Var olmak üzerine!

Bugünün dünyasında varlık ve "ben"i tanımak...
Var olmak üzerine!

Var olmak insanlığın kendini bilmeye başladığından bu yana sorguladığı, bazen şüpheyle bazen de sorgusuz teslim olduğu ve zamanı fark ettiği durum olsa gerek... Bir filozof gibi bu konuyu her daim tartışmasak da kimliğimizin ve yaşadığımız anın bilincinde olmayı var olmakla eleştiririz çoğu zaman.

Var olanı bilmek ve onun üstüne yenilerini üretmek çoğu zaman verdiği hazdan kaynaklı geride kalan her şeyi bir kenara attığımızda ilgimizi çeker. Örneğin bir tasarımı daha fikir aşamasından şekillendirmeye başlamak ve onu son hale getirmek tasarımcının kendi varlığına eklediği başka bir değer olarak düşünülebilir. Ya da var olan bir tasarımı hayatımıza sokup onunla bağ kurmak ya da onun sadece orada durduğunu bilmek de benzer hisler uyandırabilir.

Soyut ya da sosyal temelli var olan şeyler yani duygular, hisler, politikalar, beğeniler de tıpkı nesneler gibi tek başlarına yalnızca tek bir şeyden oluşmadılar elbette. Hatta onların oluşumu ve etkisi çoğu zaman bizim dışımızdaki etkenlerle gerçekleşir. Beğenileri düşünecek olursak sadece var olan "ben"in oluşturduklarıyla değil ona eklenen içsel ve dışsal faktörlerin katkısıyla yaşam bulurlar zihnimizde. Kültürel durumlar, politikalar, popülerleşme, kapitalizm, din, aile ve arkadaş bu beğenilere katkıda bulunan en eski kavramlar olarak karşımıza çıkar örneğin. Dolayısıyla uzun zamandır sıklıkla tartışılan "ben"i oluşturan şeyin özgür iradeyle ilgisi tam da burada devreye girer.

Özgür iradenin varlığı ya da olumlu - olumsuz tesiri de aynı şekilde bu tartışmalar içinde şekil alır. Asırlardır insanlık olarak tartıştığımız ya da üstünü kapatıp yüzleşmekten çekindiğimiz bu konuyu en güzel işleyen isimlerden biri de tabii ki Milan Kundera'dır. Düşünsel anlamda bizi varlığımıza koşturan ve yazdıklarıyla kimliğimizi delik deşik eden bu ismin en tatlı (eseri tariflemek için doğru kelime mi emin olamasam da hissettiklerinden ve beni bir kez daha bu konuyu düşünmeye sevk ettiğinden dolayı doğru bir betimleme olduğunu düşünüyorum) kitaplarından birini daha okudum yakın zamanda. Kundera'nın Bilmemek adlı kitabı bana pandeminin sürüp gittiği ve bizim bir şekilde onu reddetmeyi ya da görmezden gelmeyi başarmaya çalıştığımız şu zamanda karmaşık hisler yaşattı bana. 

Kimliğin, yer ve yurt kavramlarının birbirine dolaştığı, kişinin ve bağ kurduğu diğerlerinin zihinsel ilişkileri, unutmuşlukları ve kabullenişleri bu kitabın temel konuları olarak ön sıraya oturuyor. Günümüz dünyasında ki artık Metaverse evrenini de hesaba katacak olursak yaşanan bunca çağdaş ve çağdışı durum ve olayların zihnimizde form bulduğu günümüz hali halen toplumsal yaşamın çalkantılarıyla benliğimizi derinden etkiliyor. İşte tam da bugünün dünyasında okunması ve tartışılması gereken var olmak konusu değer yaratmanın ve üretmenin de ötesine geçiyor. 

O halde bugünü var ederken çabaladığımız şey nedir ve neyle bağlantılıdır?

Görüşmek dileğiyle hoşça kal!

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

PagePage

BÜLTEN SAYISI

Tutamadıklarınla yaşamak!

Hayat her zaman stabil olmayacak ve sen çoğu zaman onun yakalayamayacaksın.

27 Kas 2021

Mariola Grobelska, Unsplash

YAZARLAR

Page

Page, tasarım ve kültür ortaklığından beslenen, toplumsal yapıyı sanat pratikleriyle eleştiren ve aktarmaya çalışan bir yayın olma hedefinde...

İLGİLİ OKUMALAR