Washington’da Elektrikli Araç Rüzgarı

Her ne kadar bu fuarda 15 senedir yenilenebilir enerji ile çalışan araçlara yer verilse de elektrik araçlar ilk defa tamamen baskın hale geldi. Elektrikli araçların yaygınlaştırılması Biden hükümetinin ajandasında önemli bir yer kaplıyor.
- Hükümetin planı ne?
Biden hükümetinin 2.2 trilyon dolar ayırdığı Build Back Better projesine göre hükümet, 2030 yılına kadar yollardaki araçların yarısının sıfır karbon emisyonlu olmasını hedefliyor. Bu doğrultuda Bipartisan Act (Çift Taraflı Yasa) gereğince araç şarj istasyonlarının otoyollar boyunca inşasına 7.5 milyar dolar ayrıldı. Ancak paranın nasıl harcandığına dair tartışmalar sürüyor.
- Olası problemler neler?
Washington DC Otomobil Fuarı CEO’su John O’Donnell’a göre iki temel sorun var. Birincisi ABD çapında 31 farklı şarj istasyonu tipi bulunuyor. Eyaletler şarj istasyonu standartlarının belirlenmesinde tam yetkiye sahip. Bu durumda araçların satış maliyetinin ve gelecek yıllarda hedeflenen talebe ulaşılamayabilir. Öte yandan, hükümet teknolojinin üssel gelişimini göz ardı ediyor. Araçların her geçen yıl daha da hızlandığını ve daha da yüksek elektrik gücü ile çalıştığını düşündüğümüzde inşa edilecek altyapının uzun yıllar dayanması gerekiyor.
- Yeşil Kapitalizm: Alternatif bir ekonomi modeli mi yoksa mevcut hegemonyanın devamı mı?
Özellikle pandemiden sonra sürdürülebilir bir ekonomi modeli üzerine eskisinden daha da fazla yazılıp çizilmeye başlandı. Soğuk Savaş sonrasındaki gibi kendi teorilerinin sorgulanamaz gücünden yoksun olan Batı ülkeleri yeni ekonomik model alternatifleri arayışında. Yeşil kapitalizm olarak adlandırabileceğimiz bu model büyük bir tartışma yarattı.
Tartışmanın ilk tarafına göre, yeşil kapitalistler ekonominin sektörün taleplerine göre esnek cevaplar verebileceğini düşünüyor. Nielsenin araştırmasına göre tüketiciler daha fazla marka bağlılığına sahip ve sürdürülebilir olarak algılanan bir ürün için daha yüksek fiyatlar ödemeye istekli. Bu oranlar genç kuşaklar için neredeyse yüzde 50’ye kadar çıkıyor. Buradan hareketle, şirketler dönüşüm için gerekli maliyeti piyasanın oluşturduğu talepten karşılayabilir.
Öte yandan, yeşil kapitalistler sınıfsal güç ilişkilerini tamamen görmezden geliyor. Mevcut durumu kişiler üzerinden anlamlandırdığımızda çevresel felaketin maliyetini doğrudan tüketicilerin ödemesi bekleniyor. Bu söylem, iklim krizinden doğan sosyal eşitsizlikleri açıklamıyor tam tersine üstünü örtüyor. Küresel ısınmanın doğrudan sorumlusu olmayan ve maliyetlerini ödeyemeyecek olan kişileri sistemden tamamen dışlıyor, onları suçlu gösteriyor. Bu doğrultuda, beklenen yeşil dönüşüm dünya çapında bir harekete dönüşemediği gibi mevcut güç eşitsizliğine meşrutiyet kazandırıyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Kırılım Çağı
Teknolojinin sosyal ve çevresel sorunları nasıl çözebileceğine dair tartışmalara aşinalığın olsun. Her ayın 2’inci ve 4’üncü Perşembe günü, yeni bir disiplin olan teknoloji sosyolojisine dair her konuyu burada yakalayabilirsin.
İLGİLİ OKUMALAR



