
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Yaşadığımız topraklar yıllar boyu pek çok farklı şekilde ifade edildi; güneşin doğduğu yer, bin tanrılı toprak, kültürlerin beşiği… Ama artık yeni bir adı var bu toprakların, verginin beşiği. Beşik kelimesini boşuna kullanmadım çünkü her gün yeni bir vergi doğuyor, vatandaşın omzuna biraz daha yük biniyor ve vatandaş bundan belki de hiç haberdar olmuyor.
- Nedir? Vergi, devletin kamu hizmetlerini finanse etmek amacıyla karşılıksız olarak aldığı ödentilerdir ve temelde dolaylı ve dolaysız olarak ikiye ayrılır. Dolaylı vergiler servet üzerinden ya da hizmet üzerinden alınan vergilerdir. Dolaysız vergiler ise KDV ve ÖTV gibi işlem üzerinden alınan vergilerdir. Dolaylı vergi artışları ise vatandaş tarafından tespiti en zor olan vergilerdir çünkü satın alınan ürünün fiyatına eklenmiş olarak görünür. Sosyal güvenlik primlerini saymazsak, ortalama olarak Türkiye’de toplam vergilerin %65’ini dolaylı, %35’ini de dolaysız olarak ödüyoruz.
- Ne kadar? Dolaylı vergilerde (KDV, ÖTV) Avrupa Birliği ortalaması %35,8 iken Türkiye'de bu oran %70‘ler seviyesindedir.
- Anayasaya uygunluk: Dolaylı vergilerin toplam vergi yükünün üçte ikisini oluşturmasının, Anayasa’nın 73. maddesinde belirtilen “vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır” savına ters düşerek Anayasa’ya aykırılık teşkil ettiği savunulabilir.
- Tarihte: Fransa Maliye Bakanı Jean Baptiste Colbert uzun yıllar önce vergilendirme sanatını şöyle tanımlamış; “Vergilendirme sanatı, kazı bağırtmadan, ondan mümkün olduğu kadar fazla tüy almaktır.” Sanayileşme sonrası ülkelerin vergi kapasitesinin genişlemesi, ülkelerin refah seviyelerine göre farklı sonuçlar doğurdu. Refah seviyesi yüksek olan kimi ülkeler dolaysız vergilerle adil bir vergi sistemi yaratmayı başarırken refah seviyesi daha düşük olan ülkeler dolaylı vergileri artırarak pek de adil olmayan bir vergi sistemi yarattı.
- Şimdi: Bugün vergi yükünün yarısını oluşturan KDV ve ÖTV’nin vatandaşın alım gücünden bağımsız bir şekilde alınması yeterince adaletsiz bir sistem yaratırken bu vergilerin uygulandığı ürün grupları ise ayrı bir adaletsizlik yaratıyor. Örneğin şu an oyun konsolu PlayStation 5 almak isteyen bir genç %20 ÖTV öderken aynı anda yat-kotra-tekne alan bir kişi %0 ÖTV ödüyor. Hatta bu örneği biraz daha incelersek PlayStation 5 almak isteyen bir genç %50 gümrük vergisi, %18 KDV, %20 ÖTV, %1 Kültür Bakanlığı Payı ve %10 TRT payı ödüyor.
- Vergilere gelen vergiler: Dolaylı vergiler konusunda bir başka önemli husus ise vergilere gelen vergiler. KDV matrahına eklenen ÖTV’ler bir anlamda verginin vergisini oluşturuyor. Bu konu daha önce Anayasa Mahkemesi’ne taşınmış olsa da mahkeme, itirazı kaynakları aynı olsa da vergilerin yapılarının farklı oluşu gerekçesiyle reddetti. Bu noktada Anayasa Mahkemesi’nin yaptığı norm denetimini eleştirecek derinlikte tartışmalar yapmasak da bu vergilendirmenin vatandaş üzerinde yarattığı yük su götürmez bir gerçek.
- Güncel vergiler: 2020 yılında 912,5 milyar liralık vergi toplanması bekleniyor. Bu vergiler farklı kalemlere 187,5 milyar lira Gelir Vergisi, 99 milyar lira Kurumlar Vergisi, 325,5 milyar lira KDV, 176,1 milyar lira ÖTV, 21,8 milyar lira Damga Vergisi, 25 milyar lira Banka ve Sigorta Muamelesi Vergisi, 1,8 milyar lira Şans Oyunları Vergisi, 4,1 milyar lira Özel İletişim Vergisi, 21,4 milyar lira Gümrük Vergisi, 17,5 milyar lira Motorlu Taşıtlar Vergisi, 1,4 milyar lira Veraset ve İntikal Vergisi ve 30,2 milyar lira harçlar olmak üzere ayrılıyor.
- Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak ağustos ayında yaptığı bir açıklamada "2002'de toplanan her 100 lira verginin 14,3 lirası vatandaşlarımıza hizmet için harcanırken artık her 100 lira verginin 85,2 lirası sağlık, eğitim ve altyapı başta olmak üzere toplumun refahı için kullanılıyor." ifadelerini kullandı. Peki sizce ülkede vergi yükümlülüğü mü daha fazla artıyor, refah seviyesi mi?
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta Spektrum'da İYİ Parti’den sızan listeyi, Ruth Bader Ginsburg'ü ve vergi meselesini konu ediyoruz.
24 Eyl 2020

YAZARLAR

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.
16 Tem 2026

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.



