Üretirken kendini bulan kayıp ruhlara

Nisan bu yılki İstanbul Film Festivali'nde Seyfi Teoman ilk film ödülü jurisindeydi. Festivalin ruhu ve salonlarda film izlemenin mutluluğu henüz tazeyken, ilk sorum geçen yıl filminin yarıştığı festivalde, bu yıl juri olmanın nasıl bir deneyim ve hisleri içinde barındırdığı üzerine oluyor.
"Öncelikle hakikaten ilaç gibi geldi festival. Pandemide hepimiz etkinlendik evde izlemeye başladık filmleri. Ben festivalden önce bunu kırmıştım izlemiştim film ama yine de iki yıl gibi bir süre uzak kaldık salonlardan. Her gün nerdeyse bir bir film izlediğim on günlük bir süreç oldu ve bana tekrardan sinemanın büyüsünü hatırlattı. Perdede ve insanlarla beraber film izlemenin yerine geçebilecek bir deneyim yok ve bu çok ilham verici oluyor bir yandan. Üreten insalara ilham da veriyor festivalde izlediklerimiz, ben sadece o sırada yazdığım konu üstüne olan filmleri izlemeyi sevmiyorum, başka konuları izlemeye yöneliyorum."

Nisan Dağ, Fotoğraf: Murat Dürüm
"Juri olmak da keyifliydi tabii, bir sinemacının jurilik yapması perspektif açısından güzel bence. Çünkü şunu görüyorsun yani ödül denilen şey çok abartılacak bir şey değil aslında, birkaç kişinin zevkine bakıyor ve aslında tartışmalarda falan da çok net anlıyorsun ki jüri farklı üç dört kişi olduğunda konuşulanlar da farklı olabiliyor. Hani ödül aldım diye ne çok havalara uçmak ne de almadım diye üzülmemek lazım, bunu hep zaten fikir olarak düşünürdüm ama yaşayıp görmek de iyi geldi o açıdan bana."
📽 Nisan'ın sinema eğitimi almaya ne zaman karar verdiğinin peşine düşüyorum.👀 Çocukluk döneminde önceleri palyaço sonraları ise ressam olmak istediğini söyleyen Nisan, o yaşlardaki yakın arkadaşı Ekin'den yönetmenlik mesleğini ilk kez duymuş. Bilgi Üniversitesi'nde sinema okumayı düşünürken biraz da ailesinin de o yıllardaki isteğiyle, onun deyimiyle "maddi olanakları bahane ederek" Bilkent Üniversitesi'nde İletişim ve Tasarım bölümünü okumuş. Mezuniyet sonrası ise Fulbright bursu alarak Columbia Üniversitesi'nin Film Yönetmenliği bölümünde master eğitimi almaya başlamış. Dört yıl kadar Amerika'da yaşadıktan sonra Türkiye'ye dönen Nisan, o yıllarda orada kendine uzaktan bakma şansını elde ettiğini, kimlik arayışına ya da coğrafyaya dair bir film yapmak istemediğini söyledi. O yıllarda çektiği kısa film Muhteşem Balık Adam (2013) da bunun göstergesi.
"Bende hep böyle bir üretme isteği, bir üretme çabası hep vardı. Eve gelen misafirlerin çocukları da benim yaşlarımdaydı aşağı yukarı çok da sosyal bir ailem vardı. Her hafta sonu evde birileri olurdu, misafirliğe geldiklerinde çocukları toparlayıp böyle bir senaryo yazıp hatta böyle herkesin repliklerini seninkini pembeyle, seninki turuncu ile yazdım deyip. Sonra salonda ailelerimizi bir gösteri yapardık, oralardan başlamış aslında paylaşma güdüsü. Lise yıllarında tiyatro yaptım, o yaşlardaki deneyimim çok kafa açıcı oldu. Oyuncu olamayacağımı anladım ama bugüne olumlu etkisi var çalıştığım oyuncular empatik olduğumu söyler. Bunu bu deneyimime bağlıyorum."

Ben, Bir Nefes Daha filmini, tek bir tema etrafında düşünmemek gerekiyor, diye düşünürken Nisan'dan böyle bir fotoğraf geliyor.👀
"Ben Fulbright bursuyla gittim Amerika'ya ve o arada bir sene beklemem gerekiyordu. Biraz MTV'de çalıştım, senede bu arada 2008, Binbir Gece dizisinde çalıştım. Hatta yaza bir tane sinema filminde de çalıştım, Tuna Kiremitçi'nin Adını Sen Koy filmiydi. O da iyi oldu. Burada işleyişi görmüş olmama ve denemeden gitmemiş olduğuma seviniyorum. "

