TÜİK Sorunu Büyüyor

Enflasyon yüksek seyrettiği ve kamunun ücretler üzerindeki etkisi oldukça yüksek olduğu sürece bu tartışma devam edecek gözükmekte. Ücretlere ve fiyatlara kamu müdahalesi enflasyon sorununu derinleştirmekte ve ekonomiye güveni zedelemekte. Buradaki güven kaybından başta yeni ekonomi yönetimi olmak üzere iktidar da genel olarak zarar görüyor.
TÜİK Sorunu Büyüyor

Kritik zamanlarda sürekli değişen yönetim kadrosu ve açıkladığı enflasyon oranlarıyla gündeme gelen TÜİK bu hafta tekrardan tartışma gündeminin en tepesine oturdu. Ekonomim gazetesi yazarı Alaattin Aktaş’ın 8 Temmuz tarihli TÜİK’in ürün madde fiyatlarına dair yazısı oldukça ses getirdi (2). Bu tartışmaya açık yazının olduça ses getirmesi üzerine ertesi gün TÜİK Başkanı Erhan Çetinkaya basın toplantısı düzenleyerek soru işaretlerini gidermeye çalıştı fakat verdiği cevaplar soru işaretlerinin daha da büyümesine yol açtı.

Alaatin Aktaş yazısında en son 2022 Nisan ayında ortalama fiyatları açıklanan tüketim ürünlerini alarak ürünlerin bağlı olduğu madde gruplarındaki fiyat değişimleri üzerinden bugünkü fiyata getirdi ve TÜİK’in ürün hesaplarında kullandığı güncel fiyatları kabaca göstermeye çalıştı. Örneğin 2022 Nisan ayında TÜİK ortalama domates fiyatını 18,53 TL olarak açıklamış ve daha sonrasında ürün fiyatlarını açıklamamıştı. Domatesin bağlı bulunduğu meyve sebze grubunu ise TÜİK her ay düzenli şekilde açıklıyor. TÜİK’e göre meyve sebze grubunda Nisan 2022 tarihinden 2024 Haziran’a kadar %54,84’lük bir artış gerçekleşmiş durumda. Bu bilgiler üzerinden Aktaş tüm meyve sebzelerin fiyatını bugüne %54,84 artış üzerinden çekerek bugünkü fiyatları bulmaya çalışmış ve örneğin güncel domates fiyatını 28,69TL olarak bulmuş. Burada Alaattin Aktaş’ın tüm meyve sebzeler aynı oranda artmış gibi hesaplama yapması teknik olarak hatalı bir yöntem. Üstelik ses getiren ortalama kiraların 5844TL olması enflasyon hesaplama yöntemi açısından da mümkün olabilir (kiracı olma ve olmamayla alakalı bir durum). Enflasyon ölçümünde önemli olan fiyat seviyesi değil fiyat değişim yüzdesidir. Nitekim TÜİK’e göre kiralar bu sürede %314 oranında artmış durumda. Fakat genele bakıldığında yazı yine de bir fikir edinmeye yardımcı olmakta.

Bu ses getiren yazının ertesi günü TÜİK Başkanı Erhan Çetinkaya’nın çok tepki çeken basın toplantısı gerçekleşti. Başkan Çetinkaya enflasyon oranını ayın üçü gibi en erken açıklayan ülkelerden biri olduklarını iddia etti. Fakat ürün fiyatlarının neden açıklanmadığı sorusuna ayın üçüne yetişmesi zor diyerek çelişkili bir cevap verdi. Kurumdan daha önce ‘’ürün fiyatlarının açıklanması yanıltıcı yorumlara neden olduğu için yayınlamamayı tercih ediyoruz’’ açıklaması gelmişti. Bu açıklamada ise yanlış yorumlama değil ayın üçüne yetişmediği için açıklanmadığı dile getirilmiş oldu.

