Yasaklananlar: Kumarhaneler

Türkiye tarihindeki yasakları inceliyoruz.
Yasaklananlar: Kumarhaneler

Kırk Milyon Dolarlık Çöküş

Kumarhaneler, açık kaldıkları süre boyunca toplumda yaşanan kumar kaynaklı çöküş hikayeleri TBMM Gündeminde kendisine sıkça yer bulmuştur. Bu çöküş hikayelerinden birisi  Demokrat Sol Parti (DSP) Zonguldak Milletvekili Tahsin Boray Baycık tarafından 7 Ağustos 1997 tarihinde, yani kumarhanelerin yasal olarak faaliyetlerine son veren kanunun kabul tarihinde, TBMM Genel Kuruluna aktarılmıştır. 

"Davut Kölük,' kumarda 40 milyon dolar, yani tam 1 trilyon 320 milyar TL kaybederek bir dünya rekoru kırmıştır -ki, bu, 1994 rakamlarıyladır- Kölük, geçen yılki açık pokerde 10 milyon dolardan olmuş ve bir 10 milyon dolar da, aralık ve ocak aylarındaki partilerde kaybetmiştir. Rekor, 26 Şubatta başlayan ve 3 gece 2 gün süren bir büyük partide gelmiştir. Sheraton Otelinin kral dairesindeki uykusuz gecenin faturası tam 20 milyon dolar olmuştur.

Davut Kölük'ün, bu rakamı ödemesine artık imkân kalmamıştır. Önce, Türkmenistan'daki fabrikalarından birisini satmış, ikincisini satmak istemesine rağmen müşteri bulamamıştır ve kapatmıştır. Tuzla'daki villalarını çocuklarına, diğer servetlerini kardeşlerine devretmeye başlamıştır. Kumarbazlar da bu arada boş durmamış ve bazı çekleri mafyaya vermişlerdir. Davut Kölük, önce fedailer tutmuş, gücünün yetmeyeceğini anlayınca da, devlete başvurarak polisten koruma istemiştir. Bazı menkullerini paraya çevirerek borcunu ödemeye ve mafyayı sakinleştirmeye uğraşmıştır" şeklindeki haberler gazetelerde yazılmaktadır.

Kumarhanelerin yasal olarak çalıştığı 14 sene boyunca bu ve buna benzer onlarca hikayeden yola çıkarak kumar oynanmasının topluma zarar verdiği sonucuna ulaşan siyasiler sorun olarak gördükleri kumarhaneleri kapatarak bu sorunu kökten çözdüklerini düşünmüşlerdir.

Kumarhaneler ve Tepkiler

12 Eylül Darbesi sonrasında kurulan Askeri yönetim ülkede genel bir kemer sıkma politikasına gidecekti. Yeniden yazılan anayasa, kapatılan kuruluşlar, siyasi liderlere getirilen seçim yasakları ve nice otoriter adımın arasında ise göze çarpan bir detay bulunuyordu. 8 Ocak 1983 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan “Talih Oyunları Yönetmeliği” ile Türkiye’de kumarhane açılması ve işletilmesi serbest bırakılmıştı. 12 Eylül Yönetimi ülke turizmine pozitif yönde etkisi olacağını düşündüğü bu politikayı 1983 seçimlerinden aylar önce işleme sokmuştu. Dolayısıyla 12 Eylül yönetimi başarısından emin olduğu bu politikayı sivillere hükümeti devretmeden önce geçirmiş, bir bakıma kumarhanelerin yasallaşmasını ülkeye dikte etmişti. Ancak kumarhaneler açıldığı gün itibarıyla sıkıntılarını da beraberinde getirmiş ve konu hakkında tartışmalar TBMM’de kendisine sıkça yer bulmuştu.

Kumarhanelerin yasal hale gelmesinden 4 sene sonra, 14 Nisan 1987 tarihinde TBMM Genel Kuruluna “Ülkemizin en büyük potansiyellerinden birisi olan turizmin gelişmesini sağlayacak tedbirlerin, Türk gençliğini kumar salonlarına teslim etmeden de alınabileceği yüksek malumlarıdır. Dünyanın hemen hemen hiçbir ülkesinde görülmedik bir genişlikte uygulanan Türkiye'deki oyun salonları sorunu, acilen çözüm bekleyen mesel'eîerden 'biri haline gelmiştir.” şeklindeki gerekçeyle kumarhanelerin açtığı yaralar hakkında bir araştırma yapılmasına dair önerge sunulmuştur. Söz konusu önergeye dönemin iktidar partisi Anavatan Partisi (ANAP) dışındaki partiler tarafından kabul oyu verilmiştir. Önergenin görüşülmesi ANAP tarafından TBMM Genel Kurulunda reddedilmiştir. 

