Tokalaşmanın ardından: Yeni çözüm süreci kulislerinin temeli var mı?

Yeni yasama yılının ilk gününde MHP lideri Devlet Bahçeli'nin DEM Parti vekilleriyle tokalaşmasının ardından başlayan "yeni çözüm süreci" kulislerinin bir temeli var mı? Bir süreç söz konusuysa bu gerçekten bir çözüm süreci mi ve ne ölçüde Ankara ile Kandil'in kendi içlerindeki iktidar mücadelelerinden etkileniyor?
Tokalaşmanın ardından: Yeni çözüm süreci kulislerinin temeli var mı?

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

2010-2015 yılları arasında başarısızlıkla sonuçlanan iki ayrı çözüm sürecine tanıklık eden Türkiye, şimdi de MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, yeni yasama yılının açılışında DEM partililerle tokalaşmasıyla başlayan süreci konuşuyor. Ancak kulislere yansıyan iddialar, yaşananların iki çözüm sürecine de benzemediğini gösteriyor. İktidar cephesi “yumuşama”, “güç tahkimi” gibi isimlerle nitelendirdiği sürecin, “çözüm süreci” olarak yorumlanmasına da tepkili. İç siyasete, yeni anayasa, DEM Parti’nin PKK ile arasına mesafe koyması gibi somut söylemlerle mesaj verilmesi de bu tepkinin bir göstergesi. Ancak farklı kaynaklardan gelen iddialar, bölgedeki kritik gelişmelere paralel biçimde kritik bir süreçten geçildiğini de ortaya koyuyor.

İki çözüm sürecine bir bakış

Oslo görüşmeleri olarak nitelendirilen birinci çözüm sürecinde, MİT yetkilileri, PKK’nın üst düzey kadrosu ile doğrudan görüşmeler yapmış, bu görüşmelere paralel biçimde çeşitli adımlar atma hazırlığına girişmişti. Ancak görüşme kayıtlarının sızdırılması bu süreci sonlandırdı. Yürütülen süreç, gizlilik ve örgütle doğrudan görüşme nedeniyle eleştirildi.

İkinci çözüm süreci ise HDP desteğiyle ve açıktan yürütüldü. Bir yandan kurulan “Akil İnsanlar” heyetleri Türkiye’nin dört bir yanını dolaşarak sürece meşruiyet zemini kazandırmaya çalışırken diğer yandan İmralı’daki Abdullah Öcalan ve Kandil’deki örgüt yetkilileriyle MİT’in eşlik ettiği HDP heyeti aracılığıyla görüşmeler gerçekleştirildi. Ancak belli bir noktaya gelen, Dolmabahçe Mutabakatı ile son evreye girmesi beklenen süreç, 7 Haziran 2015 seçiminin ardından, Suruç’taki canlı bomba saldırısı ve Ceylanpınar’da iki polisin evlerinde öldürülmesi ile sonlandı. O dönemde ardı ardına patlayan bombalar, sürecin bittiğinin de göstergesi olarak yorumlandı. 7 Haziran seçiminde ilk kez tek başına iktidar olabilecek oy oranına ulaşamayan AKP’nin, süreç nedeniyle seçmen tarafından cezalandırıldığı öne sürüldü. AKP’nin de buna karşılık, seçime parti olarak girmemesi uyarısında bulunduğu HDP ile ipleri koparttığı ifade edildi. Sürecin bitmesinin ardından 1 Kasım’da yapılan yenileme seçiminde AKP yeniden tek başına iktidar oldu.

Yeni çözüm süreci mi?

