
İletişim yaşamla doğrudan ilişkilidir. Her an her şeyle iletişim halindeyiz. Duş alırken kendi düşüncelerimizle iletişimdeyiz, bir işi yaparken onun dokunduğu sonuçla ya da tamamlandığında etki edeceği kişilerle iletişim halindeyiz. Bunu düşündüğümde aklıma gelen ve kesinlikle bunun üstüne konuşulmalı dediğim şey “Hayatı dolu dolu yaşamak” olarak zihnimde belirir hep. Geçtiğimiz günlerde BBC’de de gördüm bu konuyu. BBC muhabiri Emma Barnet ölüme yakın deneyimleri olan iki kadın yazarla konuşup hayata bakışlarını nasıl değiştirdikleri konusuna odaklanan bir röportaj yapmış. Bu arada röportajı okumak isterseniz bu iki kadının isimleri Georgina Scull ve Tanya Shadrick. (Röportaja buradan erişebilirsin). Bu röportajdan aldığım ilhamla hem onun kapsamında hem de iletişime katkı kapsamında bu konuyu konuşacağım. Hazırsak başlayalım.
Gerçekten bu hayatta ne yapmak istiyorsun?
Bu her ne kadar felsefenin ana sorularından olsa da biliyorsun ki bunlar girift dallar… Bu ne olacaksın sorusu değil, bizi mutlu edenlerin farkına varma sorusu aslında. Seçimlerimiz, yollarımız her zaman değişir ve etkilenir. Bizden ya da çevremizden etkilenir bunun şu an için pek de önemi yok. Yaşamı nasıl değerlendirebileceğimiz bizim elimizde olduğu için ne yapmak istediğimizi doğru bir şekilde belirlememiz gerekiyor. Matematikçi John Nash’in hikayesini bilirsin. Hatta çok ünlü ve gerçekten izlemeni tavsiye edeceğim bir film de var bununla ilgili. John Nash oyunlar teorisinde ve diferansiyel geometri alanında köklü değişiklikler yaptı ve 1994’te Nobel Ekonomi Ödülü aldı. Yaşamı boyunca tek bir mutluluğu, hedefi vardı ve bunu yaparken kendisine paranoid şizofreni teşhisi kondu ve birkaç yılını akıl hastanelerinde geçirdi. Yani Nash aynı zamanda çok ciddi problemlerle cebelleşiyordu. Elbette bu hikayenin ardında sadece ne istediği bil yok. Aristotales’in de dediği gibi “bu hayatta ne yaparsan yap boş yapma” durumu da var.
Geçmiş geçmişte kaldı onu dert etmektense geleceği yapılandır.
Ne yazık ki geçmişi öyle çok takan ve bununla alakalı hayıflanan biri var karşında. Asla unutamadığım yanlışlarım, keşkelerim var ama birkaç yıl önce şunu gördüm. Geçmiş güzel ya da kötü anılar olarak kalmadığında sana yük oluyor. Onunla ilgili yapmamız gereken şey değiştirmek ama geleceği değiştirmek. Ders almak ve ilerlemek. Ayrıca yeni güzeldir, heyecan ve hareket katar.
Erteleme!
Hani zaman görecelidir konusu var ya bu başlıkta onu şu şekilde değerlendirmeliyiz bence: Zaman onunla ne yaptığına, onu içindeyken nereye ve nasıl büktüğüne bağlı değişir. Çok yoğun çalışıyor olabiliriz, çocuklarımız olabilir ve hobilerimiz olabilir. Doğru planlamayla tüm yapmak istediklerimizi gerçekleştirmemiz mümkün. Bazen yorucu olabilir kabul ama bunu da çözümü yok değil. Sadece dinlenme, sağlıklı beslenme, uykunu alma gibi yaşamsal faktörlerimizi doğru gerçekleştirelim yeter. Örneğin varsa yurtdışı planın, bir şeyler yetişmez diye korkma elbette onu gerçekleştirebilirsin. Bu maddi bir yere dokunsa da çok uygun fiyata yurtdışına çıkabileceğin gezip eğlenebileceğin yöntemler var. Aynı zamanda birikim ya da para ayırma gibi konularda destek alabileceğin yöntemler, kitaplar var. Bu konuyla ilgili de ilerleyen süreçte konuşuruz umarım. Ertelememek gerekiyor, özür dilemeyi, sarılmayı, hedeflerimizin peşinden koşmayı ertelememeliyiz.
