Musk'ın Twitter'ı, endişeler ve regülasyonlar

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Musk'ın Twitter'ı endişe doğuruyor
Tesla ve SpaceX şirketlerinin CEO’su Elon Musk'ın Twitter'ı 44 milyar dolara satın almasının ardından teknoloji şirketlerinin demokrasi ile ilişkisi ve yürürlüğe girecek yeni regülasyonlar tartışılıyor.
Teknoloji şirketlerinin tekelleşmesine karşı verdiği mücadeleyle tanınan Demokrat Partili siyasetçi Elizabeth Warren, Musk gibi milyarderlerin "çıkarları için güç biriktirdiğini" söyledi. Warren, teknoloji şirketlerinin denetlenebilmesi için servet vergisi ve katı kurallar uygulanmasını talep etti.
ABD ve Avrupa merkezli 26 sivil toplum kuruluşu, "Elon Musk'ın Twitter'ı ele geçirmesi, bilgi ekosistemimizi daha da zehirli hâle getirecek ve özellikle zaten en savunmasız ve marjinalleştirilmiş gruplar arasında, kamu güvenliğine yönelik doğrudan bir tehdit oluşturacak" ifadelerine yer verilen bir mektup yayımladı. Musk da bu kuruluşları Hillary Clinton ile Barrack Obama'ya yakın kişilerin ve George Soros'un finanse ettiğini öne süren bir haberi paylaştı.
Musk ayrıca eski ABD Başkanı Donald Trump'a uygulanan Twitter yasağının , "ahlaki açıdan kötü ve aptalca bir karar" olduğunu söyledi ve kaldıracağını açıkladı.
ABD ve AB'de regülasyonlar
Musk'ın Twitter'a sahip olmasının yaratacağı etkilerin tartışıldığı günlerde ABD hükümeti ve Avrupa Birliği de bu konuda adımlar attı.
ABD'de İç Güvenlik Bakanlığı bünyesinde "ifade özgürlüğünün korunması ve dezenformasyonla mücadele" amacıyla resmî adıyla "Dezenformasyon Yönetim Kurulu" kuruldu. ABD merkez medyasında George Orwell'in meşhur 1984 romanına atıfla "Hakikat Bakanlığı" eleştirileri yapıldı. Hangi bilginin doğru hangisinin yanlış olduğuna bir devlet kurumunun karar verecek olması kamuoyunun tepkisini çekti.
Avrupa Birliği de dijital platformlara katı kurallar getiren Dijital Hizmet Yasası konusunda anlaştı. 2024'te yürürlüğe girecek yasayla platformlar bildirilen yasa dışı ürün, hizmet ve içeriği hızla kaldırmak zorunda olacak. Yasayla dezenformasyonun önlenmesi ve platformların algoritmalarının şeffaflığının artırılmasının amaçlandığı belirtiliyor.
ABD toplumunun Twitter'a bakışı
Bu tartışmaların ardından PEW Araştırma Merkezi, ABD halkının Twitter'a bakışına dair bir araştırma yayımladı. Çalışma, ülke halkının %23'ünün Twitter kullandığını ortaya koydu. Demokratların %32'si, Cumhuriyetçilerin ise %17'sinin Twitter kullanıcısı olduğu, Twitter'daki içeriklerin %97'sinin kullanıcıların %25'i tarafından paylaşıldığı belirlendi.
Araştırmada Demokrat ve Cumhuriyetçi kullanıcıların Twitter'ın demokrasiye etkisi konusundaki düşüncelerinin farklılaştığı tespit edildi. Demokratların %47'si, Cumhuriyetçilerin ise sadece %17'si Twitter'ın ABD demokrasisi için faydalı olduğunu söyledi.
Kullanıcıların %91'i doğru olmayan veya yanıltıcı içerikle karşılaştığını, üçte biri buna çok sık maruz kaldıklarını belirtti.
Cumhuriyetçilerin %61'i, Demokratlarınsa sadece %6'sı Twitter'ın bazı kullanıcıların hesaplarını kapatmasını ciddi bir problem olarak tanımladı. Aynı oranlar bazı içeriklerin görüntülenmesinin engellemesinde %59'a %17 oldu.
PEW'in araştırmasında ABD'li Twitter kullanıcıların %69'u platformu haberleri öğrenmek için kullandığını belirtti. Bu grubun %57'si platformu kullanmanın güncel olayları anlamasına yardımcı olduğunu, %37'si politikaya angaje hissetmesini sağladığını, %31'i de stres seviyesini artırdığını söyledi.
Sosyal medya ve İslamofobi
Birleşik Krallık merkezli Dijital Nefretle Mücadele Merkezi'nin hazırladığı bir rapor ise Facebook, Instagram, TikTok, Twitter ve YouTube dahil sosyal medya şirketlerinin kendilerine bildirilen Müslüman karşıtı nefret ve İslamofobik paylaşımların %89'unda harekete geçmediğini ortaya koydu.
Raporda Instagram, TikTok ve Twitter'ın İslam'a hakaret eden ya da İslam'a karşı şiddete teşvik eden etiketlere izin verdiği belirtildi. İslamofobik içeriklerin paylaşılmasına izin verilmesinin sosyal bölünmeleri teşvik edeceği, istismarcı davranışları normalleştireceği ve çevrim dışı saldırıları teşvik edeceği uyarısında bulunuldu. Ayrıca, "sosyal medya platformlarının İslam karşıtı içeriklerden ve etkileşimlerinden para kazanması sebebiyle nefretin yayılmasına göz yumdukları" iddia edildi.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Sürekli karantinaya alınan Şanghay'da yaşam, ısrarın siyasi ve ekonomik etkileri, Musk'ın Twitter'ı satın almasının siyasete yansımaları
11 May 2022

