Yargı Paketi’nin kadının soyadı ile imtihanı

Taslakta gündem olan değişiklik, Türk Medeni Kanunu’ndaki evlenen kadının soyadına ilişkin hüküm. Bazı haber sitelerinde konu, kadınlara yalnızca evlilik öncesindeki soyadlarını kullanma hakkı tanıyan bir değişiklik olarak ele alındı ancak durum böyle değil.
Yargı Paketi’nin kadının soyadı ile imtihanı

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

Geçen haftanın gündemlerinden biri "Yargı Hizmetlerinin Etkinliğinin Artırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi Taslağı" yani haberlere yansıyan adıyla 8. Yargı Paketi Taslağı’ydı. Bu taslakta gündem olan bir değişiklik ise Türk Medeni Kanunu’ndaki evlenen kadının soyadına ilişkin hüküm. Sosyal medyada ve bazı haber sitelerinde bu konu, kadınlara yalnızca evlilik öncesindeki soyadlarını kullanma hakkı tanıyan bir değişiklik olarak ele alındı. Ancak durum böyle değil. 

Ne olmuştu?

Türk Medeni Kanunu (“TMK”) Madde 187 uyarınca “Kadın, evlenmekle kocasının soyadını alır; ancak evlendirme memuruna veya daha sonra nüfus idaresine yapacağı yazılı başvuruyla kocasının soyadı önünde önceki soyadını da kullanabilir.” Bir kadın evlendiğinde yalnızca eşinin soyadını alabileceği gibi yazılı başvuru üzerine eşinin soyadıyla birlikte kendi soyadını da kullanabilir. 

Anayasa Mahkemesi (AYM) bu hükmü Şubat 2023’te iptal etti.

AYM, kararda temel olarak eşitlik ilkesi yönünden bir hüküm verirken soyadının yalnızca bir yükümlülük değil, aynı zamanda bir hak olduğunu ifade etti. AYM’ye göre, erkekler yalnızca kendi soyadını kullanabilirken kadınların bu hakka sahip olmaması “cinsiyet temelinde farklı muamele” teşkil ediyordu ve bu farklı muamelenin nesnel ve makul bir temeli yoktu. 

AYM, ailenin toplumsal işlevini yerine getirmede tek bir isimle anılmanın rolü olduğu kabul edilse bile ortak soyadı taşımanın aile bağının korunmasının zorunlu bir unsuru olmadığı görüşüne de yer verdi. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı sonrasında kadının soyadına ilişkin bu özgürlükçü yaklaşım kadın hakları üzerine düşünenler için sevindirici oldu.

8. Yargı Paketi'ndeki değişiklik ne anlama geliyor?

AYM, iptal kararının Resmî Gazete’de yayımlandığı Nisan 2023’ten itibaren 9 ay içinde yürürlüğe girmesini öngördü. Bu süreçte de yasamanın karara uygun şekilde kanun çıkarması bekleniyordu. TBMM ilerici bir yaklaşım benimseyerek eşlerin birbirlerinin soyadını almasına, ortak soyadına karar vermesine ya da daha muhafazakar bir yaklaşımla kadının isterse nüfus idaresine başvurarak yalnızca evlenmeden önceki soyadını kullanabilmesine yönelik düzenleme yapabilirdi. 

Fakat 8. Yargı Paketi Taslağı bunlardan hiçbirini benimsemedi.

Taslak metinde şu ifadeler yer alıyordu: “Kadın, evlenmekle kocasının soyadını alır. Şu kadar ki; kadın evlendirme memuruna veya daha sonra nüfus idaresine yapacağı yazılı başvuruyla kocasının soyadı önünde önceki soyadını da kullanabilir.” 

Metni kaleme alanların öngördüğü tek değişiklik “ancak” kelimesi yerine “şu kadar ki” ifadesinin kullanılması oldu. Gerekçe ise ailenin önemi ve ayrı soyadı kullanımının çocuk üzerindeki muhtemel olumsuz etkisi. Yani metni kaleme alanlara göre farklı soyadı kullanmak aile birliğini sarsıyor. Bu gerekçe ise AYM kararının gerekçesinden çok kadın-erkek eşitliğinin “modern hurafe” olduğunu düşünen karşıoy gerekçelerine benziyor.

