Türkiye'nin gıda güvenliği sorunu: Gıda zehirlenmeleri artıyor mu?

Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
Almanya'dan Türkiye'ye tatile gelen 4 kişilik Böcek ailesinin tamamının hayatını kaybetmesinde "gıda zehirlenmesi" ihtimali soruşturma ilerledikçe azalıyor.
Otelde zehirlenen kişilerden alınan örneklerde toksik madde tespit edilemedi ancak olayın oluş şekli ve aynı otelde kalan iki kişinin daha benzer şikayetlerle tedavi altına alınması, oteldeki ilaçlamadan kaynaklanan kimyasal zehirlenme ihtimalini güçlendirdi.
- Ölümlerle bağlantılı olarak bugüne kadar gözaltına alınan 11 kişiden 8'i tutuklanırken üçü adli kontrolle serbest bırakıldı. Tutuklananlar arasında midyeci Y.D, lokumcu F.T, kokoreççi E.E., kafe işletmecisi F.M.O., ilaçlama şirketinin görevlileri Z.K, S.K. ve D.C. ile otel çalışanı M.M.U.D.C. bulunuyor. Otelin sahibi H.O. ve otel çalışanı R.B. ile simitçi M.K. adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Savcılığın tutuklama talepli sevk yazısında, olayın meydana geldiği otelin 202 numaralı odasının DSS isimli ilaçlama şirketi tarafından 11 Kasım'da ilaçlandığı belirtilirken İl Sağlık Müdürlüğü tarafından soruşturma dosyasına eklenen yazıda şirketin izinsiz faaliyet gösterdiği, ilaçlama işlemini yapan D.C. adlı şüphelinin ilaçlama işlemi yapmak için sertifika kaydı olmadığı ifade edildi.
Dosyada ayrıca zehirlenme nedeniyle hayatını kaybeden baba Servet Böcek'in otelin kapısı kilitli olduğu için dışarı çıkamadığını gösteren kamera görüntülerine ulaşıldığı da bildirildi. Görüntülerde Servet Böcek, kucağında çocuğuyla birlikte kapıyı kırmaya çalışıyor; çevredeki vatandaşlar ona yardım etmeye çalışırken otelde resepsiyon görevlisi olarak çalışan M.M.U.D.C. gelerek kapıyı açıyor.
Öte yandan: Resepsiyon görevlisi M.M.U.D.C., ilk ifadesinde ilaçlama sonrası kokudan rahatsız olarak dışarı çıktığını söylerken ikinci ifadesinde kokudan bahsetmeden yemek yemeye çıktığını, döndüğünde otelin önünde ambulans gördüğünü söylemişti.
Olay gıda zehirlenmelerine dikkat çekti
Polis, soruşturmanın ilk aşamasında ailenin yemek yediği midyeci, kokoreççi, lokumcu ve bir kafe sahibini gözaltına almıştı. Soruşturmanın ileri aşamaları, ilaçlama kaynaklı kimyasal zehirlenme ihtimalini güçlendirse de bu durum, gıda zehirlenmesi vakalarına yönelik dikkati artırdı ve başka vakaların da gündeme gelmesine neden oldu.
İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner, İstanbul genelinde Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan değerlendirmelerde, gıda zehirlenmelerine ilişkin olağan dışı herhangi bir artış tespit edilmediğini belirtse de gündeme gelen vakalar, Türkiye'de gıda zehirlenmelerinin nadir görülmediğini gösteriyor.
Örneğin: Üç gün önce Kastamonu'nun Doğanyurt ilçesinde mevlitte ikram edilen ayran ve tavuklu pilavdan yiyen 30 kişi gıda zehirlenmesi şüphesiyle hastaneye başvurdu. Yine üç gün önce Niğde’de valilikten yapılan yazılı açıklamada, pastırma tükettikleri belirlenen 5 kişinin zehirlenme şüphesiyle hastaneye başvurduğu ifade edildi. Trabzon'un Ortahisar ilçesinde düğünde yedikleri yemekten zehirlendikleri düşünülen 65 kişi tedavi altına alınırken Samsun'da bir okulda yemek yedikten sonra rahatsızlanan 5 öğrenci hastaneye kaldırıldı.
Ayrıca: 11 Kasım'da Rize'de bir mevlit yemeği sonrası 103 kişi gıda zehirlenmesi şüphesiyle hastaneye başvururken 7 Kasım'da Karabük'te 24 öğrenci kent merkezinde düzenlenen bir etkinlikte tavuk döner yemelerinin ardından rahatsızlandı.
Son olarak İstanbul'un Beyoğlu ilçesindeki bir kafede endüstriyel bulaşık deterjanıyla hazırlandığı iddia edilen Türk kahvesini içen 26 yaşındaki mühendis Ayben Özçilingir Turtura, entübe edilerek yoğun bakıma alındı. Turtura’nın boğazında, yemek borusu, mide ve akciğerinde yanıklar oluşurken buna neden olan maddenin lavabo açıcı gibi temizlik maddelerindeki kostik madde (sodyum hidroksit) olduğu kesinleşti.
