Yıl: 2017, Kategori: En İyi Uyarlama Senaryo

2017'nin en iyi uyarlama senaryoları.
Yıl: 2017, Kategori: En İyi Uyarlama Senaryo

Bültenin bu bölümünde, her yıl 20 kategoride yılın en iyilerini seçtiğim kişisel ödüllerim Altın Balkabaa Ödülleri / Golden Pumpkin Awards'ın rastgele bir kategorisini ziyaret ediyoruz. 

Belki “romanı mı daha iyi, filmi mi?” sorularının yanıtı çoğunlukla romanı işaret ettiğinden, belki de tiyatro uyarlamalarını beyaz perdeye taşırken tembellik edip kolaya kaçan yönetmenlerin çokluğundan, kötü bir şöhreti olduğunu düşünüyor olabilirsiniz uyarlama senaryoların. Fakat bazen filmi de en az romanı kadar iyi olabiliyor, metinler perdeye sahneden çok farklı bir şekilde konabiliyor. Hazır Seda da kitaplara göz kırpmışken, 2017'ye gidelim ve yılın en iyi uyarlama senaryolarına göz atalım bu hafta. Çünkü “daha sonra değilse, ne zaman?

Okuduğum en iyi romanlardan birini, izlediğim en iyi filmlerden birine dönüştüren, André Aciman'ın aynı adlı romanından uyarlanan Call Me by Your Name, Stalin'in ölümünü kahkaha tufanı bir politik taşlamaya dönüştüren, Thierry Robin ve Fabien Nury'nin aynı adlı çizgi romanlarından uyarlanan The Death of Stalin, güçlü kadın karakteriyle öne çıkan, Nikolai Leskov'un Mtsenskli Lady Macbeth romanından uyarlanan Lady Macbeth, Wolverine'in sinemadaki macerasına görkemli bir nokta koyarken bunu başarılı bir western'e dönüştüren, Wolverine çizgi romanlarından uyarlanan Logan, Aaron Sorkin'in kötü bir yönetmen olduğunda dahi çok iyi bir senarist olmayı sürdürdüğünü kanıtlayan, Molly Bloom'un aynı adlı anı kitabından uyarlanan Molly's Game ve Dee Rees'e bu kategoride Oscar'a aday gösterilen ilk siyah kadın ünvanını kazandıran, Hillary Jordan'ın aynı adlı romanından uyarlanan Mudbound. 

And the Balkabaa goes to…

Her ne kadar izlemeyen kalmadıysa da, hatta artık “öneri” denilemeyecek kadar klişe olsa da, izlemeyen de okumayan da gerçekten kalmasın diye kısaca Call Me by Your Name öveceğim izninizle. Filmi ilk izleyişim romanı okumadan önce, ikincisi romanı okuduktan sonraydı. Ve “romanı mı daha iyi, filmi mi?” sorusunun bir “Sophie'nin seçimi” durumu yarattığını söylemeliyim. James Ivory'nin Oscar ödüllü senaryosu romanın özünü, 80'lerin ruhunu, İtalya'nın güzelliğini eksiksiz ve kusursuz bir şekilde beyaz perdeye taşıyor ama en önemlisi 20'li yaşlardaki Oliver'a âşık olan 17 yaşındaki Elio'nun hislerini ve onun beyninin içinde dolananları somutlaştırmayı, romanın sayfalarca anlattıklarını yarattığı ufacık anlarda anlatmayı başarıyor. Elio ve Oliver'ın arasındakiler, önce yaşanmayanlar, sonra yaşananlar, sonra yaşanıp bitmiş olanlar, gergin gelgitler ve tutkulu sevişmeler… Edebiyat referansları, müzik referansları, renk renk mayolardan kahvaltı sohbetlerine türlü detaylar… Call Me by Your Name, benim için 2017'nin en iyi uyarlama senaryosuna sahipti.

Tüm Altın Balkabaa aday ve kazananlarını buradan inceleyebilirsiniz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş