Toplumun aynası olarak göç ve göç araştırmaları

Deniz Yükseker
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (UNHCR) güncel istatistiklerine göre, dünyada toplam 110 milyon zorla yerinden edilmiş kişi var. Bunların 36,4 milyonu mülteciler, yani savaş, çatışma veya insan hakları ihlalleri nedeniyle ülkesini terk etmek zorunda kalan topluluklar. Toplam rakamın 62,5 milyonunu ise çatışma veya savaşlar nedeniyle ülke içinde zorla yerinden edilen insanlar oluşturuyor. Zorla yerinden edilmelerin yüzde 52’si üç ülkeden kaynaklanıyor; sırasıyla Suriye (6,5 milyon), Afganistan (6,1 milyon) ve Ukrayna (5,9 milyon). Bu insanlar nerelerde yaşıyorlar diye baktığımızda, 3,4 milyon mülteci ile ilk sırayı Türkiye (çoğunlukla Suriyeliler) ve İran’ın (Afganlar) paylaştığını görüyoruz. İkinci sırayı ise 2,5 milyon mülteciyle Almanya (Ukraynalılar, Suriyeliler, Afganlar) ve Kolombiya (Venezuelalılar) paylaşıyor. Pakistan’da ise 2,1 milyon Afgan mülteci var. Bangladeş (962.000 Rohingya Müslümanı) ile kendi nüfuslarına oranla bir hayli çok sayıda mülteci barındıran Lübnan (800.000 Suriyeli) ve Ürdün’ü (660.000 Suriyeli) de unutmamak gerek. 36,4 milyon mültecinin yüzde 75’inin düşük ve orta gelirli ülkelerde ve genelde kendi memleketlerine komşu devletlerde barınmakta olduklarını tahmin etmek güç değil.
Bu sayılara bir de uluslararası göçmenleri ekleyelim. Birleşmiş Milletler, bir ülkede doğmamış olanlar veya yabancı pasaport taşıyanların uluslararası göçmen oldukları varsayımıyla, 232 ülke için “uluslararası göçmen stokunun” büyüklüğünü tahmin ediyor. Buna göre, 2020 yılında dünyadaki toplam uluslararası göçmen sayısı 280 milyondu. Bu sayıya, ülkesini savaş nedeniyle terk edenler de dahil. 280 milyon uluslararası göçmenin 155 milyonu Kuzey Amerika, Avrupa ve Okyanusya’nın (Avustralya ve Yeni Zelanda) oluşturduğu “Küresel Kuzey” ülkelerinde, geriye kalan yüzde 45’i ise Asya, Afrika ve Latin Amerika ve Karayipler’de, yani “Küresel Güney”de yaşıyordu.
19. yüzyılın sonu ile 20. yüzyılın başı arasındaki on yıllarda milyonlarca kişi Avrupa’dan Kuzey Amerika’ya göç etti. 1920’lerden itibaren ABD’de “göç araştırmaları” diye bir akademik alan oluştu. Önceleri sosyologlar ve ekonomistler, “İnsanlar neden göç eder?” ve “Göç ettikleri yerde topluma nasıl asimile olurlar?” gibi sorulara yanıt vermeye çalışıyorlardı. Siyaset bilimciler, nüfus bilimciler, kent bilimciler ve coğrafyacıların da katıldığı göç araştırmaları alanı, 1960’lerden itibaren hızla büyüdü. Göç araştırmacıları; göçmenlerin toplumsal entegrasyonu veya asimilasyon yanısıra ırkçılık, etnik azınlıkların oluşması, iltica, göçmenlerin demografik özellikleri gibi pek çok konuda eser veriyorlar.
Göç araştırmalarına eleştirel bir bakış
Bu alanda çalışıp da yaptıkları işe özdüşünümsel yaklaşan bazı akademisyenler, “göç araştırmaları” hakkında da araştırmalar yapıyorlar! Bu eleştirel literatür oldukça geniş bir alanı kaplamakla birlikte, dünyanın en çok sayıda mülteciye ev sahipliği yapan ülkesinde yaşayan bizler için özellikle ilginç iki nokta var.
Birinci nokta şu: Mültecilerin çoğunluğunun kaçtıkları ve vardıkları ülkeler Küresel Güney’de yer alıyor olsa da mültecilik ve göç alanındaki araştırmaların büyük çoğunluğu Küresel Kuzey’de üretiliyor.
İkinci nokta birinciyle bağlantılı: Göç araştırmalarının tematik öncelikleri ve kullanılan kavramlar da Küresel Kuzey’de üretiliyor. Bu iki noktayı biraz açmaya çalışalım.
Asya Pisarevskaya, Nathan Levy, Peter Scholten ve Joost Jansen’in yaptıkları bir araştırma, 1980’lerden itibaren göç araştırmaları alanındaki yayınların ivme kazandığını gösteriyor. Göç alanındaki İngilizce süreli yayınlar ve kitapların yazarlarının kurumlarını ve yazıların konularını inceleyen dört araştırmacı, 2000’den itibaren yayın sayısının çok hızlı arttığını belirtiyor. Ancak bu bilgi üretimi büyük oranda ABD, Kanada, Britanya, İskandinavya, Avustralya ve Yeni Zelanda’da yoğunlaşıyor. Diğer Batı Avrupa ülkeleri bile geriden geliyor.
Yazının devamına buradan ulaşabilirsiniz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Göç çalışmalarına dair küresel bir resim ve Türkiye'de göçün hikayesi üzerine
10 Ara 2023

YAZARLAR

Zappa Zamanlar
“So many books so little time...” Frank Zappa’dan ilhamla: Zappa Zamanlar: Kitaplar ve podcastler üzerine uzunlu kısalı… Doğadan yemeğe, edebiyattan ekonomiye okuma ve dinleme notları…
İLGİLİ OKUMALAR


