'Üç noktayla biten bir cümleyim artık…'

Noktalama işaretlerinin kullanımı, iktidar ilişkileriyle tam anlamıyla örtüşür. Eril dilin tahakkümcü, buyurgan tavrının bir yansıması olan “dediğim dedik” nokta işaretine karşı bir direniştir üç nokta. Tabii gerektiğinde ve dozunda kullanıldığında...
'Üç noktayla biten bir cümleyim artık…'

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İnternette bir haber sitesinde spor üzerine yazan bir köşe yazarı var. Yazarın 17 cümleden oluşan son yazısında, cümlelerden 6 tanesi üç nokta işaretiyle bitirilmiş. Üç noktanın bu kadar sık kullanılmış olması karşısında insan düşünmeden edemiyor: Yazar ya her şeyi okurun hayal dünyasına bırakmak istiyor ya da üç nokta işaretinin işlevlerini bilmiyor. 

Şurası kesin ki gazetecilik mesleğinden verdiğimiz bu üzücü örnek, bir istisna, tekil bir örnek değil. Tam tersi, bu sohbetimize konu olan üç nokta, gerekli gereksiz, yerli yersiz kullanılması ile dikkat çeken bir noktalama işareti.

Noktalı virgül işaretiyle ilgili yazım Aposto’da yayımlandığında yazar dostumuz Rober Koptaş, sosyal medya hesabından yaptığı yorumda, “Suha Hoca belki acemi yazarların metne depderin manalar katmak için bol keseden savurduğu üç noktaları da yazar” diyerek bu yazıyı yazmamda bana esin kaynağı oldu. 

  • Hüseyin Karabuğa, Türkçe Öğretmeni Adaylarının Yazılı Anlatım Çalışmalarında Noktalama İşaretlerini ve Yazım Kurallarını Kullanabilme Düzeyleri başlıklı Yüksek Lisans tezinde önemli bir gözlemde bulunuyor ve üç nokta kullanımında yapılan yanlışlar arasında, anlamca tamamlanmış, sonuna nokta konulması gereken cümlelerde öğrencilerin “anlamı derinleştireceğini” düşünerek cümlelerin sonunda üç nokta kullandıklarını belirtiyor. 

Bu saptama, Rober Koptaş’ın, “acemi yazarların metne derin anlamlar katmak için bol keseden üç nokta koydukları” savını doğruluyor. 

  • Yine aynı tezde Türkçe Öğretmeni adaylarının tamamlanmamış cümlelerin sonunda üç nokta yerine nokta işaretine başvurdukları ve gereksiz yerlerde üç nokta yerine iki veya daha çok nokta kullandıkları dile getirilmiş. Türkçe öğretmenliği öğrencileri arasında, metinlerinde üç noktaya yer verenlerin yaklaşık %48’i üç noktayı zayıf düzeyde, %30’u orta düzeyde ve yaklaşık %22’si iyi düzeyde kullanabiliyor. Üç noktayı kurallarına uygun biçimde, doğru yerlerde kullananların oranının yaklaşık %22 olması bu noktalama işaretinin öğretiminde ciddi sorunların yaşandığını gösteriyor. 

Halk arasında yaygın olarak “üç nokta işareti” yerine, yanlış biçimde, “üç nokta yan yana” ifadesi kullanılabiliyor. Yazar Feyza Hepçilingirler bu yanlış kullanımı şöyle tiye almıştır: 

“İki nokta işaretine (:) ilkokuldan getirdiğimiz ezberde bu işaretin adı: ‘İki nokta üst üste’ Neden üst üste diye belirtme gereğini duyalım ki? Başka iki noktamız, örneğin yan yana, çapraz vb. iki noktalarımız mı var? Yok. Öyleyse ‘iki nokta’ demek yeterli. İki nokta için yaptığım anımsatmayı üç nokta için de yapmalıyım. Buna da ‘üç nokta yan yana’ diyenler var. Üst üste olan üç nokta işareti yalnız bizde değil, kimsede yok. O zaman yalnızca ‘üç nokta’ yeter.”

TDK Yazım Kılavuzu’ndan alıntılayarak (yasa gereği resmî yazışmalarda ÖSYM’nin düzenlediği tüm sınavlarda TDK kuralları ölçüt alınıyor) üç nokta işaretinin kullanıldığı yerlere bakalım: 

1. Anlatım olarak tamamlanmamış cümlelerin sonuna konur:

Ne çare ki çirkinliği hemencecik ve herkes tarafından görülüveriyordu da bu yanı… (Tarık Buğra)

2. Kaba sayıldığı için veya bir başka sebepten dolayı açık yazılmak istenmeyen kelime ve bölümlerin yerine konur: 

Kılavuzu karga olanın burnu b…tan çıkmaz.

Arabacı B…’a yaklaştığını söylüyor, ikide bir fırsat bularak arabanın içine doğru başını çeviriyordu. (Ahmet Hamdi Tanpınar)

3. Alıntılarda başta, ortada ve sonda alınmayan kelime veya bölümlerin yerine konur:

… derken şehrin öte başından boğuk boğuk sesler gelmeye başladı… (Tarık Buğra)

  • UYARI: Alıntılarda, alınmayan kelime veya bölümlerin yerine konulan üç nokta, yay ayraç içine (…) alınabilir. 

