Yuvarlak Masa: 2023 Euroleague Final Four

Serbest Atış ekibi, 2023 Euroleague Final Four'unu tartıştı.
Yuvarlak Masa: 2023 Euroleague Final Four

1) Real Madrid sezona Pablo Laso'nun takıma ani vedasıyla başladı. Euroleague play-off ve Final Four'daki kritik geri dönüşlerde takımın soğukkanlılığını korumasında Chus Mateo'nun rolünü nasıl değerlendirirsiniz?

Berkhan Günaydın: Ben bu şampiyonlukta aslan payını Chus Mateo’ya vermem açıkçası. Başta Rodriguez ve Llull olmak üzere winner karakterli oyuncuların getirdiği bir şampiyonluk oldu. Mateo’yu belki şunun için takdir edebiliriz: Sezonun büyük bölümüne fazla etki etmeyen bu oyuncuları doğru zamanda depodan çıkardı.

Anıl Kantemir: Normal sezonda epey soru işareti oluşturmasına rağmen açıkçası Mateo, play-off ve Final Four’da beklediğimden iyi reaksiyon gösterdi. Her ne kadar sakatlıklar olsa da fizik yönden neredeyse rakipsiz bu takımın, kadro derinliğini de düşündüğümüzde normal sezonu birinci ya da ikinci bitirmesi gerekirdi. Ancak olaylı Partizan maçı sonrası kazanılan seride ve Final Four’da özellikle tecrübeli oyuncuları kullanma biçimi etkileyiciydi. Oyuncuların da dışarıdan görünenin aksine -Tavares’in final maçı sonrasındaki sözlerinde belirttiği gibi- hocaya ciddi bir destekleri var.

Ahmet Bozkurt: Real Madrid’in yaşadığı koç değişimini diğer birçok değişimden farklı değerlendirmek gerek. Mateo 2014’ten beri Real Madrid’de Pablo Laso’nun yardımcılığını üstleniyordu. Dolayısıyla zaten bir karaktere sahip olan, lider ve takım yüzü olan oyuncuların da içinde bulunduğu bir takım devraldı. Haliyle Laso sonrası dönemde taşlar yerinden oynadı diyemeyiz. Ancak koçluk performansı sezon içerisinde çok tartışılsa da takımı bir arada tutması, baskıyı iyi yönetmesi, kaybetmeyi kabullenmemesi, oyuncu grubuna inanması ve onları kendine inandırması Mateo’nun maharetiydi elbette. Özellikle play-off serisi ve Final Four’da yaptırdığı alan savunmasıyla teknik anlamda da hem Obradovic’e hem de Bartzokas’a üstünlük sağladı. Laso’dan işleyen bir yapıyı aldı ancak hazıra da konmadı. Koçun hakkını teslim etmek gerek.

2)Sergio Rodriguez'in üstlendiği liderlik rolüne dair neler söylemek istersiniz? Yaşı ilerlemiş olmasına rağmen onu kritik maçlarda kilidi çözen oyuncu yapan şey nedir sizce?

BG: Tabii ki buraları oynama deneyimi olan oyuncuların varlığı her takım için önemlidir. Chacho konusunda benim için beklenmedik olan; çok büyük bir oyuncu olmasına rağmen uzun yıllardır bu seviyelere çıkmamıştı. O yüzden hem Partizan serisindeki hem de Final Four’daki performansının beni bir hayli şaşırttığını söylemeliyim. Bill Shankly’ye atfedilen o meşhur sözde söylendiği gibi: “Form geçici, klas kalıcıdır”.