Bununla birlikte, taslak metnin kabul edilmesi, kadınların sadece kendi soyadlarını kullanma imkanına sahip olmayacakları anlamına gelmeyecek. 2013 yılında AYM, Sevim Akat Ekşi'nin bireysel başvuru kararında kocanın soyadını alma zorunluluğunun kişinin maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkını ihlal ettiğine hükmetmişti. TBMM, bu bireysel başvuru kararı doğrultusunda bir düzenleme yapmadıysa da kadınlar aile mahkemelerinde dava açarak yalnızca kendi soyadlarını kullanmaya başlamıştı. 2015 yılında Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da kocanın soyadını alma zorunluluğunun eşitlik ilkesine aykırı olduğuna ve kadınların mahkemeye başvurarak yalnızca kendi soyadlarını koruyabileceğine karar vermişti. Bu doğrultuda, eğer Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bir anda görüş değiştirmezse, kadınlar mahkemeye başvurarak yalnızca kendi soyadlarını kullanmaya devam edebilir. Fakat bu, yalnızca kendi soyadını kullanmak isteyen kadının üzerindeki ayrımcı külfetin devam etmesi anlamına geliyor.

TMK’da yer alan “kocasının soyadı önünde önceki soyadını da kullanabilir” hükmü 1997 yılında kabul edilmiş ve kocanın soyadının mutlak üstünlüğü bir nebze de olsa sarsılmıştı. 2023 yılına kadar TBMM, özellikle de bireysel başvuru kararlarından sonra, gerçek anlamda eşitlik sağlayan bir düzenleme öngörebilecekken bu konuda sessiz kalmayı tercih etti. AYM kararı doğrultusunda ise TBMM'nin kadının mahkeme sürecine başvurmaksızın yalnızca kendi soyadını kullanmasına imkan tanıyacağı umuluyordu. Fakat taslak metin TBMM'nin bu sessizliği devam ettirme niyetinde olduğunu gösteriyor. TMK’daki nafaka gibi kazanımların tehdit altında olduğu günümüzde ise bu sessizlik endişe verici. Tabii kadın hareketinin şu ana kadarki başarısı ve kazanımlara sahip çıkılacağına inanç, endişelerimizi biraz da olsa hafifletiyor.

Yargı paketi taslağı, ilgili hükmün ikinci cümlesinde de bir değişiklik öngörüyor. Mevcut maddede yer alan “Daha önce iki soyadını kullanan kadın, bu haktan sadece bir soyadı için yararlanabilir” hükmünün “Kadının soyadı, kendi soyadı ile önceki kocasının soyadından oluşuyorsa, kadın bu soyadlarından sadece birisini evleneceği kocasının soyadının önünde kullanabilir” olarak değiştirilmesi öneriliyor. Bu değişiklik de aslında yeni bir şey getirmiyor; yalnızca mevcut hükmü netleştiriyor. 

Şu ana kadar kadının soyadına ilişkin konuştuk. Bu taslak metin ile bizlere söylenen başka bir şey de var aslında. O da metni kaleme alanların AYM kararını tanımama iradesi. Oysa, Anayasa Madde 153 uyarınca “Anayasa Mahkemesi kararları […] yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” AYM kararlarının bağlayıcılığına rağmen taslak metnin iptal edilen metni tekrarlaması aynı zamanda Anayasa’yı da tanımamaktır. Bu da maalesef Anayasa yargısını tanımamanın artık sistematik hâle gelmeye başladığının göstergesidir.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

SpektrumSpektrum

BÜLTEN SAYISI

🖋 Soyadı imtihanı, umut ışığı

Kadının soyadını kullanma hakkına ilişkin yapılacak değişikliği Ayşegül Kula, AYM'nin bu konudaki kararı üzerinden değerlendirdi. AB Liderler Zirvesi'nden önce çıkanları Büşra Kılıç yazdı. COP28'in sonuçlarını Mehmet Can Çetin anlattı.

