
Herkese merhaba. Geçen haftaki yazımızda, döngüsel ekonomi ve sürdürülebilirlik kavramlarını farklı açılardan inceleyerek, doğru anlamları üzerine tartışmıştık. Yazımızın sonunda ise aşağıdaki anketi sizlerle paylaşarak, bu konudaki görüşlerinizi almak istemiştik. Anketimiz fazlası ile ilgi çekti bu nedenle geçen haftaki yazımızı gözden kaçırmış olabilecek okurlarımız için, anket linkini tekrar paylaşmak istedik. Bu sayede çok daha fazla kişinin görüşleri ile en azından okurlarımızın bakış açılarını ve belki de ülkemizin bu konuya olan bakışını az çok bulabileceğiz.
Anket hatırlatmamız sonrası bu haftaya dönebiliriz. Bu hafta döngüsel ekonominin en temel ilkeleri arasında yer alan inovasyonu, toplumsal yapıların dönüşümündeki önemli rolü üzerinden tartışmaya çalışacağız.

Bildiğiniz gibi inovasyon, döngüsel ekonomi içerisinde fazlası ile önemli bir role sahip. Uzun yıllardır hem iş yapış şeklimizi hem de düşünce şeklimize işlemiş olan lineer ekonominin aksine, duvarları yıkmayı, beklenmedik veya görülmemiş bakış açılarını ortaya çıkarmayı hedefleyen döngüsel ekonomi, bu hedefine inovasyonun gücü ile erişebilir. Bunu yaparken de;
-yeni teknolojilere veya mevcut teknolojilerin farklı alanlarda kullanımına odaklanabilir,
-ürün tasarımı noktasında hiç bakılmamış bir taraftan bakarak en yaratıcı ürünlerin hayatımıza girmesine imkân sağlayabilir,
-ya da bu yaratıcılığı, globalde kabul görecek yepyeni gelir elde etme modellerine erişmekte kullanabilir.
Bu saydıklarımız inovasyonun, döngüsel ekonomi dönüşüm sürecinde hangi şekillerde yararlanılabilecek bir araç olduğunu gösteren en geniş kapsamlı örnekler. Peki ya toplumsal yapıların değişmesi için inovasyon nerede konumlanmalı? İnovasyonu, döngüsel ekonomiye dönüşüm sürecinde toplumsal yapılara etki edecek kadar güçlü hale getirecek en önemli şey elbette kuralları, inanışları ve düşünce yapılarını tamamen değiştirebilecek olması. Fakat bunların yanında, teknolojiyi inovasyonu güçlendirmek için nasıl konumlandırmalı, birlikte bakalım;
-Döngüsel ekonomiye dönüşte teknoloji, toplumsal yapıyı tamamen değiştirecek bir ürün veya hizmete odaklanarak, toplumsal yapının ortasında konumlanmalı. Globalde kullanılan, hayatın bir parçası olmuş teknolojiler gibi yaratıcı bir teknoloji ile ortaya çıkmış döngüsel ürünler, dönüşüm sürecinde merkezi bir rol oynayabilir. Buna örnek olarak da hayatımızın çok büyük bir kısmını kaplayan plastiklerin yerine ortaya çıkmış olan, biyoplastik malzemeler. Biyoplastik teknolojisi toplumun ne yazık ki merkezinde konumlanmış olan plastik maddesini hayatımızdan çıkartacak kadar etkili bir teknolojidir diyebiliriz.
-Döngüsel dönüşüm için teknolojinin önemli bir diğer rolü ise, ana hedefin toplumsal davranış değişikliği olduğu ve bunun için teknolojiyi ikinci planda ama önemli bir destekçi olarak kullanan inovasyonlar. Bu değişimde daha çok mevcut teknolojilerin gelişmesine ve bu sayede daha pozitif etkili inovasyonlara imkân tanıması amaçlanabilir. Buna örnek olarak ise alışverişte paket kullanımının kalkmasını düşünebilirsiniz. Burada ana amaç, paket kullanımını azaltarak toplumsal davranışı değiştirmek. Bunu yaparken de elbette paketleme ile ilgili daha inovatif çözümlerle bu davranış şeklini değiştirmeye yönelik alternatifler sunmak.