Denemeye devam et!
Yılmamak ve denemeye devam etmek aynı zamanda başarılı olmanın da bir basamağı. İstediğin şeyi, doğru şeyi yaptığını düşünüyorsan yılma. Unutmamak gerekiyor ki mucitler yılmadıkları için icatlar var. Edison mesela en klasik örneklerden… Kendisi doğru sonuca ulaşabilmek için 2000’i aşkın deney yapmak zorunda kaldı. Şunu içselleştirmekte fayda var bu arada, denemek ve çabalamak geliştiren bir şey. Denerken öğreniriz, araştırırız yanlışlarımızı görürüz yeni şeyler öğreniriz.
Yeni şeyler öğren!
Yeni şeyler öğrenmenin ne kadar keyifli olduğunu konuşmanın bir anlamı yok ama bunu birçok yolla yapabiliyoruz ya onu konuşmak anlamlı sanki. Hobiler edinmek, yeni fikirler bulmak, yapmadığımız şeyleri yapmaya çalışmak hem keyifli hem de bizi destekleyen şeyler. Georgina ve Tanya da BBC’deki röportajlarında bu konuya işaret ediyorlar bu arada. Rutinleri değiştirmek ya da rutine yeni şeyler eklemek içimizde kıvılcımlar oluşturuyor. Adrenalin, hareket, çaba, yeniyi tanımak ve ona uyum sağlamaya çalışmak çok değerli. Yeni insanlarla tanışmak, yeni yerler görmek yeni alışkanlıklar edinmek çok tatlı…
Oku ve izle!
Her ne kadar kişisel bir konuymuş gibi görünse de bir şeyler okumanın ve izlemenin bize kattığı şey sadece boş zamanı değerlendirmek değil. Bireyi inanılmaz geliştiren aktiviteler bunlar. Kurgu okumayı ve izlemeyi sevmeyenler olabilir aramızda ama bunun kültürel gelişimin bir parçası olduğunu aklımızdan çıkarmamalıyız. Mutlu ve tırnak içinde etkili bir yaşam keyif aldığımız şekilde ilerler. İyi kitaplar okumayı ve iyi filmler, oyunlar izlemeyi asla ihmal etmemeliyiz diye düşünüyorum.
Sevdiğin şeyler ve kişilerle zaman geçirmeyi öğren!
Burada göreceli olan zamanı şöyle tanımlayacağım hayat kısa kuşlar uçuyor. Sevdiğin kişiler ve şeylerle zaman geçirmek sana inanılmaz haz verir. Buna kimse karşı çıkmaz diye düşünüyorum. Planlarımızın içinde her zaman bizi mutlu edecek boşlukların olması gerekir. Çok başarılı bir iş insanı ya da bilim insanı dahi olsak sevdiklerimize zaman ayırmak kalbimizdeki çiçekleri coşturur ve motivasyonumuzu arttırır.
Doğru iletişim kendimizle de kurabildiğimiz iletişimi kapsar. Güzel ya da istediğimiz gibi yaşamaya çalışmak kendimizle kurduğumuz iletişimi başkalarına da serpiştirmemize olanak sağlar ve yaşam son bulduğunda geride mutlu anılar bize el sallar.
Bugünlük bu kadar diyelim, bir sonraki konuşmada görüşmek üzere. Benimle iletişime geçmek istersen İnstagram hesabımdan yazabilirsin. Bu maile cevap verebilirsin.
Hoşça kal!
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Page
Page, tasarım ve kültür ortaklığından beslenen, toplumsal yapıyı sanat pratikleriyle eleştiren ve aktarmaya çalışan bir yayın olma hedefinde...
İLGİLİ OKUMALAR



