Hayatın çat! kanunu: Bugün kar, yarın bahar


4+1 ClimAccelerator: iklim ve sürdürülebilirlik odaklı girişimler için hızlandırma programı İklim dostu bir geleceğe katkı sağlamayı amaçlayan 4+1 ClimAccelerator , Viveka tarafından yürütülen ve Sabancı ARF‘in desteklediği, iklim ve sürdürülebilirlik odaklı girişimler için tasarlanmış bir hızlandırma programı. Innovation and Digital Development Agency, Azerbaycan (IDDA) desteği ve European Institute of Innovation and Technology (EIT) Climate-KIC’in stratejik katkılarıyla sürdürülen program, 25 Şubat’ta DotsHub’da düzenlenecek kapanış töreniyle sonlanırken programda başarı elde eden iki girişim toplamda 100.000 Euro’luk ödülün sahibi oluyor. Neler oldu? 14 ülkeden 150’den fazla başvuru alan programda 10 startup, COP29 sahnesinde iş modellerini sunma fırsatı elde etti. İstanbul ve Bakü’de düzenlenen B2B matchmaking etkinliklerinde sürdürülebilirlik , iklim değişikliğiyle mücadele ve dijital dönüşüm alanlarındaki girişimler ve sektör liderleri biraraya geldi. Girişimciler, mentorların rehberliğinde stratejilerini geliştirirken, uzmanlar ve yatırımcılarla düzenlenen etkinliklerde güçlü bir ağ oluşturma şansı yakaladı. Sektör liderleri yenilikçi girişimlerle birebir görüşerek inovasyon ortaklıklarının temellerini attı ve ekosistemdeki bağlantılarını güçlendirme fırsatı buldu. 4+1 ClimAccelerator programı hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
Sonunda İstanbul’a okkalı bir kar yağdı. Yalan yok, ne zamandır gözümüz yollardaydı. İnsanın içe çekilişini meşrulaştıran olaylardan biri kar. Ne yazık ki şehir hayatı, içine kapanmayı, içe dönmeyi, yavaşlamayı, sessizleşmeyi bize çok gördüğünden, ancak kar yağdığında, o da ister istemez yaşıyoruz bunu. Böylece insanın iç dünyasında yaşadığı, dış dünya tarafından da desteklenir hâle geliyor. Hayat kendiliğinden yavaşlıyor, okullarda eğitime ara veriliyor, kamu kurumları tatil ediliyor, şahsi aracınızla yola çıkmayın diye uyarılar yapılıyor, motokuryelerin trafiğe çıkması yasaklanıyor.
Çoğumuz karı ilk kez görüyormuşçasına ne yapacağımızı şaşırıyoruz. Kar, şehrin gürültüsünün üzerine bembeyaz bir sessizlikle uzanıyor. Orhan Pamuk'un Kar'da yazdığı gibi:
“Karın sessizliği, diye düşünüyordu otobüste şoförün hemen arkasında oturan adam. Bir şiirin başlangıcı olsaydı içinde hissettiği şeye karın sessizliği derdi.”
Orhan Pamuk, İstanbul: Hatıralar ve Şehir kitabında ne güzel anlatır İstanbul’un karlı günlerini:
“Kar çocukluğumun İstanbul’unun ayrılmaz bir parçasıydı. Kimi çocukların yaz tatilini, bir yolculuğa çıkmayı iple çekmeleri gibi, ben de çocukluğumda karın yağmasını beklerdim. Dışarıya, sokaklara çıkıp karda oynayacağım için değil, kar altında şehir bana daha ‘güzel’ gözüktüğü için. Bu güzellikten şehrin çamurunun, pisliğinin, çatlaklarının ve bakımsız yerlerinin örtülmesindeki yenilik ya da şaşırtıcılık duygusundan daha çok, karın şehre getirdiği telaş ve hatta felaket havasını kastediyorum. Her sene üç beş gün yağmasına, şehrin bir hafta on gün kar altında kalmasına rağmen, kar her seferinde İstanbulluları ilk defa yağıyormuş gibi hazırlıksız yakalar, yollar kesilir, savaş ve felaket zamanlarında olduğu gibi ekmek fırınlarının önünde hemen kuyruklar oluşur ve en önemlisi bütün şehir aynı konunun, karın etrafında bir cemaat duygusuyla birleşirdi. Şehir ve insanları dünyanın geri kalanından iyice koparak kendi dertleriyle içlerine kapandıkları için karlı kış günlerinde İstanbul hem daha tenhalaşmış, hem de masallardan çıkma eski günlerine biraz daha yaklaşmış gibi gelirdi bana.”
“Kar yağıyor ve ben hatırlıyorum” der Nâzım Hikmet. Ben de çocukluğumun karlı günlerinde hep babamı hatırlıyorum. Kar yağdığında babam bizden daha çocuk olurdu. Evin perdelerini sonuna kadar açar, eğer uyuyorsak kardeşimle beni büyük bir heyecanla uyandırır, “Kalkın kalkın, her yer bembeyaz” derdi. Gerçekten de her yer bembeyaz olurdu. Çocukken karı beklemezdik, muhtemelen hava tahminleri bu kadar gelişmiş değildi. Çat! diye yağardı kar. Bize öyle gelirdi yani. Beklentisiz olunca her şey çok daha güzel, çok daha sürprizli. Artık kar çat! diye yağmıyor, karın yağacağını günler, haftalar öncesinden biliyoruz.