Kumar üzerine tartışmalar bu önergeden sonra son bulmamış aksine muhalefet kanadından ve hatta iktidarın içinden kumarhanelerin kapatılmasına dair baskı gitgide artmıştır. İktidar sahibi partiye mensup olmasına rağmen ANAP Milletvekili Hakkı Artukarslan TBMM Genel Kurulunda “Kumar ne durumda,.. Hânümanları (aile ocağı) yıkan, evi, evladı ve aileyi tahrip eden bu felaket, alabildiğine tahribatına devam ediyor."  şeklindeki ifadeleri ile kumarhanelerin açtığı yaralara bu şekilde dikkat çekmiştir.

Aynı minvalde bir önerge Sosyaldemokrat Halkçı Parti (SHP) Kocaeli Milletvekili Ömer Türkçakal tarafından 22 Kasım 1988 tarihinde TBMM Gündemine getirilmiştir: “Talih oyunları işletmelerinin neden olduğu olumsuzlukları ve Türk toplumunu kumar alışkanlığından uzaklaştırmak için alınacak tedbirleri tespit etmek amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önerge.” 

Görüldüğü üzere dönemin karışık siyasi atmosferi bile farklı ideolojileri savunan siyasi partileri kumar karşısında bir araya gelmesine engel olmamıştı. İktidar partisi ANAP’ın TBMM Genel Kurulunda sahip olduğu çoğunluk ise muhalefetin bu ortak talebini geçirmesine izin vermemişti.

Söz konusu önerge dönemin iktidar partisi ANAP milletvekili Erkan Kemaloğlu tarafından “Açılması istenen Meclis araştırması, Yüce Meclisi lüzumsuz vakit israfına itecektir. Gereği olmadığı görüşüyle, hepinize saygılar sunarım.” şeklinde değerlendirilmiştir.  Bu söylemden ise ANAP iktidarının siyasi ajandasında bu tarz bir planlama olmadığının habercisidir. Muhalefetin bu konuda araştırma yapılması talebi yine iktidar tarafından reddedilmiştir. 

Kumar, Mafya, Devlet

Takvimler 28 Temmuz 1996’yı gösterdiğinde o yıllarda sıkça yaşanan bir faili meçhul vakası daha yaşandı. Bu seferki cinayet kumarhaneleri yakından ilgilendiren bir cinayetti. “Kumarhaneler Kralı” lakaplı Ömer Lütfü Topal Yeniköy’de uğradığı silahlı saldırı sonucunda öldürüldü. 

Kumarhaneler, yasal olduğu günden itibaren siyasiler tarafından ilgiyle takip edilen bir konuydu. Toplumu kötü yönde etkilediği, halkın ahlakına zarar verdiği iddia ediliyordu. Siyasi spektrumun hem sağ hem de sol tarafındaki partiler bu işletmelerin kapanması için gün sayıyordu. Bu koşullar altında Topal’ın öldürülmesi TBMM Genel Kurulunda tartışmaları yeniden alevlendirecekti. 

Mafya ve kumarhaneler arasındaki ilişkiyi TBMM gündemine getirenlerden CHP Milletvekili Durmuş Fikri Sağlar “Ülkemizde 1980'li yılların sonundan itibaren kumarhaneler açılmasına karar verilmesinin, taşıma firmalarının, petrol istasyonlarının, döviz bürolarının birdenbire çoğalmasının dikkat çekici olduğunu bilgilerinize sunmak istiyorum.

1993 yılında, Ömer Lütfü Topal'ın da katıldığı, Erivan'da yapılan toplantıda yasadışı örgütler - Rus mafyası da dahil olmak üzere- karaparalarını Türkiye'deki kumarhanelerde aklama kararı almışlardır. Bu karar çerçevesinde, Türkiye'de kumarhanelerin sayısı artmış ve dünya emsallerine göre çok para kazanır hale gelmiştir.”  şeklindeki konuşmasıyla kumarhaneler üzerinden suç işlendiğini ve kumarhanelerin mafya kontrolünde olduğunu iddia etmiştir. 