Fotoğraf: Melih Ekinci
"Türkiye'ye döndüm ve Türkiye'de bir belgesel çektim. Bu belgesel, Bir Nefes Daha'ya da ilham veren şeylerden birisiydi. Gene MTV için bir belgeseldi. Yurtdışına gidip gelmiş biri olarak baktığım o yerden, kendi kültürüme dair o ilginçlikleri algılayan gözüm açıldı. Aslında buradaki üretimi ve kim olduğumu bulmama, kendimi keşfetmeme ve bağ kurmama yardımcı oldu. Okyanus ötesinden karşıdan kendime bakmış gibi oldum aslında, o bakışta fiziksel olarak ben oradayken olmadı, döndükten sonra oldu. Burstan dolayı bir iki yıl burada kalıp tekrar döndüğüm bir dönem de oldu ve bir ayağımı asla buradan çekmemem gerektiğine karar verdim. Çünkü gerçekten o kadar zengin bir kültür ki eski hikâyeleriyle, karakterleriyle. Gidip oradaki herhangi bir Amerikalıya dönüşmek istemediğimi fark ettim."

Nisan, Bir Nefes Daha için bir toplantıda
Konu benim her aşamasını çok merak ettiğim Bir Nefes Daha'ya geliyor. Çok sorum ve merak ettiğim çok şey var. Senaryo dönemi, fonlama süreci, çekimler, yurtdışı ve yurtiçi festivalleri, oyuncuların seçimi ve ayrı bir üretim süreci olan filmin müzikleri. Her şeyi konuştuk merak etmeyin ama bildiğiniz gibi burada bazıları kayıtlara geçiyor daha fazlası için sizi podcast'e alalım.
Önce filmi izlemeliyim derseniz de filmi BluTV'den izleyebildiğinizi hatırlatayım.📽
Hikâyenin ilhamının MTV için çektiği belgesel sürecinden sonra geliştiğini söylemişti. Belgesel sürecinde nasıl bir deneyim yaşadığını anlatmaya başlayarak filmi konuşmaya başlıyoruz.
"Karşımızdaki insanın potansiyelini avlarcasına değil de onunla iletişim kurarak ve dinleyerek yaklaşmak gerektiğini düşünüyorum, özellikli de belgeselde. Belgesel deneyimi zaten Amerika'dan döndükten sonra oldu, kendimi bir yerlere ait hissedememekle ilgili düşüncelerim zaten vardı. Belgeseli çekerken mahallede rap yapan çocuklarla gerçekten bağ kurduğum, ait hissettiğim ve mutlu olduğum bir yerdi. Çocukların üretimleriyle olan ilişkileri çok güzeldi, samimiyet çok hoşuma gitti. Benim çevremde ise bir persona, gösteriş uğruna üreten insanlar vardı o sırada. İkisi arasındaki o sert kontrast da çok çarpıcıydı orada saf bir şey vardı. O da beni çok etkiledi belgesel sürecinde. Belgesel sonrasında da mahallerlerde gönüllü dersler verdim o dönemde de gözlem yapmış oldum. Ki dönüp baktığımda buna gözlem diyorum o amaçla orada değildim. Onu anlamlı bulduğum için oradaydım."

Bir Nefes Daha seti, Fotoğraf: Melih Ekinci
Nisan'ın bu hislerleriyle de bu filmin tohumları atılmış oldu.
Kulağıma gelen güzel anılara dair Nisan'a bir soru ile gidiyorum.
Pitching de rap yapmışsın Nisan, öyle duydum 👀 Dememle o da Çağıl (Bocut) ile olan bir anısını anlatıyor. Cannes'da bir senaryo atölyesinde Çağıl ile birlikte birbirine yakın masalarda toplantıdalarmış, Nisan filmin içinden bir karakter olan "Snoop Dogg taklidi yapan papağan karakterini" toplantıda seslendirmiş🦜 Çağıl'ın halen gülerek bu anıyı anlatmaya devam ettiğini de ekliyor.
Üretim sözlüğü: "Projenizi, sözlü olarak ifade edebilme işine 'pitching' deniyor."
"Evet, böyle şeyler yaptım, bazı insanlara itici de gelmiştir eminim. Ama o an ne estiyse ve hissettiysem öyle gelişti. Düşünerek yapmamıştım içten bir şeydi. Dönüp baktığımda da insanlara samimiyetim ve enerjime dair bir ipucu vermiştir, diye düşünüyorum."
Senaryo yazım sürecine dair de bir draft sayısı tutmadığını söyledi.
Bu film için on iki draft diyebiliriz, derken senaryonun sette bile değişen bir dinamik olduğunu diyalog revizelerini bu sayının içine katmadığını ekliyor.
Filmin son sahnesini ise bu süreçte değişenlerden. İlk fikir 2016 yılında çıkmış ve yazılmış, sonrasında bir nadas süreci olmuş Nisan da nadasa bırakarak yazanlardan çıktı.👀 İlk yazarken araya üç dört ay ara vererek yazıyormuş.

