaların artırılmasının sonuçları ne olabilir?

Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

Başka bir kader yoksa: Çocuklara verilecek cezaların artırılmasının sonuçları ne olabilir?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Zalim iyimserlik: İktidar, muhalefet ve topluma Anadolu’dan bakmak

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.

16 Tem 2026

Zalim iyimserlik: İktidar, muhalefet ve topluma Anadolu’dan bakmak
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Ahbap Derneği olayı: Türkiye’de dernek ve vakıflar nasıl denetleniyor?

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Pelin Cengiz

·

15 Tem 2026

Ahbap Derneği olayı: Türkiye’de dernek ve vakıflar nasıl denetleniyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

İstanbul Barosu raporu: Kuyu tipi cezaevlerinde neler yaşanıyor?

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Melisa Gülbaş

·

13 Tem 2026

İstanbul Barosu raporu: Kuyu tipi cezaevlerinde neler yaşanıyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Bir bakışın arkası: İzlanda'nın 'ekonomist' başbakanı Kristrún Frostadóttir'i anlamak

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.

Uraz Kaspar

·

12 Tem 2026

Bir bakışın arkası: İzlanda'nın 'ekonomist' başbakanı Kristrún Frostadóttir'i anlamak