“Ve kumarhaneler... Bunun üzerinde biraz durmak istiyorum. İşte, üzerinde çok durduğumuz bir Ömer Lütfü Topal hadisesi var. Ömer Lütfü Topal, kumarhane işleten bir insan ve aynı zamanda, daha önce üzerinde bulunan bazı suçlamalar veya giymiş olduğu bazı cezalardan dolayı da, kumarhane işletme hakkına sahip olması kesinlikle mümkün olmayan bir insan. Sormak lazım veya daha önce konuşan milletvekili arkadaşlarımızın buradan sormasını temenni ederdim; hangi insanlar, hangi idareciler, Ömer Lütfü Topal'a kumarhane açma ruhsatı vermişlerdir? Ben, bir şey daha biliyorum; kumarhanelerin VIP salonları vardır. Biraz evvel konuşan milletvekili arkadaşlarımızın, VIP salonlarında, hangi bürokratların, hangi siyasîlerin beraberce kumar oynadıklarını ve Ömer Lütfü Topal'ın önünde hazır olda beklediklerinin suallerini de burada sormalarını bekliyordum; ama bunların hiç birini duymadık.” şeklindeki konuşmasıyla Refah Partisi Milletvekili Mehmet Bedri İncetahtacı, devlet mafya ilişkisinin varlığını kumarhaneler ve Ömer Lütfü Topal aracılığıyla destekleyerek öne sürmüştür. Bir taraftan mafya kontrolünde olduğuna inanılan bir taraftan da bürokratların uğrak yeri olduğu iddia edilen kumarhaneler üzerindeki baskı gitgide artıyordu. Nihayetinde vekiller kendilerinin ya da devleti temsil eden herhangi bir bireyin kara para aklanan, mafya kontrolünde bulunan işletmelerle bir arada olmasını istemiyordu. Tüm bu iddialar 1983 yılından beri dile getirilen kumarın topluma zararı argümanları ile birleşince, kumarhanelerin kapanışı fikri gerçekliğe yaklaşıyordu.

Kumarhanelere Veda

5 Haziran 1997 tarihine gelindiğinde ise yıllardır gerek muhalefet gerek yer yer iktidarların istediği bir son olarak kumarhanelerin kapatılması Meclis gündeminde kendisine yer bulmuştur.  

Kumarhanelerin açılış amacı olarak yabancı turisti ülkeye çekmesi ve ülkeye döviz girişinin sağlanması beklenirken bu gibi katkılar alınamaması ve Türk vatandaşlarının girişlerinin kontrolden çıkması sonucunda toplumda kumar alışkanlığının özendirilmesi, yaygınlaşması gibi sonuçların ortaya çıkmasıyla birlikte Refah- Doğru Yol hükümeti tarafından sunulan kumarhanelerin kapatılması teklifi, komisyonda kabul edilmiştir. 

5 Haziran 1997 tarihinde TBMM Genel Kurulunda oylanan teklif tüm partilerden destek alarak dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in onayına sunulmuştur. 

Süleyman Demirel teklifi TBMM’ye geri göndermiştir. Teklifte bazı düzenlemeler yapılması gerektiğini düşünen Demirel’in önerileri şunlardır:

  • Türk turizmine ve Türk ekonomisine olan katkısı göz önünde bulundurularak, casinoların kapatılması yerine, pek çok ülkede olduğu gibi, tespit edilen belirli merkezlerde toplanması ve bu şekilde şikâyete konu olan birtakım hususların giderilmesi,
  • Gerekirse casinolara Türk vatandaşlarının girişinin yasaklanması ve böylelikle casinoların dış turizme hizmet eden niteliğinin korunması, 
  • Oyun alet ve makinalarını yurt dışından getirmiş olan işletmelerin, casinoların kapatılmasıyla ortaya çıkacak zararlarını önleyecek düzenlemelere gidilmesi
  • Kanunun yürürlüğe girmesi ile birlikte işsiz kalacak olan ve bu sektörde çalışan yaklaşık 18.000 kişinin kıdem tazminatlarının, devlet ve özel sektör tarafından karşılanması gerekeceğinden, casinoların kapatılmasına yol açan böyle bir düzenlemede, özel sektöre atfı kabil (yıkılabilecek) bir sorumluluk yüklenemeyeceğine göre, kıdem tazminatlarının ödenmesi konusunun bir çözüme kavuşturulması.