Konuyla ilgili DW Türkçe'ye konuşan Türk Tabipleri Birliği (TTB) Halk Sağlığı Kolu Başkanı Nasır Nesanır, gıda güvenliğinin Türkiye'de kronikleşmiş bir halk sağlığı sorunu hâline geldiğini söylüyor:
"Çoğu vaka hijyen, saklama koşulları ve soğuk zincir sorunlarıyla ilgili. Yemek sektöründe risk giderek artıyor. En çok etkilenen gruplar öğrenciler, işçiler ve kamu kurumlarında yemek yiyen yurttaşlar. Denetim ve izleme mekanizmaları erken uyarı veremiyor. Vakalar genellikle olduktan sonra fark ediliyor."
Nesanır, gıda kaynaklı hastalıklardaki artışın nedenleri hakkında ise şunları söylüyor:
"Denetçi sayısı ihtiyacın çok altında. İl laboratuvarlarının personel ve teknik kapasitesi sınırlı. Yaptırımlar düşük, birçok işletme cezayı maliyet olarak görüyor. Ucuzluk üzerinden rekabet, gıda güvenliğini ticari bir yarışa, halk sağlığını ise bunun mağduru hâline getiriyor."
Gıda zehirlenmesi neden olur?
Dünya Sağlık Örgütü verileri, her yıl yaklaşık 600 milyon kişinin gıda kaynaklı bir hastalık geçirdiğini gösteriyor. Her sene ortalama 420 bin kişi ise bu hastalıklar nedeniyle yaşamını yitiriyor; bu can kayıplarının 125 binini ise çocuklar oluşturuyor.
Gıda kaynaklı hastalıkların çoğu çeşitli bakteri, virüs ve parazitlerin neden olduğu enfeksiyonlardan kaynaklanıyor. Bu bakterilerin başında ise salmonella, listeria monocytogenes, campylobacter jejuni ve escherichia coli geliyor.
- Salmonella daha çok yumurta, kümes hayvanları ve diğer hayvansal ürünlerde görülürken campylobacter kaynaklı vakaların çoğu çiğ süt, çiğ veya az pişmiş kümes hayvanları ve içme suyundan kaynaklanıyor. Escherichia coli ise genellikle pastörize edilmemiş süt, az pişmiş et ve kontamine taze meyve ve sebzelerde ürüyor.
Mide bulantısı ve karın ağrısının yanında ateş, baş ağrısı, kusma ve ishal gibi belirtileri de olan gıda zehirlenmelerinde patojene maruz kalınan andan belirtilerin başlamasına kadar geçen süre birkaç saat ile 1 hafta arasında değişebiliyor.
Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA), gıda kaynaklı hastalıklara yol açan etmenler arasında yiyeceklerin doğru şekilde pişirilmemesi veya ısıtılmaması, doğru sıcaklıkta saklanmaması, son kullanma tarihinden sonra tüketilmesi ve hayvanlarla temas etmesini sayıyor.
Türkiye'de gıda zehirlenmeleri gerçekten artıyor mu?
Gıda zehirlenmesi haberlerini daha sık görmemiz, konuyu siyasetin gündemine de taşıdı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 17 Kasım’daki kabine toplantısının ardından yaptığı açıklamada bu konuya değindi:
"2025 yılında ülke genelinde 1 milyon 103 bin gıda kontrolü gerçekleştirildi. 25 bin 750 işletmeye toplam 2 milyar 206 milyon lira ceza verildi. Suç teşkil eden 495 dosyayı da savcılığa intikal ettik. Gıdada ihmale tolerans yok. İstanbul'daki olay henüz aydınlatılmadan yeme içme sektörümüzü itham eden yorumları da doğru bulmadığımızı belirtmek isterim.”
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer ise gıda zehirlenmelerinin artış gösterdiğine dikkat çekerek denetimlerin sıkılaştırılması gerektiğini söyledi. Ekonomik koşulların gıda güvenliğini tehdit ettiğini belirten Gürer, özellikle öğrenci yemekleri ve düğün gibi toplu yemeklerde riskin arttığını ifade etti ve soru önergesine yanıt olarak verilen rakamları paylaştı:
“Sağlık Bakanlığı’na verdiğim soru önergesine verilen yanıtta, 1 Ocak 2023 tarihi ile 21 Kasım 2024 tarihi arasında 39 bin 778 kişinin hastanelere zehirlenme şüphesi ile başvurduğu ifade edilmiştir. Son günlerde ortaya çıkan zehirlenme vakaları önemli bir artışa da işaret etmektedir.”