TÜİK Başkanı Erhan Çetinkaya’nın “Enflasyonun %75 olmasıyla %45 olması arasında nasıl bir fark var bunu bir irdelemek lazım diye düşünüyorum. Bana sorarsanız bir fark yok. Fiyatlar gene artıyor” sözleri ise bir diğer tuhaf açıklama idi (3). Enflasyon yükseldikçe belirsizlikler artmakta, firmalar fiyatlama yaparken zorlanmakta ve hatta maliyetlerdeki olası artışlara karşı risk almayıp marjları artırmakta. Ayrıca kredi maliyetlerinin enflasyon artıkça daha da artması birçok projenin yapılabilir olmaktan çıkmasına, eşitsizliğin ve yoksulluğun daha da artmasına yol açarken bir fark görmemek mümkün değil. Nitekim Merkez Bankası’nın son bir senedir attığı sıkılaştırıcı adımların hepsi bu yıl sonunda enflasyonu %70’li seviyelerden %40’lı seviyelere düşürebilmek için.

TÜİK Başkanı Çetinkaya bu tuhaf savunmalara ek olarak, fiyatların artışında fahiş kârlar olduğunu iddia etmekle fiyatların yükselmesinin suçunu bir anlamda iktidarın üzerinden alarak büyük firmalara yükledi. Böyle bir açıklamayı yapacak kurum çalışması bulunmamakta ve kurumun fahiş fiyat tespit edecek ne yetkisi ne de uygulayacak bir yöntemi var. Üstelik iş dünyasına suçlamaları yöneltmek iktidarın uyguladığı ve öncelikle yoksulları etkileyen politikaları ile de bu söylem ters düşmekte. TÜİK Başkanı olarak görev ve yetkilerinin dışına çıkarak yaptığı bu suçlamaya İstanbul Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan “İK, bugün görev alanının dışına çıkarak enflasyon konusunda bazı kesimleri suçlamak yerine, toplumun geneli tarafından merak edilen enflasyon hesaplama yöntemiyle ilgili sorulara daha ikna edici bir açıklama getirmeliydi.” twitiyle durumu özetleyen bir tepki gösterdi (4).

Sonuç olarak, enflasyon yüksek seyrettiği ve kamunun ücretler üzerindeki etkisi oldukça yüksek olduğu sürece bu tartışma devam edecek gözükmekte. Ücretlere ve fiyatlara kamu müdahalesi enflasyon sorununu derinleştirmekte ve ekonomiye güveni zedelemekte. Buradaki güven kaybından başta yeni ekonomi yönetimi olmak üzere iktidar da genel olarak zarar görüyor.

* Caner Gerek


[1] Teklif Metnine şuradan erişilebilir: https://cdn.tbmm.gov.tr/KKBSPublicFile/D28/Y2/T2/WebOnergeMetni/c3d4bbf9-eb20-4e80-ac3d-e7772a54c139.pdf

2 https://www.ekonomim.com/kose-yazisi/iste-tuikin-devlet-sirri-gibi-sakladigi-madde-fiyatlari/753114

3 https://www.bloomberght.com/tuik-baskani-acikladi-haziran-enflasyonu-neden-dusuk-geldi-2356103

4 https://x.com/erdal_bahcivan/status/1810699426211545248

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Özgürlük GündemiÖzgürlük Gündemi

BÜLTEN SAYISI

Dokuzuncu Yargı Paketi Ne Getiriyor?

Dokuzuncu Yargı Paketi Ne Getiriyor?, Sinan Ateş Davası Görülmeye Başladı, TÜİK Sorunu Büyüyor.

16 Tem 2024

Dokuzuncu Yargı Paketi Ne Getiriyor?

YAZARLAR

Özgürlük Gündemi

Özgürlük Araştırmaları Derneği'nin hazırladığı Özgürlük Gündemi, Türkiye’nin hukuk devleti, ekonomi, siyaset ve sivil toplum gündemine ilişkin vakıaların değerlendirildiği, iki haftada bir pazartesi günü yayımlanıyor.

İLGİLİ OKUMALAR