Yukarıda bahsedilen önerileri inceleyince, Demirel’in kumarhanelerden hala verim alınabileceğine inandığı açıktır. Bu sebeple Cumhurbaşkanı Demirel teklifi veto etmiş, önerileri ışığında yeniden hazırlanmasını umduğu teklifi Meclise geri göndermiştir. 7 Ağustos 1998 tarihinde hükümet el değiştirmesine rağmen kumarhanelerin yasaklanması teklifi kendisine TBMM Genel Kurulunda yer bulmuş ve yine tüm partilerin desteğini alarak kabul edilmiştir. Cumhurbaşkanının veto yetkisi bir sefere mahsus olduğundan dolayı bu sefer yasalaşması önünde bir engel kalmayan teklif 10 Ağustos 1997 tarihli Resmi Gazete üzerinden kamuya duyurulmuştu. Kanun yayımlanmasından 6 ay sonra yürürlüğe girmiş ve kumarhanelerin 14 yıllık serüveni bu tarihte son bulmuştu.

Kumarhaneler Hakkında TBMM Genel Kurulundaki Görüşler

Yasal statüsü kaldırılan kumarhanelerden geriye ise farklı partilerden vekillerin TBMM Genel Kurulunda yaptıkları konuşmalar kalmıştı. Bir dönem, kanunu veto eden Süleyman Demirel tarafından Genel Başkanlığı yapılan Doğru Yol Partisi (DYP) Milletvekili Turhan Güven’in "Bu itibarla, Kanun yerindedir. Türkiye, artık, turizm sahasında takibi mümkün olmayan birtakım yollar yerine, her zaman devlet denetimi altında olan ve vergisi alınmış, sağlıklı bir zemin üzerine oturtulmuş olan birtakım turizmi teşvik yollarını aramalı ve bulmalıdır. Kumar oynatarak bir noktaya varamazsınız. Kaldı ki, burada oynanan ve milyarların çok üzerinde olduğu, trilyonlara dayandığı ifade edilen birtakım rakamlardan, devlet, ne şekilde bir tahsilatta bulunuyor, ne vergi alıyor. Bu, çok önemli bir olay. Sosyal birtakım yaraların ortaya atılması yanında, önemli olan bir konu da, her şeyden evvel, devlet, varlığını ve Yüce Meclis de iradesini, bu Kanunla bir kere daha izhar etmiş olacaktır.” şeklindeki konuşması, Süleyman Demirel tarafından, kumarhanelerin yabancı turist çektiği ve Türk turizmine katkı sağladığı belirtilmesine rağmen, dönemin Turizm Bakanı İbrahim Gürdal’ın “Sayın Başkan, muhterem milletvekilleri; keşke, oldu bittiye gelmeden, hepimizin gönül rahatlığı içinde vermiş olduğumuz bu oylar da, mağdur olanları, artı, yarın devletimizin belirli mağduriyetini de göz önünde bulundurarak, bu konulara açıklık getirerek verilmiş olsaydı... Gruplar adına konuşma yapan arkadaşların aynı ruhu taşımaması mümkün değil; çünkü, toplumun yarası filanca insana ait olur da falancaya ait olmaz, diye bir şey olmaz; bundan da, hiç kimse, işte, ben bundan prim aldım deme hakkına sahip değil.” şeklindeki konuşması ve Refah Partisi Milletvekili Kemalettin Göktaş’ın bir vatandaş tarafından kendisine iletilen kumar karşıtı bir şiiri içeren konuşması ise şu şekildeydi;

Ben, sözlerime, bir arkadaşımızın bu Kanunla ilgili bir şiirini okuyarak -bu kanun görüşülürken bana gelen bir şiirle son vermek istiyorum. 

"Kumarbazlar kan emer, kanıma banar durur, 

Kumarbazı ecdadım lanetle anar durur. 

Haydi, el ele verin, gençlerimi koruyun, 

Bak, bu kanun çıkmaz ise, gençlerim yanar durur." Hepinize saygılar sunuyorum.

Dönem vekillerinin farklı arka planlara sahip olmalarına rağmen bu yasak konusunda birleştiklerini gözler önüne serer niteliktedir. 

Kumar Yasağının Ağırlığı

Günümüz koşullarını düşündüğümüz takdirde ise bu yasağın ağırlığının bazı işletmelere ve lokasyonlara aynı kuvvetle tesir etmediğini görebiliriz. Yasak gereğince kamuya açık ya da gizli şekilde kumar oynatılması kesin bir şekilde yasaklanmışken, bahis devlet tekelinde yapılmaktadır.