20 Ara 2023

Fotoğraf: Getty Images/Hitest Sonar for the Swaddle

YAZARLAR

Ayşegül Kula

Ülke gündemine kayıtsız kalamayan ve biraz hukuk bilen bir vatandaş

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

SpektrumSpektrum

HİKAYE

Görünmeyene ulaşmak için görünmez olanlar: Gazetecilikte kimlik gizleme yöntemi

BirGün muhabiri Ebru Çelik'in "figüran" haberi, gazetecilikte kimlik gizleyerek haber yapma yöntemini yeniden gündeme taşıdı. Peki bu yöntemin kökleri nereye uzanıyor, etik sınırı nerede başlıyor ve kamu yararı bu tartışmanın neresinde duruyor?

Merve Us Acıoğlu

·

04 Ağu 2026

Görünmeyene ulaşmak için görünmez olanlar: Gazetecilikte kimlik gizleme yöntemi
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Çin’in Türkiye’deki yeni ağı: DÜNYA-MER'in yol haritası nasıl çiziliyor?

Çin’in siyasi partiler, düşünce kuruluşları ve yayıncılık faaliyetleri üzerinden Türkiye’de kurduğu ilişki ağı genişlerken, bu hattın yeni merkezlerinden biri DÜNYA-MER oldu. Merkezin Başkanı Prof. Dr. Semih Koray, Aposto’ya yaptığı açıklamalarda DÜNYA-MER’in Çin’in Küresel Medeniyet Girişimi’yle kesişen hedeflerini, güvenlik konferanslarını neden öne aldıklarını ve “yeni bir medeniyetin Asya’dan yükseldiği” tezini anlattı.

Emircan Yaman

·

04 Ağu 2026

Çin’in Türkiye’deki yeni ağı: DÜNYA-MER'in yol haritası nasıl çiziliyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

JD Vance üzerinden İran-ABD savaşını okumak

ABD yönetimi geniş çaplı bir İran işgaline hazırlanıldığı iddialarını doğrulamıyor. Ancak Hürmüz Boğazı’ndaki geçişi güvenceye almak, stratejik adaları veya askerî altyapıyı hedef almak amacıyla sınırlı kara operasyonları ihtimali gündemde kalmayı sürdürüyor. Başkan Yardımcısı JD Vance ise rejim değişikliğine ve uzun süreli savaşa karşı çıkarken, gerektiğinde sınırlı askerî güç kullanılmasını ve diplomasinin açık tutulmasını savunuyor.

Faik Bulut

·

01 Ağu 2026

JD Vance üzerinden İran-ABD savaşını okumak
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Yeni Parti'nin yol haritası: Kurucuları kurultay, örgütlenme ve seçim hazırlıklarını anlattı

Yeni Parti kurucularından Utku Çakırözer ve Burhanettin Bulut’un Aposto’ya verdiği bilgilere göre, ilk olağan kurultayın Ekim sonu ile Kasım başı arasında yapılması planlanıyor. Kurultayda yalnızca yönetim organları değil, parti programı ve tüzüğüne ilişkin son düzenlemeler de ele alınacak. Kurultayın ardından ise Yeni Parti odağını tamamen seçim hazırlıklarına çevirecek. Önümüzdeki üç aylık süreçte örgütlenme çalışmalarına ağırlık verilecek.

Melisa Gülbaş

·

30 Tem 2026

Yeni Parti'nin yol haritası: Kurucuları kurultay, örgütlenme ve seçim hazırlıklarını anlattı
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Yeni Parti, CHP ve olasılıklar: Ankara kulislerinde ne konuşuluyor?

Mutlak butlan kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP yönetimine dönmesi, Özgür Özel ve arkadaşlarının Yeni Parti’yi kurmasıyla sonuçlandı. Ankara kulislerinde şimdi Yargıtay’ın kararı kaldırıp kaldırmayacağı, milletvekillerinin dokunulmazlıklarının gündeme gelip gelmeyeceği ve CHP’de yeni bir kurultay sürecinin başlayıp başlamayacağı tartışılıyor. Yeni Parti yönetimi ise butlan kararı kaldırılsa bile CHP’ye dönmeme ve seçime kendi çatısı altında girme eğiliminde.

Yeni Parti, CHP ve olasılıklar: Ankara kulislerinde ne konuşuluyor?