AK: Bodiroga, Spanoulis ve Diamantidis gibi Avrupalı üst düzey oyunculardan sonra elimizde pek de oyuncu kalmadı. Bu az kalan cevherlerden biri de Sergio Rodriguez. İkili oyunlarda kendi çıkardığı basketler ya da asist üstünden katkı sunduğu sayılar ile Partizan karşısında karar maçına damga vurmuştu. Oyuna girdiği an sahadaki beşe liderliğini ve hakimiyetini hissettiren bir oyuncu. Top onun elindeyken takım arkadaşları da her şeyin yolunda olduğunu biliyor. Finalde de turnike ve üçlüğüyle Real Madrid’i son dakikalarda maça ortak etti. Onu özel kılan ise bu tür maçları sevmesi, özellikle de karar anlarını. Başantrenörlüğü öncesinde de onunla birlikte olan ve Rodriguez’i tanıyan Mateo’nun da onu doğru zamanda kullanması işte bu yüzden. Aslında hiçbir şey tesadüf değil.

AB: Avrupa basketbolunda savunmanın daha yoğun olduğu, izlediğimiz mücadeleyi oyuncuların beceriksizliğine bağlayan bir kesim haricinde kabul gören bir gerçek. Diğer taraftan oyunun daha dar bir alanda, daha kısa bir sürede oynanmasıyla takım oyununun ön planda olması; atletizm yetenekleri kısıtlı veya yaşı ilerlemiş oyuncuların hala etkili olabilmesine olanak sağlıyor. Haliyle bu tip durumlarda kalite devreye giriyor. Chacho alt yapıdan bugüne kadarki kariyerinde gösterdikleriyle kalitesi tartışılmaz bir oyuncu. Tecrübesi de ellerin titrediği anlarda sinmemesini sağladı. Bize olağanüstü gelen şeyleri yaparken çok serinkanlı olduğunu ve oyunun gözlerinin önünden çok yavaş aktığını düşünüyorum.

Euroleague

                                                             Euroleague

3)Olimpiakos son 10 yılda ikinci kere Euroleague'deki şampiyonluk özlemini bitirmenin kıyısına geldi, bu sefer neden olmadı?

BG: Açıkçası kalite olarak birbirine bu kadar yakın iki takımın bu denli çekişmeli bir maçında Olimpiakos’u “şunu iyi yapamadı” şeklinde suçlamak biraz haksızlık olur. İlla bir eleştiri yapmak gerekiyorsa, sezon boyunca top trafiği üzerinden kendini tanımlamış bir takımın Real’in alan savunmasına karşı çok iyi hücum edememesi beni bir hayli şaşırttı. Ayrıca savunmada yeterince sertlik ortaya koyamadıklarını düşündüm maçı izlerken. 

AK: Olimpiakos çok çok iyi bir sezon geçirdi. En planlı ve sezon boyu en istikrarlı takım onlardı. Ancak Final Four’un şakası olmuyor. Tek maç ve o maçın performansı belirleyici oluyor. Real Madrid gibi ligi kaçıncı sırada bitirirse bitirsin her takımı yenebilecek bir ekiple oynadılar. Bir de şunu söylemek lazım, Olimpiakos savunmadan enerji devşirip hücumda daha da büyüyüp maçı koparan bir takım. O sertliği ve dolayısıyla hücumdaki o akışkanlığı finalde gösteremediler. Maçın sonlarında bunu yakalar gibi oldular ama orada da Sergio Rodriguez Olimpiakos kilidini kıran oyuncu oldu.

AB: Olimpiakos, koçu ve kadrosundan bağımsız olarak istisna birkaç sezon dışında Euroleague’de hep iddialı olmuş bir ekip. Spanoulis sonrası bayrağı devralan Sloukas önderliğinde ligin yıldız olarak tercih edilmeyen oyuncularından bir takım oluşturdular. Takımda “go-to-guy” denilebilecek bir oyuncu olmamasına rağmen Barcelona’nın istemediği Vezenkov’un çok az dribbling yaparak MVP olduğu bir sezonu geride bıraktılar. Bu seneki oyuncu grubunun sergilediği basketbolla final oynamaları koç Bartzokas’ın hüneriydi. Sonuç olarak Olimpiakos en iyi takım oyunu oynayan Final Four üyesi olarak gelmişti. Kaybedilen Real Madrid maçını bir başarısızlık değil de final oynama başarısı olarak görüyorum.