Bahçeli’nin tokalaşmasıyla başlayan yeni süreç, üçüncü bir çözüm süreci olarak adlandırılabilecek mi yoksa başka türlü gelişmelere mi tanıklık edeceğiz, henüz belirsiz. Belirsiz olmasının en büyük nedeni ise devlet ve siyasetin iki ayrı hattan farklı stratejilerle ancak sessizce ve gizlilik içinde hareket etmesi…

Öcalan çağrısı

Bahçeli, son grup toplantısında hem tokalaşmasıyla başlayan sürece, “çözüm süreci” denilmesine tepki gösterdi hem de terörle masaya oturulamayacağını vurguladı. Mesajının DEM Parti’ye yönelik olduğunu belirten Bahçeli, sözleriyle tavrını gösterdi, Öcalan’a da açıktan çağrı yaptı:

“DEM Parti'nin aklını başına alması, uzattığım eli sabote etmeden alması tek temennimiz ve herkesin hayrınadır… Türkiye'ye getirilirken 'her türlü hizmete hazırım' diyen terörist başı buyursun terörün bittiğini, örgütünün tasfiye edileceğini tek taraflı ilan etsin. Ama devletin terörle masaya oturmasını hiç kimse, hiçbir şart altında beklemesin, aklından dahi geçirmesin. Uzattığım el, hesapsız bir eldir” 

  • DEM Parti, bu çağrıya Öcalan üzerinden karşılık vererek, “Buyrun tecridi kaldırın, görüşlerini öğrenelim” açıklamasını yaptı.

'Sabote edilmesin'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir yandan Bahçeli’nin tokalaşmasıyla başlayan sürecin iyi değerlendirilmesi çağrısı yaparken, diğer yandan bölgesel sıkıntılara dikkati çekerek, yaşananları boyutlandırdı:

“Ortada net ve kararlı bir biçimde uzatılan bir el var… Bu adımları atanların sayısı çoğaldıkça da inşallah yeni Anayasa konusunda toplumsal mutabakatın tabanını genişletebiliriz. Türkiye’de terör yöntemleri ile bir yere varılamayacağı çok nettir. Artık herkesin bunu anlamış olması gerekir. Bölgemizdeki gelişmelere bakıldığında, ülkemizdeki huzur ve barış iklimini tahkim etmek, herkes için en hayırlısıdır. Terör örgütleriyle çevrelenmiş bir coğrafyada, Irak’ta gerilimlerin, Suriye’de iç savaşın yaşandığı, İsrail’in vahşileştiği bir dönemde içeride barışın tesisi önem kazanıyor.”

Erdoğan, sonraki mesajında da uyarılarınadevam etti:

“Siyasetten topluma yayılan yumuşama iklimini sabote etmek isteyenler var. Uzatılan elin kopartılmaya çalışılmasına izin vermeyiz. Bölgemizde bunca ateş varken, her geçen gün ülkemize yaklaşırken herkes aklını başına almalıdır. Yumuşama iklimi provokasyonlara göz yumacağımız anlamına asla gelmiyor.”

Erdoğan, böylece hem İsrail tehdidini vurgulayarak bölgesel gelişmelere işaret etti hem de yeni sürecin yeni anayasa için öneminin altını çizdi.

Öcalan-Kandil iddiası

Bu açıklamalar yapılırken, önce çeşitli Kürt haber sitelerinde, ardından gazeteci Amberin Zaman’ın haberinde çarpıcı bir iddia yer aldı.

Bu iddiaya göre, Öcalan, Kandil’le telekonferans üzerinden görüştürülmüş, devletin, örgütün silah bırakması yönündeki teklifini iletmişti. Bu teklife göre örgütün üst düzey yöneticileri Kandil’den ayrılarak ya üçüncü bir ülkeye gidecek ya da Rojava’ya yerleşecekti. Buna paralel olarak Türkiye de PYD ile Esad rejimi arasındaki görüşmelerde garantör ülke olarak yer alacak ve PYD’nin rejim güçlerine katılması için çaba gösterecekti.

Bu kanıtlanması güç iddianın ortaya atılmasının ardından “çözüm süreci” iddiaları boyutlandı. Ancak resmî kaynaklar bu iddiayı yanıtladı. Siyasetten de yalanlama geldi.