Ben not düşeyim, bu dirsekler fazla yazmaktan morarmış👀
"2017 de ikinci draft çıktı, elle tutulur hali yani. Müge Özen ile birlikte Köprüde Buluşmalar'a katıldık. İlk finans arama sürecide öyle başladı. Mayıs 2019'da da filmi çektik. 2016,2017 daha benim senaryo ile oynama sürecimdi. Para arıyorduk ve 2018'de çekemediğimiz için materyalle bağımı korumak istememden sanırım biraz fazla yazdım, diyebilirim o süreçte."

🎶 Filmin müzikleri başlı başına bir hikâye barındırıyor. Haliyle bir müzik prodüksiyonu da eş zamanlı olarak yürütülüyor. Söz yazımında Da Poet, Ohash ve Hayki ile birlikte Nisan da doğrudan yer almış. Da Poet beat'leri yapmış, ardından sözler yazılmış. Burada şaşırtıcı şeyler öğrendim👀
Da Poet, sinema bölümü mezunuymuş, filmin başrol oyuncusu Oktay Çubuk (Fehmi), süreç boyunca bir karakter günlüğü tutuyormuş. Kimi zaman sözler için anahtar kelime arayışında o deftere bakılmış.👀 Hayki, söz yazımının dışında Oktay ve Eren'e (Çiğdem) rap koçluğu yapmış. Filmin soundtrack'ini buradan dinleyebilirsiniz.
"Beat'ler 2018 yılında yazın çıkmıştı, bu çok motive etmişti beni çünkü filme dair senaryo dışında ilk üretim çıkmıştı. Şarkı sözleri çekimlere iki ay kala bitti, benim planım altı ay kala bitmesi yönündeydi ama yine de iyi bir süre de bitti. Bir tane freestyle'in sözü bir hafta kala değişti mesela ve onun da cezasını çektik, 24 tekrar çektik, içime sinmedi. O günden sonra geri dönüp tekrar çektik."
📌 Filmde, Fehmi'nin uyuşturucu kullandığındaki zihin sahnelerini animasyon olarak görüyoruz. Nisan, başından beri o sahneleri alışılmışın dışında göstermek istediğini söyledi. İlhamını ise uyku tutmayan bir gecede sevdiği müzisyenin video klibini izlerken bulmuş. Bir hatırlatma, Nisan hikâye anlatmaya animasyonla başlamış. Benim çok sevdiğim bu MTV videosu Nisan'ın elinden çıkmış.💫

"Animasyonların, filmin içinde bütünlük olarak anlamlı bir varlığı vardı."

Pera Palas'ın setinden bir kare
❓Pera Palas'ta Gece Yarısı; ilk kez kendi yazmadığın bir şeyi çektin nasıl bir deneyimdi? Film ve dizi setleri tabii bütçelerden ötürü de çok farklı dizi deneyimden film setlerine taşıyacağın ne gibi deneyimler oldu?
"Sekiz bölümlük dizinin iki bölümünü ben çektim, keyifli bir deneyimdi. Tabii dediğin gibi imkanlar farklı. Benim bir bilimkurgu hikâyem vardı üstünde çalıştığım, mesela onun yapabilme motivasyonu bu set deneyiminden sonra oldu. Pera Palas beni cesaretlendirdi, nelerin yapılabileceğini gördüm."

"Emre Şahin, görsel dünya ve görsel anlatımı çok kuvvetli bir yönetmen. Bu süreçte şunu öğrendim diyebilirim. Aldığım sinema eğitiminde görsel dünya biraz ikinci plana itilirdi. Bu da sinemanın bir parçası ve güçlü performanslar, senaryo kadar önemli ikisini birbirine çarpıştırırsak muhteşem şeyler ortaya çıkarı gördüm. Daha fazla yan yana düşünmeye başladım."
Son olarak hepimiz için Nisan'ın şunu ekliyor.
"Üretmeden geçen sürede üretimin bir parçası, o zamanlarla da barışmak gerekiyor. Eskiden ben de bu dönemlerde kötü hissederdim. Kendimize biraz daha iyi davranmamız gerekiyor."
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Ankara'dan sevgiler, Uçan Süpürge ekibine ofis ziyareti ve mikrofonun karşısında ise Nisan Dağ
24 May 2022

YAZARLAR

Esra Ece Kuleci
Üreten insanların, süreçlerini kayıt altına almaya merak sarmış biri 👀

Üretim Kaydı
Kültür ve sanat alanında üreten insanlarla buluşarak “üretim süreçlerini” kayıt altına alan ve bu buluşmalardan kendine kalanların da kaydını tutmayı dileyen yayın.
İLGİLİ OKUMALAR