YAZARLAR

Bartu Özden
Politics editor @ Aposto

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
BirGün muhabiri Ebru Çelik'in "figüran" haberi, gazetecilikte kimlik gizleyerek haber yapma yöntemini yeniden gündeme taşıdı. Peki bu yöntemin kökleri nereye uzanıyor, etik sınırı nerede başlıyor ve kamu yararı bu tartışmanın neresinde duruyor?

Çin’in siyasi partiler, düşünce kuruluşları ve yayıncılık faaliyetleri üzerinden Türkiye’de kurduğu ilişki ağı genişlerken, bu hattın yeni merkezlerinden biri DÜNYA-MER oldu. Merkezin Başkanı Prof. Dr. Semih Koray, Aposto’ya yaptığı açıklamalarda DÜNYA-MER’in Çin’in Küresel Medeniyet Girişimi’yle kesişen hedeflerini, güvenlik konferanslarını neden öne aldıklarını ve “yeni bir medeniyetin Asya’dan yükseldiği” tezini anlattı.

ABD yönetimi geniş çaplı bir İran işgaline hazırlanıldığı iddialarını doğrulamıyor. Ancak Hürmüz Boğazı’ndaki geçişi güvenceye almak, stratejik adaları veya askerî altyapıyı hedef almak amacıyla sınırlı kara operasyonları ihtimali gündemde kalmayı sürdürüyor. Başkan Yardımcısı JD Vance ise rejim değişikliğine ve uzun süreli savaşa karşı çıkarken, gerektiğinde sınırlı askerî güç kullanılmasını ve diplomasinin açık tutulmasını savunuyor.

Yeni Parti kurucularından Utku Çakırözer ve Burhanettin Bulut’un Aposto’ya verdiği bilgilere göre, ilk olağan kurultayın Ekim sonu ile Kasım başı arasında yapılması planlanıyor. Kurultayda yalnızca yönetim organları değil, parti programı ve tüzüğüne ilişkin son düzenlemeler de ele alınacak. Kurultayın ardından ise Yeni Parti odağını tamamen seçim hazırlıklarına çevirecek. Önümüzdeki üç aylık süreçte örgütlenme çalışmalarına ağırlık verilecek.

Mutlak butlan kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP yönetimine dönmesi, Özgür Özel ve arkadaşlarının Yeni Parti’yi kurmasıyla sonuçlandı. Ankara kulislerinde şimdi Yargıtay’ın kararı kaldırıp kaldırmayacağı, milletvekillerinin dokunulmazlıklarının gündeme gelip gelmeyeceği ve CHP’de yeni bir kurultay sürecinin başlayıp başlamayacağı tartışılıyor. Yeni Parti yönetimi ise butlan kararı kaldırılsa bile CHP’ye dönmeme ve seçime kendi çatısı altında girme eğiliminde.