Bazı durumlarda üç noktanın alıntılanan metne mi yoksa alıntılayana mı ait olduğu karıştırılabiliyor. Üç noktanın özellikle "alıntılayana ait olduğunu" belirtmek için (…) biçiminde yay ayraç içine almakta yarar var.

4. Sözün bir yerde kesilerek geri kalan bölümün okuyucunun hayal dünyasına bırakıldığını göstermek veya ifadeye güç katmak için konur:

Sana uğurlar olsun… Ayrılıyor yolumuz! (Faruk Nafiz Çamlıbel)

Binaenaleyh, biz her vasıtadan, yalnız ve ancak, bir noktainazardan istifade ederiz. O noktainazar şudur: Türk milletini, medeni cihanda layık olduğu mevkiye isat etmek ve Türk cumhuriyetini sarsılmaz temelleri üzerinde, her gün, daha ziyade takviye etmek… (Atatürk)

5. Ünlem ve seslenmelerde anlatımı pekiştirmek için konur:

Gölgeler yaklaştılar. Bir adım kalınca onu kıyafetinden tanıdılar:

—      Koca Ali… Koca Ali, be!.. (Ömer Seyfettin)

  • UYARI: Ünlem ve soru işaretinden sonra üç nokta yerine iki nokta konulması yeterlidir:

Gök ekini biçer gibi!.. Başaklar daha dolmadan. (Tarık Buğra)

Nasıl da akşam oldu?.. Nasıl da yavrucaklar sustu?.. Nasıl da serçecikler yuvalarına sığındı?.. (Necip Fazıl Kısakürek)

6. Karşılıklı konuşmalarda, yeterli olmayan, eksik bırakılan cevaplarda kullanılır:

— Yabancı yok!

— Kimsin?

— Ali…

— Hangi Ali?

— …

— Sen misin, Ali usta?

— Benim!..

— Ne arıyorsun bu vakit buralarda?

— Hiç…

— Nasıl hiç? Suya çekicini mi düşürdün yoksa!..

— !.. (Ömer Seyfettin)

  • UYARI: Üç nokta yerine iki veya daha çok nokta kullanılmaz.

Yazım Kılavuzu’nda yer alan bu kullanım yerlerine ek olarak konuşma bölümlerinde, duraksama veya kekelemeyi göstermek için üç nokta kullanırız: 

Annem inledi: Fakat... Ben... Ben bilmiyorum ki, ne duydunuz? (Orhan Kemal, Baba Evi)

  • Ayrıca devam eden bir dizinin tamamını, uzun uzun yazmamak için üç noktadan yararlanırız: 

Hayatımız neredeyse onar yıllık bölümlere ayrılabilecek sıçramalarla değişiyor. 60’ların, 70’lerin ... 90’ların Türkiyesi farklı farklı. (Hayati Develi, Dil Doktoru)

  • Son olarak konuyla ilgili örneklerin devam ettiğini bildirmek için üç noktaya başvuruyoruz. 

Çocukluğumda, bir Arabistan şehrinde ihtiyar bir kadın tanımıştık. Sık sık hastalanır, humma başlar başlamaz İstanbul sularını sayıklardı: – Çırçır, Karakulak, Şifa suyu, Hünkâr suyu, Taşdelen, Sırmakeş... (Ahmet Hamdi Tanpınar, Beş Şehir

Ortaöğretim öğrencileri arasında yapılan araştırmalarda, noktalama işaretlerini yerinde ve doğru kullanabilme düzeyleri açısından öğrencilerin en başarılı oldukları işaretlerin kısa çizgi (%98,8), konuşma çizgisi (%95), nokta (%94,2), virgül (%91,6) ve soru işareti (%75,7) olduğu tespit edilmiş. Öğrencilerin kullanmada yetersiz kaldığı noktalama işaretlerinin—kullanabilme düzeylerinin %70’in altında kaldığı—ise üç nokta işareti (%22,8), noktalı virgül işareti (%53,5), tırnak işareti (%63,4), kesme işareti (%65,5) ve ünlem işareti (%67,1) olduğu saptanmış. 

Dil bilimciler, üç nokta işaretinin kullanımında karşılaşılan sorunların, öğrencilerin bu işaretin kullanıldığı yerlerle ilgili bilgilerinin azlığından kaynaklandığını ileri sürmüştür. İlkokul yıllarından başlayarak muğlak (anlaşılmaz) ya da çelişkili ifadelerle ezberletilen noktalama işaretleri kuralları, basit bir dille yazılmış görsel canlandırmalarla ve oyunlarla öğretilmediği sürece asla tam anlamıyla özümsenmeyecek, özellikle yazı yazmayı gerektiren mesleklerde sıradan bir dilekçe yazımını bile kabusa dönüştürecektir. 