4)Olimpiakos'un hücum tercihleri hakkında neler söyleyebilirsiniz? Nispeten iyi savunma yapmış olmalarına rağmen maçı neden koparamadılar? 

BG: Biraz önce dediğim gibi çok iyi savunma yaptıklarını düşünmüyorum her ne kadar çok fazla sayı yememiş olsalar da. Hücum tarafındaysa iç-dış dengesini bir türlü sağlayamadıklarını gördük. Çok fazla üçlük atarak başladılar, Tavares kenardayken bu sefer de çok fazla penetre denediler. Ancak iki silahı bir arada kullanamadılar sanki. Maçı da 26 ikiliğe karşılık 36 üçlük denemesiyle bitirdiler ki bu Avrupa basketbolu için biraz dengesiz bir oran.

AK: Olimpiakos’un bulduğu 78 sayı onlar için yeterli olur muydu? Evet, normalde olurdu. Ancak dediğim gibi karşınızda çok fazla silahı olan bir rakibiniz var. Her ne kadar iyi bir savunma takımı olsanız da bir yolunu bulup topu çemberden geçiriyorlar. Yine de Olimpiakos’un 80 üstünü görüp maçı bitirtebilmek için bolca vakti ve fırsatı da oldu ama açıkçası top biraz el yaktı. Kötü tercihler ritim bulan Real Madrid’i maça ortak etti.

AB: Sergio Rodriguez’den bahsederken değindiğimiz el yakan anlar burada belirleyici oldu. Olimpiakos play-off’tan finale kadar oynadığı hiçbir maçta domine edilemedi. Bunun yanı sıra oyunun zora girdiği yerlerde belki de Kill Bill’den el almış birine ihtiyaç duydular. Sloukas’ın Ataşehir’de attığı basket bir sinyaldi ama bir sezonda aynısını defalarca yapmak mümkün olmuyor. Hele finalde ölüm kalım anlarının orijinal katillerine karşı olduklarını düşününce… Bartzokas’ın McKissic-Canaan-Walkup rotasyonu tartışılabilir fakat isabetsiz iki serbest atıştan çok daha küçük bir detay bence bu konu.

                                                              Euroleague

5)Sarunas Jasikevicius Barcelona'nın başında bir türlü hayal ettiği Euroleague şampiyonluğuna ulaşamadı, sizce onun liderliğindeki Barcelona'nın neyi değiştirmesi lazım? 

BG: Buradaki esas konu onun liderliğinin devam edip etmeyeceği olacak, ki yolların ayrılmasına artık neredeyse kesin gözüyle bakılıyor. Ayrıca Barcelona’nın önümüzdeki sezon bütçeyi de daraltacağı söyleniyor. Kulüp olarak zaten finansal açıdan zor bir dönemden geçtikleri malum. Önümüzdeki sezon bir hayli farklı bir Barça göreceğimiz kesin bence. Saras’ın yerine gelecek koç da Xavi Pascual olmazsa şaşırırım. 

AK: Barcelona’nın değiştirmesi gereken pek çok şey var ve daha acısı bunu geçen sene yapmış olmalıydılar. Saras sisteme değer veren bir koç, bu saygı duyulası bir durum ancak elinizdeki geniş kadroda, istikrarlı top yönlendiriciler ve bir “winner” oyuncu bulundurmadığınızda işler karar maçlarında hüsrana dönüşüyor. Barcelona’nın yıldızı kim sorusuna pek çok kişi Mirotiç cevabını verir ancak Mirotiç’in çuvalladığı anlarda topu güvenle emanet edeceğiniz istikrarlı bir isim bulamıyorsunuz. Her sene normal sezon bittiğinde Barcelona pek çok kişinin şampiyonluk adayı oluyor. Halbuki bu; normal sezondaki maçların neredeyse tamamını aynı yoğunlukla oynayan, geniş rotasyonlu Saras takımı ilüzyonundan fazlası değil.

