Yüksek öğretimde yükselen teknolojik trendler


Philips LatteGo ile evinizin baristası olmak çok kolay Mutfağı saran kahve kokusuyla güne başlamanın veya gün içerisinde bizi kendimize getirecek enfes bir kahvenin tadını almanın keyfi kolay kolay tarif edilemiyor. Bu mutluluk veren anlarda yanımızda olan Philips , hayattan daha çok keyif almamızı sağlayacak teknolojiler üretiyor ve bugün bizleri en lezzetli kahveleri deneyimli baristalar gibi evde yapmamızı mümkün kılan Philips LatteGo ile tanıştırıyor. Nedir? İlham veren teknolojisi ve eşsiz tasarımıyla LatteGo tam otomatik espresso makineleri, yumuşak bir espressodan köpüklü bir cappuccinoya kadar, taze çekirdekten öğütülmüş ve birbirinden lezzetli 12 farklı kahve çeşidi sunuyor. Sezgisel dokunmatik ekranıyla sertlik, sıcaklık veya süt miktarı gibi kişisel damak zevklerinin kaydedilmesine olanak vererek kişiselleştirilmiş bir kahve deneyimi yaratıyor. Süt sistemi sayesinde yumuşacık bir süt köpüğü sağlayan Philips LatteGo , ayrıca Aroma Extract sistemiyle optimum bir denge yakalayan akıllı nefis kahvelerle buluşturuyor. Şimdiye kadarki en hızlı süt temizleme sistemine sahip Philips 5400 LatteGo , evinizin baristası olmayı ne kadar kolaylaştırıyorsa haznelerinin bulaşık makinesinde yıkanabilir olması sayesinde temizliği de dert ettirmeyecek bir kolaylık sunuyor. Dahası: İstanbul Kahve Festivali kapsamında bugün Philips Ev Aletleri deneyim alanınında Philips LatteGo tam otomatik espresso makineleriyle kişiselleştirilmiş kahve deneyiminin tadını çıkarabilir, saat 16.00’da Melikşah ve Esra Ruşan ile Coffee Talk keyfine dâhil olabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
Tarih boyunca yüksek öğretim, kara tahtadan akıllı tahtaya ve kişisel bilgisayarlara kadar birçok çeşitli teknolojik gelişmelerle entegre olarak her yeni gelişmeyle öğrencilerin eğitimden aldıkları verimi artırmak üzere evrim geçirdi. Bu süreçte bazı teknolojiler yüksek öğretimin kalıcı parçaları hâline gelirken, bir zamanlar sınıflarda kullanılan “tepegöz” gibi teknolojiler de yerini zamanla daha sofistike, pratik ve uygun maliyetli teknolojilere bıraktı.
21. Yüzyılın başlangıcından bu yana hızla gelişen yeni teknolojiler, yüksek öğretimin kararlı ve geri dönülmez bir şekilde dönüştürüyor. Buna göre Kampüs Bilgi İşlem Anketi, e-posta, internet ve bilgisayar simülasyonları gibi teknolojiye bağlı kaynakların üniversite sınıflarında 1994’ten beri her yıl artarak daha fazla kullanılmaya başladığını gösteriyor.
Geleneksel öğretme ve öğrenim sürecinde devrim yaratma potansiyeline sahip olan teknoloji, mekan ve zamanın dayattığı eğitim engellerini ortadan kaldırarak yaşam boyu öğrenme erişimini önemli ölçüde genişletiyor. Bunun en iyi ve en yakın örneği ise eğitimin, Covid-19 pandemisi sürecine teknoloji sayesinde hızla uyum sağlaması olarak karşımıza çıkıyor.
Covid-19’un bütün dünyayı etkisi altına almasıyla bütün eğitim kurumlarında olduğu gibi yüksek öğretim öğrencileri de 2020 bahar döneminde ani bir şekilde uzaktan eğitime geçiş yapmak zorunda kaldı. Bu süre zarfında eğitimciler de öğrencilerin sanal sınıflara dahil olabilmesi adına daha fazla etkileşim ve hibrit çevrimiçi modeller sağlayan teknolojileri benimsedi. Ve bu araçlar, öğrenmeyi ve öğretmeyi pandeminin etkisinin daha az hissedildiği bugünlerde dahi devam edecek şekilde değiştirdi. Hatta Covid-19 pandemisinin başlangıcından bu yana edtech (eğitim teknolojileri) öylesine kayda değer bir büyüme sergiledi ki, edtech girişimleri 2020 ve 2021’de rekor miktarda risk sermayesi topladığı belirtiliyor.
Gelecekte yüksek öğrenimin ayrılmaz bir parçası hâline geleceği öngörülen teknolojiler
1. Yüksek öğretimde yapay zeka kullanımının artması
Stanford Üniversitesi’nin “Yapay Zeka Endeksi 2021” raporuna göre Doğal Dil İşleme (NLP) ve yapay zekanın yüksek öğretimde kullanımı hızla artıyor. Buna göre, yapay zeka, öğrenci verilerinin düzenlenmesinden iş göremezlik yardımı ve kütüphane hizmetlerine, gözetmenlikten not vermeye kadar, yüksek öğrenimin birçok alanında kendini gösteriyor. Bununla birlikte, yapay zeka tabanlı uygulama araç ve yazılımları eğitimciler, eğitim sürecini öğrenciler için daha eğlenceli, adapte olunabilir, özelleştirilmiş ve kapsayıcı bir hâle gelmesini sağlıyor.
Şu an özellikle de Avrupa ve ABD’de birçok üniversite yapay zekanın sunduğu nimetlerden faydalanıyor. Mesela, British Columbia Üniversitesi, Language Chatsim adlı dil öğrenme uygulaması ile öğrencilerine sanal bir ortamda konuşma pratiği yapabilecekleri yapay zeka özellikli bir avatar ayrıcalığı sunuyor. Öte yandan, Pennsylvania Eyalet Üniversitesi ise sınıfların transkriptlerini analiz etmek için doğal dil öğrenme süreçlerinden yararlanıyor. Bu şekilde eğitimciler, derslerinde kullanabilecekleri kalıpları bulmak için veri noktalarını kullanabiliyor.
2. Eğitimin geliştirilmesi için veri analitiğinin kullanımı
Yüksek öğretim kurumları çok büyük miktarda veri hazineleri topluyor. Gel gelelim pek çok eğitimci öğrenme sonuçlarını iyileştirmek için bu verileri nasıl yorumlayacaklarını ve kullanacaklarını bilmiyor.
Bu soruna bir çözüm üretmek için Wisconsin-Madison Üniversitesi, öğrenmeyi ve politikayı etkileyecek öğrenciler için Eğitim Psikolojisinde Bilim Yüksek Lisansı: Öğrenme Analitiği isimli bir program sunuyor. Bu program ile lisansüstü öğrencilere, eğitimsel veri madenciliğini nasıl kullanıcıları öğretiliyor.
Colorado Eyalet Üniversitesi’nde ise öğretme ve öğrenme uygulamalarını iyileştirmek amacıyla analitik kullanımını test etmek ve geliştirmek için “Öğrenme ve Öğretme Analitiği Merkezi” (C-ALT) bulunuyor. C-ALT’ın, yakın tarihli bir projede öğrencilerin çalışma alışkanlıklarını ve modellerini optimize etmelerine yardımcı olmak için veri görselleştirmeyi kullandığı biliniyor.
3. Karma ve hibrit ders modelleri
Northeastern Üniversitesi, pandemiden sonra bile popülerliğini koruyacağına inanılan hibrit öğrenimde kullanılmak üzere 200 sınıfın donanımı için milyon dolarlar harcadı.
Öte yandan British Columbia Üniversitesi için hibrit modeli “tiyatroya” entegre etmek için oldukça yaratıcı bir yol buldu. Buna göre, tiyatro ve sinema bölümü, Tokyo ve San Francisco’daki öğrencilerin ışık ve sesi uzaktan kontrol edebildiği bir oyun sergiledi.
4. Açık eğitim kaynaklarının genişletilmesi
Öğrencilerin erişebileceği ücretsiz öğrenme ve araştırma materyalleri olan açık eğitim kaynakları (open educational sources ya da OER) giderek daha da ulaşılabilir bir hâle geliyor ve öğrencilerin karmaşık bilgileri öğrenmesini kolaylaştırdığı gibi eğitimi daha uygun maliyetli olacak şekilde de dönüştürüyor. Örneğin, metabolik ağın açık kaynaklı 3B veri görselleştirmesini geliştiren British Columbia Üniversitesi bünyesindeki Gelişen Medya Laboratuvarı, tıp fakültelerinde kullanıldığı gibi liselerde de kullanılabiliyor.