Aslında Öcalan ile Kandil arasında görüş ayrılıkları olduğu, devlet yetkilileri ile görüşmeler yapan Öcalan’ın Türkiye’den örgütün çekilme çağrısı yapabileceği ve buna örgütün üst düzey bazı isimlerinin tepki gösterdiği Bahçeli’nin tokalaşmasından önce de kulislerde iddia düzeyinde konuşuluyordu. Ancak bu gelişmelerin nereye bağlanacağı konusunda çok fazla yorum yapılamıyordu. Bu belirsizlik hâlâ sürüyor.

Yeni anayasa mı, İsrail mi?

Ancak “yumaşama”, “güç tahkimi” gibi isimlerle anılan bu sürecin devam edip etmeyeceğini güncel gelişmelerden okuma ihtimali hâlâ sürüyor. DEM Parti’nin yeni anayasa çağrısına vereceği yanıt bu göstergelerden biri. Bir diğer gösterge, AKP ve Erdoğan’ın da DEM Parti’yi uzun süre sonra doğrudan muhatap alıp almayacağı.

Erdoğan, kamuoyuna İsrail’in Türkiye’yi de hedef aldığı söylemi ve yeni anayasa zarureti ile bu makas değiştirmeyi açıklayabilir. Varsa ve hâlâ sürüyorsa bu yeni sürecin, Erdoğan’ın yeniden aday olabilmesi için mi yoksa gerçekten dışarıda yaşanan gelişmelerden kaynaklı olarak mı geliştirildiğini ise ancak zamanla görebileceğiz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

SpektrumSpektrum

BÜLTEN SAYISI

🤝 Açılım tartışması, anayasa değişmezleri

"Yeni çözüm süreci" kulisleri. Adalet sistemine "cezasızlık" müdahalesi. Mehmet Ağar'a beraat. Kabine değişikliği sinyali. Değişmez maddeler. CHP'nin siyasi yasak hazırlığı. Açık Radyo kararı. Öğretmenlik Meslek Kanunu.

17 Eki 2024

🤝 Açılım tartışması, anayasa değişmezleri

YAZARLAR

Gökçer Tahincioğlu

Gazeteci ve yazar. 1997-2018 yılları arasında Milliyet Gazetesi’nde muhabir, haber müdürü ve köşe yazarı olarak çalışan Tahincioğlu, 2019’dan beri T24 internet sitesinde Ankara Temsilcisi ve yazarlık görevlerini üstleniyor.

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

SpektrumSpektrum

HİKAYE

Başka bir kader yoksa: Çocuklara verilecek cezaların artırılmasının sonuçları ne olabilir?

Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

Başka bir kader yoksa: Çocuklara verilecek cezaların artırılmasının sonuçları ne olabilir?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Zalim iyimserlik: İktidar, muhalefet ve topluma Anadolu’dan bakmak

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.

16 Tem 2026

Zalim iyimserlik: İktidar, muhalefet ve topluma Anadolu’dan bakmak
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Ahbap Derneği olayı: Türkiye’de dernek ve vakıflar nasıl denetleniyor?

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Pelin Cengiz

·

15 Tem 2026

Ahbap Derneği olayı: Türkiye’de dernek ve vakıflar nasıl denetleniyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

İstanbul Barosu raporu: Kuyu tipi cezaevlerinde neler yaşanıyor?

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Melisa Gülbaş

·

13 Tem 2026

İstanbul Barosu raporu: Kuyu tipi cezaevlerinde neler yaşanıyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Bir bakışın arkası: İzlanda'nın 'ekonomist' başbakanı Kristrún Frostadóttir'i anlamak

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.

Uraz Kaspar

·

12 Tem 2026

Bir bakışın arkası: İzlanda'nın 'ekonomist' başbakanı Kristrún Frostadóttir'i anlamak