Üretemezken nasıl üretir insan?

Kronotrop Karaköy’deyim. Uzaklara bakıp düşünüyorum. Ne mi düşünüyorum? Son iki gündür şu sayıya bir de ben bir şey yazayım ama ne yazayım diye düşünüyorum. İlham bazen çok kolay geliyor. O gün yaşanan her şey bana bir fikir veriyor, hemen makine gibi tık tık yazıyorum. Bazen ise beslenemiyorum, çok fazla sulanmış bir bitki gibi suyu çekemiyorum.
20’liğin de güzelliği sanırım bu ( başlattığım şeyi överken ben), üretememeye de yer var. Ya da üretememe üzerine yazmaya. Bilginin, görsellerin, yazıların, daha doğrusu her şeyin çok hızlı tüketildiği bu devirde, yakından uzaktan bir şeyler üreten herkesin zorlandığı şey de bu sanırım. Tüketim çağında yaşıyoruz. Bu da sadece yiyecek, giyecek, eşya gibi ürünlerle sınırlı kalmıyor. Durmadan yeni fikirler bulma, yeni şeyler çıkarabilme baskısı yaşıyoruz. Ama bunu nasıl yapabiliriz ki? Yapmasına yapıyorsak da, bu işlerin sürdürülebilirliği nedir? Kalitesi nedir?
20’lik Alıp Başını Gidenlerimizle röportajlarımda bu soruyu çok soruyorum. Üretemediğinde, o enerjiyi ya da ilhamı kendinde bulamadığında nasıl devam ediyorsun? Nasıl kendini harekete geçiriyorsun?
En son yaptığım (ve daha yayınlanmamış o nedenle adını paylaşmıyorum, sürpriz) röportajda, üretmenin sınır çizme ile bağlantısını konuştuk. İçerik üreticiliği odağında, diğerlerinin beklentilerini dikkate almadan, kendi takvimini oluşturmanın ve o sınırı kararlı bir şekilde çizmenin önemli olduğu konusunda anlaştık. Bu düşünceler ile boğuşurken, daha önceki Alıp Başını Giden röportajlarından üretime (hatta üretememeye) dair neler öğrendiğimi paylaşmak istedim ( Esra Ece Kuleci Üretim Kaydı-mtrak bir cümle kurdum):
Mesela Lola’s Works kurucusu Gizem Öğüt, “üretemediğinde kendini beslemeye çalış,” diyerek üretebilmek için farklı şeyler tüketmemiz gerektiğinin altını çiziyor. Üretim, ilhamsız olmuyor. Bu ilham da çevremizde her yerden gelebiliyor; filmler, sergiler, tanıştığımız ve konuştuğumuz insanlar… Farklı yerlerden beslenmek, üretememenin panzehiri oluyor.
Grafik tasarımcı Yeraz Gökbaş ise daha analitik bir yerden bu sürece yaklaşarak, anahtar kelimelerden bir zihin haritası çıkardığını paylaşmıştı. Beyinde dönüp dolaşan ve kimi zaman durmak bilmeyen bu bilgi akışını kağıda dökerek daha net bir tabloya ulaşmak mümkün.
Müzisyen ve Vicotüco kurucularından Sinan Kutluay, “biz sürekli içerik üreten bir çağda olduğumuz için en azından haftada bir yeni bir şey koyman gerekiyor,” diyerek özellikle sosyal medyaya dayalı işlerde bu üretme stresinin gerçekliğine değiniyor. Onun yaptığı işte ise gündem çok büyük bir ilham oluyor. Yani ‘when in doubt (şüpheye düştüğünde), gündeme bak’ diyebiliriz.
Son olarak girişimci ve tasarımcı Laris Alara Kilimci, üretim süreçlerinde mükemmeliyetçilikten uzaklaşmanın ona iyi geldiğini ve böylece her sene farklı şeyler üretecek enerjiyi kendinde bulabildiğini söyledi. “Açıkçası koleksiyon çıkarırken zorlanıyorum, her sene bir şey üretmek kolay değil. Lar’da yaptığımız şey hazır giyim değil. Her sene sergi açmak gibi, o yüzden zorlanıyorum. Ama her zaman harika işler çıkaracağım anlamına gelmiyor. O baskıyı üzerinden atıp, bazı işleri kendi beğendiğin, bazılarını ise başkalarının çok beğeneceği işler olarak kabul ediyorsun. Üretmeye devam etmek ve tamamlamak en önemlisi.”
Kısaca neymiş:
- Üretmediğinde başka üretenlerden beslen.
- Kafandaki uçuşan fikirleri bir kağıda dök, organize et.
- Gündeme bak.
- Çok fazla baskı yaratma, sadece üretmeye devam et.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Yasmin Güleç
Anthony Bourdain'in #1 numaralı hayranı olmak dışında zamanımı genelde yazarak, yürüyerek, kahve içerek ve derin politik tartışmalara girerek harcıyorum.

20'lik
20’lik, kafada oluşan saçma soruların, açılmayı bekleyen ve bazen suratımıza çarpılan kapıların, gündem ile üzerimize çökebilecek fenalığın paylaşıldığı bir bülten.
İLGİLİ OKUMALAR