-İnovasyonun, döngüsel ekonomiye geçiş sürecindeki bir diğer önemli rolü ise, yukarıdaki gibi toplumsal değişimi ön sıraya koyan ve bunu yaparken de teknolojiyi bir yardım eli gibi kullanması diyebiliriz. Burada önemli olan, toplumsal değişim sürecinde teknoloji sadece bir destek olarak var olmakta ve temelde çok önemli bir düşünce ve çoğunlukla kültürel yapının değişmesi sürecine destek oluyor. Bunu dünyanın en temel sorunlarından olan sahip olma düşüncesinin paylaşım ekonomisine dönüşümü ile örneklendirebiliriz. Lineer ekonomi ürün veya hizmete tüketicinin sahip olmasını sağlarken, döngüsel ekonomi, üreticinin, ürün ve hizmetlerine sahip olması gerektiğini savunur. Bunun sebebi ise, üreticinin ürünü üretip bırakmaması sayesinde, ürünü hep kendi sermayesi olarak görerek uzun ve kaliteli bir ürün ömrü sağlayacağını öngörmesidir.
Bunu aslında yavaş yavaş hayatımızın bir parçası olan paylaşım ekonomisi iş modelleri ile deneyimlemekteyiz;
-Sadece basit bir mobil uygulama üzerinden ihtiyacımız kadar kullanmak adına kiraladığımız arabalar,
-sırf eğlence olsun veya gerçekten de ulaşımımızı sağlasın diye kiraladığımız elektrikli “scooterlar”, ya da
-yaz aylarında 1 haftalığına kiraladığımız tekneler, evler, karavanlar.
Bu yukarıdaki ürünlerin hepsine ekonomik durumumuz elveriyor ise kendimiz de sahip olabiliriz. Ama sadece yılda 1 defa kullanacağımız tekneye sahip olmanın, o tekne için kullanılan binlerce kaynağın tamamen verimsiz kullanımına sebep olacağını kabul etmemiz gerekiyor. Ya da sadece hafta sonları kullanabileceğimiz özel arabalarımız? Bu örneklere benzer, aslında birçok ürüne kişisel olarak sahip olmasak da ihtiyaçlarımızı karşılayabileceğimiz örnekler verilebilir. Fakat temel amacı hepimiz anladık.

Döngüsel ekonomi, her yazımızda üzerinde inatla durduğumuz gibi sadece basit 1–2 stratejiden ibaret değildir. Bir düşünce yapısı değişimi gerektirdiğinden, inovasyonu ve yaratıcılığı hem toplumsal hem ekonomik hem de çevresel etkilerini göz önünde tutacak şekilde kullanır. Bu nedenle, sadece malzemelerin döngü içinde kalması olarak dar bir aralıkta tutamayacağımız döngüsel düşünce yapısı, doğru anlamlandırma ile erişebileceğimiz bir düşünce yapısı olarak önemini gün geçtikçe artırmakta diye düşünüyoruz.
Sistemi baştan tasarlarken, çevresel, sosyal ve ekonomik etkileri göz önünde bulundurarak her türlü teknolojinin denenmesi, geliştirilmesi ve bunların hepsinin doğru konumlandırmalar sayesinde olması gerekmektedir. İnovasyon ve teknolojinin döngüsel ekonomideki yeri hakkında siz ne düşünüyorsunuz? 30 yaşına kadar 1 ev 1 de araba “sahibi” olmak hala yeterince önemli mi?
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Döngüsel Ekonomi
Döngüsel Ekonomi Hakkında Her Şey!
İLGİLİ OKUMALAR



