Yazlığa Nereye Çıkmalı?

Bahar, geldiğini belli etmemek için mi sis arkasına saklanıyor?
Yazlığa Nereye Çıkmalı?

Mehmet Selahattin, 1 Nisan 1933

Ahırından boşanmış birkaç yüz ineğin bir ağızdan böğürmesini andıran seslerle kaç sabahtır yatağımdan sıçrayarak uyanıyorum. Tekrar uyuyabilirsen uyu. İnekler böğürmekte devam ediyor. Kalkıp lambayı yakmaktan başka çare yok. Pencerenin önünde günün ağarmasını beklemek hoşuma gider amma böyle yarıda kesilmiş uykunun sersemliği üstümde olmamalı. Neyse, biraz sonra ortalık damla damla aydınlanmaya başlıyor ve ben başımı dışarı uzatıyorum. Dehşet! Öyle bir sis var ki bir adım ilerideki dişbudak ağacını bile göremiyorum. Tekrar penceremi kapayıp içeri çekildiğim zaman bakıyorum ki bütün ev halkı uyanık. Onlar da sis düdüklerinden uyanmışlar ve tabi benim gibi bir daha uyuyamamışlar.

Uykumu başıma sıçrattıkları halde bu düdüklerden şikâyet etmek benim aklımdan geçmez. Ne yapsınlar vazife icabı. Taş çatlasa bağıracaklar! Göz gözü görmeyen denizin ortasında çarpışmalar olsa daha mı iyi?

Nasrettin Hoca’nın yaptığı gibi çocuğu çeşmeye gönderirken şamarlamalı. Testiyi kırdıktan sonra dövmek ne fayda verir. Sis düdükleri de böyle. Kaza olmadan çığlığı koparıyorlar.

Diyeceğim şu ki; mart ayında bir günümüz sissiz geçmedi. Bahar acaba yaklaştığını bize göstermemek için mi sislerin arkasına saklanarak geliyor? Korkarım ki ansızın karşımıza çıkıp bize sürpriz yapacak.

Takvim yalan söylemiyorsa bugün martın 31’i. En fena görünen bir tahminle on beş gün sonra baharın içindeyiz. Evde sesi kısılmış bir kanaryam var. O bile bir haftadan beri ince ince ötmeye başladı. Hele kafesini açık havaya bıraktıkları gün keyfinden yerinde duramıyor.

Dün kapının önünden bir zerzevatçı bağırarak geçiyordu:

“Taze karnıbahar! Var taze karnıbaharlarım!”

Bilirsiniz ya karnıbahar baharın müjdecilerinden sayılır. Satıcıyı evden çağırıp pazarlık ediyorlardı. Pazarlığın son sözünü duydum:

“Sen bilirsin, vermezsen git!”

Araya girmek istedim.

“Ne satıyor bu adam?”

“Karnıbahar.”

“Dediğiniz fiyata razı olmuyor demek?”

“Olmuyor.”

Güldüm.

“Yarı yarıya anlaşın.”

“Nasıl?”

“Karnıbaharı ikiye bölün. Karnı onun olsun, baharı siz alın.”

***

Vaktiyle rakı içen, “her iki manasıyla meşhur” bir şairimiz vardı. Rakısının şişeleri üzerine şu mısrayı yazdırmıştı:

“İki zıkkımlanırım, bir satarım.”

Sokaklarda çiçek satanlar bu şairden ilham almış olacaklar. Çiçekleri koklayıp koklayıp kendilerinden geçer gibi bağrışıyorlar:

“Ne koku! Efendi ne koku bu! Hem kokluyoruz hem koklatıyoruz.”

“İyi amma o kadar çok kokluyorsunuz ki müşteriler çiçeklerde koklanmadık yer bulamıyorlar.”

***

Geçen akşam bir aile toplantısında yaza dair konuşuyorduk. Yazdan bahis açılınca yazlık akla gelmesin olur mu? Birisi atıldı:

“Ben Küçükçekmece’ye gideceğim.”

Yaşlı bir hanım yüzünü buruşturdu.

“Bilirim oralarını ben. Sivrisinek yuvasıdır.”

Evin en genç kızı Suadiye de Suadiye diye tutturdu. Büyükada’nın yalnız bir isteklisi çıktı. Onu da çabuk vazgeçirdiler:

“Susuzluktan kavrulursun ayol!”

Bu sene ilk defa olarak bir yazlığa çıkmayı düşünenler arasında ben de olduğum için söze karıştım.

“Beylerbeyi yahut Çengelköyü nasıl? Yakınlıkları da var İstanbul’a.”

Meclisin en yaşlı hanımı atıldı:

“Hay Allah senden razı olsun evladım! Gördün mü yazlığa gidilecek yeri? Âlâ Tomruksuyu, şerbet gibi hava.”

Bilmeyenler sordu:

“Tomruksuyu nerede?”

“Çengelköyü’nde iki gözüm. Suların en şifalısı. Bir bardak su için bir kuzu ye!”

Büyük hanım Çengelköyü’nü o kadar methetti ki bizimkileri kolayca kandırdı.

Ömrümüz olurda ve bir mani çıkmazsa bu yaz şöyle birkaç ay için Çengelköyü’ne hava değiştirmeye gideceğiz. Kim bilir, hoşumuza giderse belki kışın da çengeli atıp kalırız!


*Mehmet Selahattin Güngör’ün yazılarındaki tüm ifadelerine katılmasak da anlamı ve anlatımı bozacak ya da değiştirecek herhangi bir değişiklik yapılmadı. Dönemin anlam dünyasına sadık kalındı. ‘İstanbul’da Nasıl Eğleniyorduk’un amaçlarından biri de, yazara hak ettiği değeri vererek İstanbul’un geçmişine dair zengin bilgiler içeren bu yazıları gün yüzüne çıkarmak.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Çeşmenin başını tutanlar #67

Tomruk suyu, Çengelköy, Çatalca, İstanbul'un suları

04 Nis 2023

https://www.centropa.org/sites/default/files/photo/orig/trisa001.tif_.jpg

YAZARLAR

İstanbul'da Nasıl Eğleniyorduk?

1920 ve 30'ların İstanbul eğlence hayatını bir gazetecinin röportajlarından takip eder, her salı yayımlanır.

İLGİLİ OKUMALAR