Tuğçe Isıyel

Tuğçe Isıyel, 1986 yılında İstanbul’da doğmuştur. Klinik psikolog, psikoterapist olarak çalışmakta, kurucusu olduğu Polente Psikoloji’de yetişkin ve çiftlerle psikoterapi çalışmalarını sürdürmektedir. “Psikanalitik Edebiyat Okumaları”, "Ekopsikolojik Edebiyat Okumaları", "Kitap Eczanesi" isimli atölye çalışmalarını yürüten Isıyel, çeşitli dergilerdeki inceleme, deneme, eleştirilerinin yanı sıra Everest Yayınları'ndan çıkan "Ya Hiç Karşılaşmasaydık" ve 2023 Vedat Günyol Jüri Özel Ödüllü "Parçalı Bulutlu", "Benim Yüzümden" kitaplarının da yazarı.

AngstAngst

HİKAYE

Düşüncenin çöküşü: Kitleler neden dürtüsel liderleri sever?

Spontanlığı, yavaşlamayı, düşünmeyi yeniden hatırlamak yalnızca bireysel bir iyilik hâli meselesi değil aynı zamanda son derece hayati bir psikopolitik meseledir. Çünkü bazen bir felaketi başlatan, büyük bir ideoloji değil, sadece dürtüyle eylem arasındaki o hayati boşluğun çökmesi de olabilir. Bugün en radikal politik eylemlerden biri, hızın, öfkenin, teşhirin ve tepkiselliğin kutsandığı bir dünyada o boşluğu yeniden savunmaktır.

Tuğçe Isıyel

·

05 Nis 2026

dusuncenin-cokusu-kitleler-neden-durtusel-liderleri-sever
AngstAngst

HİKAYE

Üç kuşağı birbirine bağlayan bir hat: Baba-kız ilişkisinin dolambaçlı yolları

Kadınlığın kuşaklar boyunca nasıl aktarıldığını anlamak istiyorsak yalnızca anneden kıza uzanan hattı değil, babanın kendi annesiyle kurduğu ilişkiyi de düşünmek önemli. Çünkü bir kız çocuğunun babasının gözünde gördüğü, yalnızca kendi varlığı değil, aynı zamanda babanın geçmişte tanıştığı ilk kadının bakışından izler de taşıyor. Bayramı aile yanında geçirecek olanlar aileye bir de bu aktarım hattı üzerinden baktıklarında acaba ne görecekler?

Tuğçe Isıyel

·

20 Mar 2026

uc-kusagi-birbirine-baglayan-bir-hat-baba-kiz-iliskisinin
AngstAngst

HİKAYE

Aynamız, günlüğümüz, rakibimiz, idolümüz: Kadın dostluğu kadınları nasıl dönüştürür?

Kadınlar arasındaki ilişkiler sabit değildir; tıpkı kadınların hayatları gibi hareket hâlindedir. Yakınlaşır, uzaklaşır, yeniden kurulur. Hayatımızda olan, hayatımızdan geçen ve içimizde iz bırakan tüm kadınlar, bir şekilde kim olduğumuzu şekillendirir. 8 Mart, hayatımıza emek vermiş kadınları hatırlamak, onlarla kurduğumuz bağların bizi nasıl dönüştürdüğünü düşünmek için de bir fırsattır.

Tuğçe Isıyel

·

07 Mar 2026

aynamiz-gunlugumuz-rakibimiz-idolumuz-kadin-dostlugu-kadinlari
DuendeDuende

HİKAYE

Aşkın patolojik ve karanlık yollarında: Masumiyet Müzesi'nde görülmeyişin öfkesi

Kemal zihninde yarattığı Füsun imgesine öyle âşıktır, ona öyle yapışıp kalmıştır ki Füsun’u tam olarak tanımaz, onun kim olduğunu bilmez bile. Bu da Füsun’da büyük bir öfkeye sebep olur. Görülmeyişin öfkesine. Bu öfke Füsun’u da Kemal’i de öldürecek güçtedir. Gücünü de nereden alır biliyor musunuz? Füsun’un aslında kendini göremeyişinden.