5. Yüksek öğrenim için iş fırsatları sağlayan mikro yetkinlik
Spesifik bir beceri kümesine odaklanan programlar olan mikro yetkinlikler (microcredentials), geleneksel programlara kıyasla çok daha kısa ve esnek olmalarıyla biliniyor. Buna göre, şu an çevrimiçi ve hibrit ortamlardan ulaşım sağlanabilen 700 binden fazla mikro yetkinlik programı olduğu belirtiliyor. Bu programlardan bazıları ise şu şekilde öne çıkıyor:
- Kısa kurslar ve rozetler
- Eğitim kampları
- Profesyonel sertifikalar ve lisanslar
- Üniversiteler tarafından verilen sertifikalar
- Üniversite tarafından akredite edilmiş diğer programlar
Kısa programların tamamlanması 1 ila 10 saate kadar sürerken, akredite edilmiş programların tamamlanması genellikle 1000 ila 5000 saate kadar sürebiliyor. Mikro yetkinlik piyasasının üç ila 5 yıl içinde ikiye katlanacağının öngörüldüğü düşünüldüğünde, bu programların üniversiteler için kazançlı bir model olabileceği değerlendiriliyor.
6. Kaliteli çevrimiçi eğitime daha fazla yatırım
Öğrencilerin derslere yatak odasındaki çalışma masasından, hatta kimi zaman yatağından katılmak durumunda kaldığı pandeminin sert günleri şimdilik geride kalmış gibi görünse de uzaktan eğitim hayatımızda kalıcı bir yer edinmiş gibi gözüküyor. Şu an pek çok yüksek öğretim kurumu, kaliteli çevrimiçi öğrenme programlarına yatırım yapmaya devam ediyor. Örneğin Auburn Üniversitesi, “Sanal Müze”, “Sanal Sanat Galerisi”, “Sanal Laboratuvar”, “Sanal Mikroskop ve Slayt Görüntüleyici” ve “Sanal Sergi Salonu” olmak üzere pek çok laboratuvar ve galeriyi simüle eden modüller oluştumak amacıyla 3D hotspot’ları kullanıyor.
7. Akıllı kampüs için Nesnelerin İnterneti (IoT)
Tüm akıllı cihazların internet üzerinden iletişim kurmasını sağlayarak birbirlerine uyarlar göndermelerini, tüm kampüsün güvenliğini otomatik bir şekilde izlemesi ve çeşitli ayarlarda otomatik tanımlama ve doğrulama yapabilmesine olanak tanıyan yenilikçi bir teknoloji olan IoT, yüksek öğretimde kurumsal yönetimi daha kolay, daha teknoloji tabanlı ve daha sağlam bir hâle getiriyor. Bununla birlikte, IoT, uygun altyapı yönetimini sağlamak amacıyla da kullanılabiliyor.
IoT işlevselliğine sahip cihazlar, insan müdahalesi gerektirmeden her türlü bilgiyi değiş tokuş edip derleyebiliyorken, maliyet açısından giderek daha verimli bir hâl alan IoT’nin, biyometri, öğrencilerin gerçek zamanlı konum takibi, okul otobüsü takibi, güç tüketimi takibi ve bazı odalarda insan varlığını algılamak gibi şeyler için de kullanılabileceği değerlendiriliyor. Bütün bunlarla birlikte, yeniden kullanılabilir olması ve kağıt gerektirmeyen işlemlere olanak tanıması nedeniyle IoT’nin okulların kağıt giderlerini yaklaşık olarak yılda 200 bin dolar kadar azaltabileceği tahmin ediliyor.