Ama hayatın çat! kanunu başka şeylerde kendisini hâlâ gösteriyor. Yıllarca beklediğin bir haber, günün birinde çat! diye geliveriyor. Artık umudunu kestiğin o şey, çat! diye oluveriyor. Bir türlü kurtulamadığını sandığın o duygu, bir sabah uyandığında çat! diye gitmiş oluyor. Şimdilerde okuduğum bir kitapta Sándor Márai, anlatmaya çalıştığım durumu şöyle özetliyor:
“Görünüşe bakılırsa hayatta her şey görünmez bir saatin yelkovanına göre gelişiyor. İnsan bir dakika erken 'karar veremiyor'; bunu ancak olaylar ve durumlar kendi kendine kararı belirledikten sonra yapabiliyor. Diğer her şey keyfî, anlamsız, insanlık dışı, belki aynı zamanda da ahlak dışı. Hayat karar veriyor; şaşırtıcı, harikulade bir biçimde. Ve sonra her şey alabildiğine kolay ve doğal oluyor.”
Hayatın çat! kanunu hep olumlu yönden ilerlemiyor tabii; bir krizin, bir felaketin adı da bazen Çat! oluveriyor. Çat! diye bazı şeyler bozulabiliyor. Ummadığın taş, Çat! diye başını yarıyor. Çat! diye oluyor, çat! diye bitiyor, çat! diye ölüyor. Hayatın tokatı, hiç beklemediğin bir anda bazen yüzünün ortasında çat! diye patlayıveriyor.
İnsan belirsizlikle yuvarlanıp durduğunu sanırken hayatın zamanı Çat! diye çatlıyor. "Haydi," diyor hayat, "Şimdi buradan ilerleyeceksin." Biraz da buraya bakacaksın. Artık böyle davranacaksın. Taş olsa çatlar dediğin şeylerden, insan olduğun için çatlamadan ama daha da güçlenerek çıkacaksın, diyor. Çünkü her şey vaktinde tabii. Sen kılı kırk yarsan da, oranı buranı yolsan da, kendi kendini harap etsen de Çat! demeden hayat hiçbir şey olmuyor, hiçbir şey bitmiyor.
Jung, krizlerin, sarsıntıların ve hastalıkların tesadüfen ortaya çıkmadığını, yeni yönelimler keşfetmemiz, bir gidişatı düzeltmemiz ve başka bir yaşam yolunu deneyimlememiz için gösterge işlevi gördüğünden bahseder.
- Çincede “kriz” kelimesi biri fırsat, diğeri tehlike anlamına gelen iki ideogramla temsil ediliyormuş. Yunancada ise “kriz” kelimesinin etimolojisi, bir seçim yapma zorunluluğunu ifade ediyormuş. Dolayısıyla bireysel ya da toplumsal her kriz bizi bazı seçimler yapmaya ve yeni düşünce biçimler benimsemeye yönlendirebilir. İnsanın tekamülü yani ruhsal olarak büyümesi ve olgunlaşması yaşadığı zorlukların üstesinden gelebilmesine bağlıdır.
Chuang Tzu’ya göre iyi yaşamak için geliştirilmesi gereken temel özellik esnekliktir. Hayattaki bazı şeyleri kontrol edemeyeceğimizin idrakıyla yaşamamız o esnekliğe bir katkı sağlayabilir. Çünkü hayat çatırdar, çatlar, çatar. Bunlara tahammül edebilmek, esneyebilme becerisinden geçer. Esneklik, zorlu bir yaşantıdan etkilenmiş kişinin kendini yeniden inşa etmesine, yaşadığı travmayı inkar etmeden, hayatta ilerlemek için gerekli kaynakları kendi içinde bulmasına imkan veren psikolojik bir süreç olarak düşünülebilir.
Birkaç gün önce birinci cemre havaya düştü. Yedi gün arayla suya ve toprağa da düşecek. Doğa uyanacak, o içe çekilme hali artık dışarıya açılmaya başlayacak. Doğanın enerjisi bizi de uyandıracak kış uykusundan. Cemre ruhumuza da düşecek.
Şu an kar yağıyor ama Çat! diye bahar da gelecek, yaz da. Çünkü hiçbir şey sonsuza dek sürmez. Hayatın karlı kışları da, kirazlı yazları da… Ama her şey vaktine tâbidir. Bitti dediğin yerden çatlar zaman, bir bakarsın ki yeniden başlamışsın.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Lady Gaga, Rio de Janeiro'daki Copacabana Beach'te ücretsiz dev bir konser vereceğini duyurdu. 75. Berlin Film Festivali dün gece düzenlenen ödül töreniyle sona erdi.
23 Şub 2025

YAZARLAR

Tuğçe Isıyel
Tuğçe Isıyel, 1986 yılında İstanbul’da doğmuştur. Klinik psikolog, psikoterapist olarak çalışmakta, kurucusu olduğu Polente Psikoloji’de yetişkin ve çiftlerle psikoterapi çalışmalarını sürdürmektedir. “Psikanalitik Edebiyat Okumaları”, "Ekopsikolojik Edebiyat Okumaları", "Kitap Eczanesi" isimli atölye çalışmalarını yürüten Isıyel, çeşitli dergilerdeki inceleme, deneme, eleştirilerinin yanı sıra Everest Yayınları'ndan çıkan "Ya Hiç Karşılaşmasaydık" ve 2023 Vedat Günyol Jüri Özel Ödüllü "Parçalı Bulutlu", "Benim Yüzümden" kitaplarının da yazarı.

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.