Ancak Gürer, Tarım ve Orman Bakanlığı'nın bu konuya ilişkin denetimlerinin sonuçlarını paylaşmadığını da ekledi:
“Ülkemizde 750 bin kayıtlı gıda denetimi gerektiren işletme var. Bu işletmeleri Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 8 bin personeliyle denetlediği ifade ediliyor. Kayıt dışıyla 1 milyona yakın gıda işletmesinin olduğu söylenebilir.
Gıda zehirlenmeleriyle ilgili insanların yaşamlarını sona erdirecek kadar olumsuzluğun ortaya çıkması, bu alandaki denetimlerin artırılmasının gerekliliğini göstermektedir. Bu anlamda gıda mühendislerinin daha çok istihdam edilmesi, düzenli ve sürekli olarak yoğunluk olan yerlerdeki gıda ürünleriyle ilgili denetimlerin artırılması ve bu anlamda ortaya çıkabilecek sonuçların caydırıcı nitelikte olması önemlidir.”
İstanbul’daki işletmelere ses ve görüntü kaydı zorunluluğu
Dün İstanbul Valiliği de kent genelinde gıda güvenliği ve halk sağlığına ilişkin tedbirlerin ele alındığı kapsamlı bir toplantı düzenledi. İstanbul Valisi Davut Gül, bu yıl içerisinde yapılan denetimlere ilişkin rakamlarla toplantıya başladı:
“2025 yılında İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından 10 ayda 196 bin denetim yapıldı. Mevcut mevzuatı kesintisiz uygulamak zorundayız. Sağlık ve gıda güvenliği de güvenlik alanının bir parçasıdır. Vatandaşımızı ilgilendiren konularda toleransımız sıfır.”
Toplantıda alınan en dikkat çekici kararlardan biri, tüm işletmeler için 24 saat kesintisiz ses ve görüntü kaydı zorunluluğu oldu. Bu karara göre, kayıtların en az 30 gün saklanması gerekecek.
- İstanbul’da sokak satıcılarına ve işletme sahiplerine yapılan denetimlerin artırılacağı vurgulan toplantıda Valilik yetkilileri, bu uygulamanın hem gıda güvenliğinin takibi hem de olası ihlallerde delil sağlanması açısından kritik olduğunu belirtti.
Ayrıca: Vali Gül vatandaşların, karekod uygulaması kullanarak bulundukları işletmenin gıda ekipleri tarafından en son ne zaman denetlendiğine dair bilgilere ulaşabileceğini de belirtti.
Türkiye gıda güvenliği riskinde Avrupa zirvesinde
Öte yandan Türkiye'nin gıda güvenliği riski yalnızca pişmiş yemeklerde değil. Türkiye’den ihraç edilen ancak izin verilenin çok üzerinde pestisit (zirai ilaç) ya da aflatoksin (küf hastalığı) bulunduğu gerekçesi ile iade edilen ürün sayısı da her geçen gün artıyor.
AB’nin Hızlı Gıda ve Yem Uyarı Sistemi (RASFF) verilerine göre, Türkiye, 2025’in ilk dokuz ayında Avrupa Birliği’nin hızlı uyarı sistemi RASFF’e 384 bildirimle en çok geri dönen ürüne sahip ülke oldu. İkinci sırada ise 223 bildirimle Çin yer aldı.
Türkiye’den AB’ye ihraç edilen ürünlerde 169 bildirimle meyve ve sebze grubu ilk sırada yer aldı. Bunu 89 bildirimle kuruyemiş, çekirdek ve tohumlar; 30 bildirimle ise baharatlar ve otlar takip etti.
Ürün bazında bakıldığında ise kuru incir, aflatoksin ve okratoksin A tespiti nedeniyle 70’ten fazla bildirimle listenin başında yer aldı. Biber, çeşitli pestisit kalıntıları nedeniyle 20’nin üzerinde ihlal bildirimi alırken üzüm yaprağı, armut, kayısı, domates ve nar da riskli ürünler arasında öne çıktı.
Denetim tarlada başlamalı
Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Başkanı Baki Remzi Suiçmez, üretilen sebze ve meyvenin %85’inin iç pazarda tüketildiğini belirterek, sağlığı tehdit eden bu ürünlerin tezgaha gelmeden tespit edilmesi gerektiğini söyledi.
- Denetim sisteminde köklü bir değişikliğe gidilmesi gerektiğini söyleyen Suiçmez, “Denetim tarlada başlamalıdır. Kalıntı laboratuvarları kurulmalı, hallerde ve zincir marketlerde tüketiciye ulaşmadan analiz edilmelidir. Geç yapılan denetim denetim değildir” dedi.
Suiçmez ayrıca gıdada taklit ve tağşiş yapan firmalar gibi, geri dönen ürünlere sebep olan aşırı ilaç kullanan firmaların isimlerinin de kamuoyuna açıklanıp ifşa edilmesi gerektiğini söyledi. Sorunun temelinde yasaklı, kaçak ve ruhsatlı ilaçların yanlış kullanımının yattığını belirtti.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
YAZARLAR

Melisa Gülbaş
Aposto editörü

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.