8. Artırılmış gerçeklik (AR) ve sanal gerçeklik (VR) laboratuvarları
Artırılmış gerçeklik setleri dünyadaki olayları ve cisimleri daha gelişmiş bir şekilde algılamamızı sağlerken, sanal gerçeklik de VR setlerinin yardımıyla aslında orada olmayan olayları ve cisimleri görselleştirmemize olanak tanır. Mesela, VR teknolojisi sayesinde atomların nasıl birbirine bağlandığı veya biyolojik fenomenlerin nasıl gerçekleştiğini görmek mümkün hâle gelir. Böylece öğrencilerin reaksiyonlara, biyolojik süreçlere, teknolojik simülasyonlara ve biyolojik süreçlere gerçeğe en yakın şekilde tanıklık edebilmesine olanak tanıyan AR ve VR, hem algısal hem de pratik öğrenmeyi bütün olarak bir sonraki seviyeye taşır.
Maryville Üniversitesi’ne göre, AR’ın eğitimdeki 7 faydası şu şekilde:
- Öğrenci katılım ve ilgisini artırmak: AR teknolojileri, öğrencilerin müfredat içeriğine dâhil olmasını, sanal dünyalar yaratmasını ve yeni ilgi alanları keşfetmesini teşvik edebilir.
- Uygun öğrenme ortamı: Etkileşimli bir öğrenme ortamı, katılımın artmasının, öğrenme deneyiminin gelişmesinin ve öğrencilerin yeni beceriler kazanmasının önünü açabilir.
- İşbirlikçi öğrenme ortamı: Eğitimciler, dijital olması sayesinde kolayca paylaşılabilen AR içeriğini sürekli geliştirmek için öğrencileriyle birlikte çalışabilir ve buradan doğacak olan işbirlikçi öğrenme ortamında öğrenciler eğitim içeriği oluşturma sürecine aktif olarak katıldıkları için öğrenme motivasyonu da artabilir.
- İyileştirilmiş içerik anlayışı: Mevcut AR teknolojisi, öğretmenlerin öğrencilerinin müfredat içeriğini anlamalarına yardımcı olmak için kendi başlarına sürükleyici eğitim deneyimleri oluşturmalarına olanak tanır.
- Akılda kalıcılık: AR, dersleri hayata geçirmek ve öğrencilerin temel ayrıntıları hatırlamalarına yardımcı olmak için mükemmel bir araçtır. Örneğin tarih dersini anlatan bir öğretmen, sadece projektörde fotoğraflar göstermektense akılda kalıcı etkileşimli hikayeler oluşturmak için AR teknolojisini kullanabilir.
- Uygun maliyet: AR ekipmanlarının görece pahalı olması, bu teknolojinin geniş kitleler tarafından benimsenmesinin önünde bir engel olarak görülüyor. Ancak genç kuşak arasında akıllı telefon kullanımı arttıkça ve yeni nesil akıllı telefonlar AR uygulamalarını çalıştırmak için gereken donanımla giderek daha fazla donatıldıkça, AR’ın eğitime uygulanması da daha uygun maliyetli bir hâle geliyor. Ayrıca, öğrencilere etkileşimli bir öğrenme süreci sunan AR’ın pahalı ders kitaplarının yerini de alabileceği düşünülüyor.
- Duyusal gelişim: AR teknolojisi, öğretmenlerin duyusal deneyimlerle ders planları oluşturmasına yardımcı olabilir ve böyle bir senaryoda öğrenciler, fiziksel aktiviteler gerçekleştirdikleri deneyimsel bir öğrenme stilini içeren sürükleyici bir sanal içeriğe dâhil olabilir.
Bunlara ek olarak, AR’ın yüksek öğretimde potansiyel olarak en etkili şekilde kullanılabileceği alanlar da şu şekilde belirtiliyor:
- Geçmişin “yeniden” inşa edilebileceği tarih bölümü,
- Sahne tasarımı ve görselleştirmenin daha etkileyici biçimde inşa edilebileceği tiyatro bölümü,
- Laboratuvar deneyimlerinin ileri düzeye taşınabileceği bilim ve mühendislik bölümleri,
- Tıbbi prosedürlerin simüle edilebileceği tıp bölümü.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Akademi, mezunları iş hayatına hazırlayabiliyor mu? Sporculara ne gibi imkanlar sunuyor? Sanayi işbirliklerinin önemi ne? Kısıtlı bütçeye sahip üniversite öğrencilerinin sosyal hayata dahil olabileceği fırsatlar neler?
09 Eki 2022

YAZARLAR

İrem Denli
Teknoloji Editörü

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.