Tomris Uyar günlüklerinde İngiliz yazar Margaret Drabble’a gönderme yaparak noktalama işaretlerine değinmişti: 

“Margaret Drabble dilin çağdaş kadın yazara hazırladığı tuzaklardan söz etmişti bir konuşmasında. Kadınların baştan beri resmi tümceler yerine kısa kısa, kopuk bir anlatım tarzını benimsediklerini, bol bol soru, ayraç, tire kullandıklarını, tümceyi sonlandıran buyurgan nokta yerine, sorulara açık, bitimsiz üç noktayı yeğlediklerini belirtmişti.”

Noktalama işaretlerinin kullanımı, iktidar ilişkileriyle tam anlamıyla örtüşür. Eril dilin tahakkümcü, buyurgan tavrının bir yansıması olan “dediğim dedik” nokta işaretine karşı bir direniştir üç nokta. Cümle sonuna üç nokta koyduğunuzda, karşınızdaki okura, “Haydi şimdi sesini çıkarma sırası sende” dersiniz. Gerektiğinde ve dozunda kullanmak koşuluyla cümleyi üç nokta ile bitirmek, yazara özgürlük ve sonsuzluk duyguları tattırdığı gibi okuyucuya da cümleyi tamamlayabilme hazzı yaşatır.  

Şükrü Erbaş’ın Üç Nokta şiiriyle yazıyı bitirelim:

“…

O mevsimim ki herkesten yapılmış

Üç noktayla biten bir cümleyim artık…”



Kaynakça

  • Hüseyin Karabuğa, Türkçe Öğretmeni Adaylarının Yazılı Anlatım Çalışmalarında Noktalama İşaretlerini ve Yazım Kurallarını Kullanabilme Düzeyleri, Yüksek Lisans tezi, 2011.
  • Hilal Erdem, Dokuzuncu Sınıf Öğrencilerinin İmla ve Noktalama Kurallarına Ulaşma Düzeyleri, Yüksek Lisans tezi, 2007.

Meraklısına not

Doç. Dr. Yusuf Sülükçü’nün TDK’nin Yazım Kılavuzu’ndaki Noktalama İşaretleri Hakkında Bir İnceleme ve Tespit Edilen Problemler için Öneriler başlıklı bilimsel makalesinde, üç nokta işareti bölümünde yer verdiği kural yazımı ile ilgili eleştirilerini incelemenizi öneririm.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

YAZARLAR

Suha Çalkıvik

Seslendirme sanatçısı, öğretim görevlisi ve İTÜ Radyosu'nun Yayın Koordinatörü. Uzun yıllar TRT’de dublaj sanatçısı olarak çalışan Çalkıvik, NTV haber kanalının kuruluşundan itibaren tanıtımlarını seslendirdi. 1992'den beri İTÜ’de öğretim görevlisi olarak çalışıyor; #tarih dergisinin Türkçe köşesini yazıyor.

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR

‘Gizli aşk bu, söyleyemem derdimi hiç kimseye’: ‘Hiç’ üzerine bir derleme

“Hiç”, cümle içinde pekiştirme, kesinlik, miktar veya zaman bildiren çok işlevli bir sözcüktür. Olumsuz cümlelerde eylemin anlamını kuvvetlendirir, soru cümlelerinde belirsizlik veya olasılık belirtir, tek başına kullanıldığında ise mutlak yokluğu ya da değersizliği ifade eder.

‘Gizli aşk bu, söyleyemem derdimi hiç kimseye’: ‘Hiç’ üzerine bir derleme
10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

10 maddede bu hafta
Ceuta’da iki günde on binlerce kişi sınırı geçti: En az 57 kişi hayatını kaybetti

Fas’tan İspanya’nın Kuzey Afrika’daki özerk şehri Ceuta’ya yönelik kitlesel geçişlerde en az 57 kişi öldü. İspanya İçişleri Bakanlığı, 30 Temmuz’dan itibaren yaklaşık 50 bin kişinin kente girdiğini; Ceuta yönetimi ise sayının 60 bine ulaşmış olabileceğini açıkladı. Cuma akşamına kadar 48 bin 300 kişinin Fas’a döndüğü bildirilirken Madrid yönetimi sınır bölgesine asker ve ek güvenlik personeli gönderdi.

Ceuta’da iki günde on binlerce kişi sınırı geçti: En az 57 kişi hayatını kaybetti
Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş tutuklandı

Üsküdar Belediyesi'ndeki yapı ruhsatı ve iskan işlemlerinde usulsüzlük yapıldığı iddialarına ilişkin soruşturmada Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın da aralarında bulunduğu dört kişi tutuklandı. İki şüpheli adli kontrolle serbest bırakılırken savcılık, belediye iştiraki Kent AŞ üzerinden müteahhitlerden para talep edildiğini ve ruhsat süreçlerinin yetkisiz kişilerce yönlendirildiğini öne sürüyor. Dedetaş suçlamaları reddederek müteahhitlerden para alınması yönünde hiçbir talimat vermediğini söyledi.

Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş tutuklandı
10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

10 maddede bu hafta