Kumarhanelerin yasaklanması sürecinde, nüfusun ahlak değerlerine zarar verdiği, turizmde istenilen etkiyi yaratamaması ve kumarhanelerin farklı suçların işlenmesine imkan tanıdığı gerekçeleri yasağı getirirken, devletin bahis oynatılmasına izin vermesi ve bunu tekeline alması ilginçtir. Ayrıca bahis devlet tarafından oynatılmadığı takdirde oynayan ve oynatılanın cezalandırıldığı bir suçtur. Dolayısıyla kumar yasağının ağırlığının bahis çevresinde hafiflediği açıktır.

Kumar yasağıyla alakalı bir diğer ilginç nokta ise yasağın ağırlığının Türkiye Cumhuriyeti güdümünde bulunan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti içinde hiçbir gücü bulunmamasıdır. Uluslararası organizasyonların ya da Türkiye harici herhangi bir ülkenin varlığını kabul etmediği Kuzey Kıbrıs’ın kumar politikası doğrudan Türk vatandaşı turistleri ilgilendirdiği aşikardır. Kendi içerisinde kumarhanelerin kapanması için 14 yıl mücadele veren Türkiye’nin, kendi etkisi altında bulunan Kuzey Kıbrıs’a bu politikayı dikte etmemesi yasağın ağırlığının değişken olduğunu göstermektedir.

Yasaklananlar serisinde inceleyeceğimiz yasakları değerlendirirken bu düzenlemelerin ne kadar işlevsel olduğunu analiz etmek ayrıca önemlidir. Kumarhanelerin kapatıldığı gün itibariyle bu yasağın toplumda nasıl bir etkisi olduğu yasağın ağırlığını ölçme aşamasında işe yarayacak, okurların kendi değerlendirmelerini yapmasına kesinlikle tesir edecektir.

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin resmi yayın organı olan TRT 30 Nisan 2021 tarihinden 19 Haziran 2022 tarihine kadar 142 adet “Kumar baskını” haberi yapmış, bu baskınlarda binlerce vatandaş kumar oynadığı ya da oynattığı gerekçesiyle gözaltına alınmış, bu gözaltılar neticesinde ise vatandaşların çoğu para cezasına çarptırılmıştır. Kumar oynanması Türk Hukukunda kabahat olarak nitelendirilmiş olup Kabahatler Kanunu Madde 34 uyarınca cezası 1000 TL olarak düzenlenmiştir. Öte tarafından kumar oynatmanın ya da oynatılması için yer ve imkan sağlamanın cezası Türk Ceza Kanunu madde 228 dahilinde 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve 200 günden aşağı olmamak üzere idari para cezası olarak düzenlenmiştir. Dolayısıyla kumar üzerine getirilen yasağın ağırlığınının vatandaşlar üzerinde caydırıcı etkisinin düşük seviyede olduğu gözler önündedir. 

Geçen 13 ay içerisinde binlerce vatandaşın kumara bağlı sebeplerden cezalandırılmasının kumar oynayan kişi sayısında düşüşe sebep olmaması yasağın işlevselliğinin sorgulanmasına yer açmaktadır. Bu sayıları değerlendirmeye aldığımızda ise yasağın ağırlığının değişkenliğini gözler önüne koyarken, yasağın kumar oynamanın önüne geçme amacının samimiyetini belirsiz bırakmaktadır.

Kapanış

İlk sayısında kumar yasağını incelediğimiz “yasaklananlar” serisi önümüzdeki haftalarda devam edecek. Sigara yasağı ve içki yasağı gibi konuları mercek altına alacağımız gelecek sayılar, milyonlarca insanı etkisi altına alan yasakları incelemeye odaklanacak ve bu yasakların sebepleri ve etkisi üzerinden okurların değerlendirmesine sunulacaklar. Türkiye’nin tarihinde özellikle toplumun günlük hayatı üzerinde tesiri olan bu yasakları daha yakından tanıyabilmek için serinin gelecek sayılarını takip etmeyi unutmayın. 


Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

ParlamentoParlamento

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

Yasaklananlar: Kumarhaneler

Türkiye tarihindeki yasakları inceliyoruz.

20 Kas 2022

Yasaklananlar: Kumarhaneler

YAZARLAR

Parlamento

TBMM ile büyükşehir belediye meclislerindeki gelişmeler, meclislere dair araştırma raporları ve siyasete dair daha fazlası her hafta bu yayında!

İLGİLİ OKUMALAR