Sahip olmak, ait olmak ve birlikte var olmak üzerine

Geçenlerde Candan'cım Erçetin Amsterdam'a gelmişti. Kendisi yaklaşık 5 yaşımdan beri favori sanatçım olur. Etkinlik sektörü dostlarından güzel arkadaşım Laçin sağolsun çat diye davetiye ayarladı ve bir diğer güzel arkadaşım Eda ile konsere gittim.
Senfoni eşlikli bir konserdi. Orkestranın şefi konserin ortalarında bir yerde dünya hali, ülkeler arası çekişmeler vs. üzerine naçizane bir konuşma yaptı ve konuşmasının bir yerinde şöyle bir şey söyledi:
The land does not belong to the people, the people belong to the land.
Kendi kelimelerimle Türkçe'ye çevirecek olursam:
Toprak insanlara ait değildir, insanlar toprağa aittir.
Ait olmak
Konserin üzerinden bir kaç ay geçti. Bu alıntıyı sonuna soru işareti iliştirip cebe atmıştım. Şimdi buraya çıkarıp sizinle birlikte evirmek isterim.
'Şey'lerin ardına soru işareti eklemek, 'şey'i evirip çevirmek adına size bir tutamak, bir kulp sağlar. Soru işaretini severim. Tavsiye ederim.
Ait kelimesi arapça kökenli. 'Dönen, geri gelen' anlamına geliyor. Bu dil ve anlam özelinde düşününce insanın toprağa aidiyeti, toprağın insana aidiyetinden daha makul duruyor. Toprak kendi kendine, bize geri dönmüyor.
Peki, 'şey'lerin bize ait olabildiği günümüzün anlam dünyasında toprağı biraz metalaştırıp 'yer' olarak ifade edelim: Bir yerin size ait olması, sizin de o yere ait olduğunuz anlamına gelir mi?
Bu bence biraz topal bir soru. Topal olduğu için, çok güzel bir soru.
Zira bir yerin bana ait olmasındaki aidiyetle, benim bir yere ait olmamdaki aidiyet iki farklı anlam dünyasından besleniyor. İlkinde kastedilen, sahip olma temelinden gelen, içinde hiyerarşi barındıran bir aidiyet. Diğeriyse parçası olmayı ima ediyor. Birinde ben 'yer'e sahip olabilen üstel bir konumdayken, diğerinde ben, o 'yer'in bir parçası konumundayım.
Gelelim kendimizi yücelte yücelte yarattığımız düzenlerde aitliğin karşısına koyduğumuz sahipliğe.
Sahip olmak
Şu anki bakış açımızla, insan şeylere sahip olabilir. Aynı zamanda insan şeylere ait olabilir. Peki insan aslen ait olmanın mı, sahip olmanın mı peşindedir?
Bu soruyu etrafa sorduğumda çoğunlukla 'ait olmanın' cevabını aldım. Ama 'sahip olmanın' cevabı da azınlıkta değildi. Sanırım işin özünde, insan ait olmayı arasa da, bunu sahip olma üzerinden sağlamaya çalışıyor. Bu da işleri biraz karıştırıyor.
Aidiyet bir bütün-parça ilişkisi sunabiliyor. Fakat sahiplik üst, alt hiyerarşisini beraberinde getiriyor. Sahip olmak bizim insan dünyamıza ve sistemlerimize has. Bizim dışımızdaki tabiatta pek de karşılığı yok.
Birlikte var olmak? (Co-existing)
Tabiat insan ilişkisini incelerken, aitlik de sahiplik de biraz yavan kalıyor gibi hissediyorum. Sanki daha ziyade her şeyin aynı seviyede durduğu, her şeyin birbirine bağlı olduğu bir birlikte var olma hali olan. Ve hatta bana sorarsanız -şu an bu bültende o derine inersem beni kimse çıkaramaz ama-, birlikte var olmanın da bir adım ötesi aslolan: Bir olma hali.
Ee ne dedin şimdi?
Kısaca özetlemek gerekirse, tabiatı ve insanı birbirine göre, birbirine karşı, birbiri içinde nasıl pozisyonladığımız yaşadığımız hayatlarda çok kilit öneme sahip. Bir toprak parçasına, bir ağaca sahip olabileceğinizi düşünerek yaşadığınız bir hayatla, bir toprağın parçası olduğunuz, bir ağacın arkadaşı olduğunuz bir hayat, hem size hissettirdikleri hem de sizin dünyaya sunacaklarınız açısından çok farklı olacak.
Toplumsal mekanizmalar sizi her zaman doğru yere koymayabilir. Siz kendinizi nereye koyuyorsunuz?
Gönlünüzce bir sonbahar olsun,
Bengisu
--
İlüstrasyon: A bohemian peasant
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
YAZARLAR

Bengisu Ecem Yıldız
Permakültür Tasarımcısı

Bitkiler Eşrafından Dedikodular
Kimler çiçek açtı? Kimler tohuma kaçtı? Bu ay neleri ekmeli? Kimleri kimlerle dikmeli? Bitkiler dünyasından en güncel havadisler ve sezona uygun ekim-dikim önerileri her ayın ilk haftası e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR




