Yeni yıl bizi büyütür mü?

Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
Hayattaki başlangıçları oluşturan ilklerin ve bitişleri oluşturan sonların kişisel tarihi belirlemedeki etkisini seviyorum. Yaşama dair bir kronoloji yaratıyorlar. Öyle büyük ilklerden ve sonlardan bahsetmiyorum. Sözgelimi yazın ilk karpuzunu yemek, kışın ilk karını görmek, yazın son denizine girmek, o yılın ilk nergisini koklamak, sevgilinle ilk kez vapura binmek, annenle son kez tatile gitmek vs. Tüm bunlar başlangıçları ve bitişleri hikayeleştirmeyi sağlıyor.
Hikaye olmazsa yaşamdan ne çıkar? Bence hiçbir şey çıkmaz, yavanlıktan başka. İşte bu yazı da onlardan biri, yılın ilk yazısı. Ancak içinde birçok başlangıç ve bitişten damıtılmış duygular ve düşünceler var; yıllardan, yollardan toplanan… Yani başlangıç dedimiz şey başlangıç mı gerçekten? Yeni yıl dediğimiz şey, bembeyaz bir sayfa mı?
Bu soruya Amin Maalouf’un Yolların Başlangıcı kitabından bir pasajla yanıt vereyim:
"Ağaçların tersine, yollar rastgele atılmış tohumlarla topraktan fışkırmaz. Bizim gibi onların da başlangıcı vardır. Aldatıcı bir başlangıçtır bu, çünkü hiçbir zaman bir yolun gerçek bir başlama noktası yoktur; birinci dönemeçten önce, orada, hemen arkasında başka bir dönemeç daha vardır ve ondan önce bir tane daha… Ele avuca sığmaz bir başlangıçtır bu; çünkü her kavşakta başka başlangıçlardan gelen, başka yollar katılmıştır."
İnsan canlısı, medeniyetin zirvesinde dolaştığını varsaysa da doğası itibarıyla avcı toplayıcılıktan bir an bile vazgeçmemiştir. Duygular, anılar, yaşantılar, hatalar toplaya toplaya bugününü inşa eder. Geçmişiyle şimdiyi oluşturur, şimdiyle geleceğini kurar. Hiçbir şey çizgisel değil, döngüsel bir gerçeklikte devinir durur. Biriktirir insan, toplar, sindirir. Hiçbir yaşantısını şimdisinden ayıramaz aslında. O yüzden insanın hayatındaki başlangıçların içinde hep önceki bitişlerin izleri bulunur.
Ocak ayı geldi çattı. Ajanda kullanan biri olarak yılın bu zamanlarında masamda hem içinde bulunduğumuz yıla ait, artık sayfa sayısı bitmekte olan yıpranmış bir ajanda, hem de sayfalarına henüz dokunulmamış, yaşamla henüz buluşmamış gelecek yılın ajandası bulunur. Masamda duran iki defter, ister istemez hem geçen yılın muhasebesini yapmama hem de gelecek yıla dair niyetlerimi, hedeflerimi düşünmemi sağlıyor.
Yılın bu zamanında kendimi Janus’a dönüşmüş buluyorum. Roma tanrılarından birisidir Janus. Roma sikkeleri üzerinde kabartma resimleri yer alır. Biri öne, biri arkaya dönük olmak üzere iki yüzü vardır Janus’un. Yüzlerden biri kentin giriş kapısına ve kente girenlere, öteki ise kentin çıkış kapısına yani kentten çıkanlara bakar. Böylece kentin güvenlik içinde yaşamasını sağlar. Hem geçmişi, hem de geleceği görebilmesi dolayısıyla başlangıçların ve geçiş dönemlerinin tanrısı olarak da anılır. Janus, bir durumdan diğer duruma geçiş sürecinin başlatıcısı, soyut veya somut her anlamda bir geçiş dönemini simgeler: Geçmişten geleceğe, gençlikten yetişkinliğe, hayattan ölüme, varlıktan yokluğa, savaştan barışa…
- Hareket ve değişim ayrılmaz bir ikili olduğundan ikili bir doğası vardır Janus’un, bu sebeple biri genç biri yaşlı olmak üzere iki çehreyle tasvir edilir. Janus’un genç yüzü, ileriye, hayallere, değişime, olmak istediği yere dönüktür; yaşlı yüzü ise geçmişe, yaşanmışlıklara, köklere işaret eder.
Batı dillerinde Ocak ayını anlatan January ve benzeri sözcükler tanrı Janus'un adından geliyor. Bunun nedeni Ocak ayının bir yönüyle geçen yıla, bir başka yönüyle de gelecek yıla bakmasıdır.
Bizlerin her yeni yılla birlikte yaş aldığı, zamanın üzerimizden geçtiği mutlak bir gerçek. Peki günler, aylar, yıllar üzerimizden geçerken, bizi zamanın bir adım daha ilerisine taşırken buna ruhsallığımız da dahil oluyor mu? İşte burası muğlak.
İnsan ruhsal olarak nasıl büyür?
Bu sıralar “İnsan ruhsal olarak nasıl büyür?” sorusu üzerine çok düşünüyorum. Ailesinden ayrışarak mı büyür, kendisini zor durumlarda sakinleştirerek mi, tek başına kalabilme kapasitesini geliştirdikçe mi, ebeveyn olunca mı? İnsan nasıl büyür?
Hayat, cevabı vermekte tabii ki gecikmiyor. Birkaç hafta önce evimin yakınlarındaki bir lokantaya yemek yemeye gitmiştim. Garsona siparişimi verdikten sonra yemeğimin gelmesini beklerken yan masamda oturan bir anne-kız dikkatimi çekti. Küçük kız yedi yaşlarında olmalıydı. Tam o sırada anne kızın yemekleri geldi. Anneye çorba ve salata, kıza da yoğurtlu ıspanak ve makarna. Kız annesine şöyle dedi: “Anne ben artık büyüdüm dimi? Hep köfte-patates yemiyorum.” Anne de "Evet kızım, artık başka şeyleri de deniyorsun” dedi.
Önce "Ne alakası var?" diye düşündüm sonra küçük kızın eskiden sürekli köfte patates yerken artık pek de sevmediği sebzeleri de yemeye başladığını anladım. Küçük kız bence de büyüyordu, tanıdık olanın konforunu bırakarak, bilinmeyeni, yeni ve farklı olanı deneyimlemeye cesaret ederek. Büyümek belki de buydu, köfte-patates yemekten terfi etmekti.
Değişen, yenilenenler dışarıdan bakınca yaşlar, yıllar gibi gözükse de aslında dönüşen ya da dönüşemeyen, benliğimiz, bakış açımız. Janus’un iki yüzü gibi, nereye bakacağımızı biz seçiyoruz. “Şu yıl artık bitse” diyoruz, “Bu yıl çok sıkıntılı geçti” diyoruz, “Yeni yıl güzel gelsin” diyoruz, yeni yıla umutlar bağlıyoruz. Tüm bu serzenişlerimiz, dileklerimiz yeni yıldan ziyade kendimize dair. Başka türlü olmayı, başka türlü bakmayı, başka türlü yaşamayı istiyoruz çünkü. Derdimiz kendimizle, dolayısıyla dermanımız da öyle. Dışarıda değil, içeride… Yıllar buna ancak bir fon oluşturabilir.
En son okuduğum bir kitapta Japon kültüründe kışın üç dostundan bahsediliyor: Çam, bambu ve erik çiçeği. Bu üç dost sırasıyla azim, esneklik ve dayanıklılığı temsil ediyormuş. Her üç ağaç da bu özellikleri sayesinde sert koşullarda hayatta kalabiliyormuş. Doğa, gerçekten her seferinde kendisine hayran bırakan en büyük öğretmen.
Ben de kışın üç dostundan aldığım ilhamla, yeni yılda herkese azmetme, esneme ve dayanabilme gücü diliyorum. Sanırım bu üç özellik, kişinin ruhsal olarak büyümesinin de yapı taşları. Ruhsal olarak büyüdükçe, yaşamı kucaklama, hissettiğimiz tüm duyguları kapsama, ötekilerle derinlikli ilişkiler kurabilme kapasitemiz de o oranda artacaktır.
O hâlde ruhsal olarak büyüyebildiğimiz ve yaşamı özgürce kucaklayabildiğimiz yıllarımız olsun.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Tuğçe Isıyel
Tuğçe Isıyel, 1986 yılında İstanbul’da doğmuştur. Klinik psikolog, psikoterapist olarak çalışmakta, kurucusu olduğu Polente Psikoloji’de yetişkin ve çiftlerle psikoterapi çalışmalarını sürdürmektedir. “Psikanalitik Edebiyat Okumaları”, "Ekopsikolojik Edebiyat Okumaları", "Kitap Eczanesi" isimli atölye çalışmalarını yürüten Isıyel, çeşitli dergilerdeki inceleme, deneme, eleştirilerinin yanı sıra Everest Yayınları'ndan çıkan "Ya Hiç Karşılaşmasaydık" ve 2023 Vedat Günyol Jüri Özel Ödüllü "Parçalı Bulutlu", "Benim Yüzümden" kitaplarının da yazarı.

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR


