Uçurumun İki Ucu

Muazzam bir mizah anlayışı, toplumun farklı sosyal sınıfları arasındaki keskin görüşlerin kesiştiği o anlar ve sürükleyici bir iktidar eleştirisi: Dilenciler ve Kibirliler.
Uçurumun İki Ucu

“Eşyalar sefaletin gizli tohumlarını taşırdı, sefaletin ölü ve ruhsuz varlığıyla kaçınılmaz olarak melankoliye yol açan en beter halini.”

Daha önce Georges Perec'in Şeyler'ini okurken de eşyalar üzerine oldukça fazla düşünme fırsatım oldu. Hayatımızda neleri simgeledikleri, hem zihnimizde hem ruhumuzda ne kadar yer kapladıkları, onlara olan bağlılığımız tek tek irdelenecek konularken bu kitapla beraber her şeye en basit, oldukları gibi bakmayı deniyorum. Evet, eşyalar sosyal farkların, hayatımızın akışının dışavurumunun baş kahramanları.

“Gerçekte dünya acımasızca basitti, ama onu bilmeyenlere açıklamayı görev edinen büyük düşünürler, kavrayışları ne kadar ilkel olursa o kadar küçük görüleceklerinden korktukları için dünyayı olduğu gibi kabul etmeye yanaşmıyorlardı.”

Romanda da tüm mesele bu aslında, "Dünyayı olduğu gibi kabul edebilme meselesi" ama biz daha kendimizi bile olduğumuz gibi kabul edemezken dünyayı nasıl edelim ki? Bu acımasız basitlik bizi korkutuyor aslında, elimizdekiyle yetinmeye o kadar alışık değiliz ki bunu bir eksiklik sanıyoruz. Bu eksikleri kapatmaya çalışan, hayatı mesele edinen El Kürdi karakterini ele alalım. Tüm grotesk özellikler özenle üzerine yerleştirilmiş; hayatı akışında yaşamamak için işlemediği bir cinayeti kabullenen, asla ilgisi olmadığı halde kendini devrimci gibi gösteren ama aslında hayatı tüm sıradanlığında yaşayan bir karakter. Gerçekten de biri olmak zorunda mıyız?

“Sözünü ettiğin gerçeklik” dedi, Gohar. “Önyargılardan oluşmuş bir gerçekliktir. İnsanlar tarafından icat edilmiş bir kabus.”

Kitabın sonuna adım adım yaklaşırken almamız gereken mesajı veren en güçlü cümlelerden biriydi bu. Çünkü çok gerçek, çünkü hayatın karmaşası tamamen bize dayatılan bir yapaylık ve biz onu gerçek olarak kabulleniyoruz. İçine de tükenmek bilmeyen bir duyguyu ekliyoruz: hırs. Yukardan bakıldığında bazen aşağının, dibi gözükmek ya işte tam öyle bir yaşantı bizim kurduğumuz dünya düzeni... Bu romanın sonu o düzeni öyle nahif ve güzel bir şekilde alt üst ediyor ki... Sonunda yüzümde bir tebessüm ve içimde düzenin getirdiklerinin ağırlığından yılmışlık hissi ile kalıveriyorum.

“İnsan bir depremden daha kötüdür artık. Her halükarda daha fazla yıkıma yol açar. Amirim, bir süredir insanın korkunçlukta doğal felaketleri geçtiğini düşünmüyor musunuz?”

Aklıma Jean-Paul Sartre'ın "cehennem başkalarıdır" sözü geliyor bu satırları okurken, birbirimizin felaketi olmak, içimizdeki sonsuz yıkıp yok etme duygusu... Yazar bunları bir cinayet yüzünden öldürülen ve öldüren kişilerin metaforik seçimleriyle o kadar etkileyici şekilde anlatmış ki... Sayfaları çevirdikçe ceza kavramını sorgular oluyoruz. Gerçek ceza kişinin vicdanında çekilen değil mi?

📚 Okuma Listesi:

  • Dilenciler ve Kibirliler, Albert Cossery
  • Büyüsü Bozulmuş Dünyayı Büyülemek, George Ritzer
  • Çağdaş Söylenler, Roland Barthes
Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

1Kitap1Mekan1Kitap1Mekan

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

Dünyanın Basitliği Üzerine

Bu hafta varoluşun düğümlerini çözmek üzerine ironik bir kitap önerisi, mutfağını bitkisel temellere dayandıran birkaç mekan ve çok sevdiğim bir yayınevinin kitap-kafesi var!

28 Ağu 2022

Dünyanın Basitliği Üzerine

YAZARLAR

1Kitap1Mekan

Gerek klasik, gerek modern edebiyattan kitap önerilerimi ve birçok yeni mekan tavsiyemi 1Kitap1Mekan bültenimde bulabilirsiniz!

İLGİLİ OKUMALAR