Tuğçe Isıyel

·

17 Şub 2026

askin-patolojik-ve-karanlik-yollarinda-masumiyet-muzesinde
AngstAngst

HİKAYE

2025'e adios ya da 'konfor alanları' üzerine: Bir kedinin düşündürdükleri

2025’e “adios” diyoruz artık. Bildiğimiz bir yerden ayrılıyor, 2026’nın belirsizliğine doğru yola çıkıyoruz. Bu belirsizlik, sadece kaybolma riskini değil; yolun bir yerinde yeniden bulunma, başka bir biçimde geri dönme ihtimalini de barındırıyor. Konforu sabit bir durak değil de, yolda kendimize eşlik edebilme hâli olarak düşündüğümüzde, belki de bu bilinmezlik yeni bir konfor alanına dönüşecektir kim bilir.

Tuğçe Isıyel

·

01 Oca 2026

2025e-adios-ya-da-konfor-alanlari-uzerine-bir-kedinin
DuendeDuende

HİKAYE

Bir Abramović sergisinin çağrıştırdıkları: İnsan kendisiyle ne zaman karşılaşır?

Viyana'daki Albertina Modern’de 1 Mart’a kadar ziyarete açık kalacak Marina Abramović sergisi, sanatçının iki işini öne çıkarıyor: Imponderabilia ve Counting the Rice. Birinde ötekiyle karşılaşmanın, diğerinde tek başınalığın zorunluluğunu görüyoruz. İnsanın hayatına dair en önemli sorumluluğunun yaşamında birliktelik ve bireysellik ihtiyacını gözetebilmesinden geçtiğini düşünürsek Abramović’in sanatı sanki bu sorumluluğun bir hatırlatıcısı gibi.

Tuğçe Isıyel

·

13 Ara 2025

bir-abramovic-sergisinin-cagristirdiklari-insan-kendisiyle-ne
AngstAngst

HİKAYE

Genç olamayacak kadar yaşlı, yaşlı olamayacak kadar genç: Hayat gerçekten kırkında mı başlar?

Hayatın ilk büyük evresi kırk yıl sürer, sonra benlik yavaş yavaş yeni bir evreye geçer. Bu kez kendi iç doğumuna tanıklık ederek, üstelik bu kez anne rahminden değil, kendi inançlarından, savunmalarından doğarak… Kimileri bu dönemde değişimin içsel çağrısını duyarak içine dönerken kimileriyse o çağrının sesini bastırmak için dışarıda değişiklikler yapmaya gider.

Tuğçe Isıyel

·

08 Kas 2025

genc-olamayacak-kadar-yasli-yasli-olamayacak-kadar-genc-hayat
AngstAngst

HİKAYE

Ruhumuzu kışa hazırlamak: İnsan da karasuyunu bırakır

Yavaş yavaş yapılan kış hazırlıkları, o hazırlıkları usulca bekleme hâli, insan ruhsallığını kıvamlandırıyor. Hayatın asıl lezzetini de belki bu oluşturuyor. Kara suyunu bırakabilen sebze yemeğe tat katıyor. Kara suyunu bırakabilen insan da yaşama kendi özünden bir tat bırakıyor.

Tuğçe Isıyel

·

28 Eyl 2025

ruhumuzu-kisa-hazirlamak-insan-da-karasuyunu-birakir
AngstAngst

HİKAYE

Bırakmaya övgü: Bırakmaktan neden korkarız?

Çoğu zaman elimizde tuttuğumuz şey, bizi ayakta tutan bir dal gibi gelir. O dalı bırakırsak boşluğa savrulacağımızı, kaybolacağımızı sanırız. Oysa belki de o dal, aslında çoktan çürümüştür; tutunmak, düşüşü geciktirmekten başka bir işe yaramıyordur.

Tuğçe Isıyel

·

22 Ağu 2025

birakmaya-ovgu-birakmaktan-neden-korkariz
AngstAngst

HİKAYE

Baba yaralarından büyümek: Şefkatli de olsa artık bir 'baba' istemiyor olabilir miyiz?

Slavoj Žižek’in "Gıdıklanan Özne" kitabında sözü edilen simgesel anlamda “babanın öldürülmesi” hayvandan insana geçiş için olması gereken bir adımdır. Çünkü baba otoritesinin simgesel anlamı, yasakları ve tabuları barındıran ve inşa eden kültürün temel kaynağıdır. Peki “baba” yarası, hem bireysel hem de toplumsal tekamüle yol açacak bir kilit olabilir mi?

Tuğçe Isıyel

·

10 May 2025

baba-yarasindan-buyumek-sefkatli-de-olsa-artik-bir-baba