AB: Saras’ın liderliğini :) Şaka bir yana Barcelona takım olmaktan uzak bir görüntü sergiliyor. Kadroda bir rol dağılımı olmalı ve karakterler rollerini iyi oynamalı ki beklenen başarı gelebilsin. Çok kaliteli bir ekip olmalarına rağmen koçun oyunculardan maksimum verimi alamaması ve yeteneklerin yarıştığı zamanlarda Jasikevicius’un doğal akışın önüne geçmesi en büyük handikapları. Bunun yanında Mirotic’in sahip olduğu sanılan kazanan karaktere sahip olmaması sebebiyle kritik anlarda krize girmeleri, karar anlarında Barcelona’yı geri düşüren bir başka sebep. Kulüp eğer Saras’ın koçluğuna güvenmeye devam edecekse daha dengeli ve rol dağılımı belirgin gerçek bir takım oluşturmaları gerekiyor. Diğer seçenekse artık olmadığına kanaat getirerek yeni bir koçla yeni bir yapılanmaya gitmek olacaktır.

6)Sizin Final Four MVP'niz kim?

BG: Her ne kadar kupayı kazanamamış olsa da sezon MVP’si Sasha Vezenkov Final Four’un da bence en değerli oyuncusuydu. Yarı finaldeki 19 sayı-6 ribaund-3 asistinden sonra finalde de 29 sayı-9 ribaund-4 asistlik müthiş bir performans gösterdi. Önümüzdeki sezon Euroleague’de olmayacak olması gerçekten çok büyük kayıp. Real’de ise bence Sergio Rodriguez dengeleri değiştiren isimdi özellikle Olimpiakos’a karşı.

AK: Buna cevabım gönül rahatlığıyla Walter Tavares olacak. Bu denli bir uzunun özellikle hücum sahasında winner bir takımın yıldızına dönüşeceğini tahmin etmezdim. Gerçekten kusursuz bir yıl ve Final Four geçirdi. Takım arkadaşlarının da tüm sezon onu çok iyi kullandıklarını belirtmek lazım.

AB: Tavares’in Final Four MVP’si olmasına itiraz etmiyorum ama Sergio Rodriguez’in son iki mücadeledeki performansını sergilediği dakikalara, oyuna ve skora etkisine bakınca ben Rodriguez’in MVP olması gerektiğini düşünüyorum. Bu tercihimin bir sebebi de kısa oyuncu olarak doğuştan sahip olduğu bir avantajı kullanmadan bunu başarması. Tabii katil içgüdüsünü saymazsak.

                                                              TrendBasket

7)Bu sezon Euroleague'de sizi en çok tatmin eden şeyler ve hayal kırıklıklarınız neler?

BG: Tarihin belki de en çekişmeli normal sezon ve play-off’larını izledik. %50 ve üstünde galibiyet yüzdesine sahip üç takım ilk sekizin dışında kalarak elendi. Bu bile tek başına çekişmenin düzeyini anlatıyor aslında. Play-off’ta da üç seri birden beşinci maça kaldı. Hayal kırıklıklarımsa daha çok saha dışında ve bunun kısa vadede çözülebileceğini sanmıyorum. Saha içindeki basketbol ne kadar kaliteli ve rekabetçiyse, organizasyon ve yönetim bir o kadar çapsız maalesef. Ve tabii ki Sloukas’ın üçüncü maçtaki son saniye üçlüğü bir Fenerbahçe taraftarı olarak bu sezonla ilgili içim burkularak hatırlayacağım bir numaralı olay.

AK: Herhalde beni en tatmin eden ve aynı zamanda hayal kırıklığına uğratan iki şey de aynı seride yaşandı. Haklı olarak pek çok kişi biri yaşanmasa bir diğeri yaşanmazdı da diyebilir, ancak hayattaki pek çok şey de öyle değil mi? Real Madrid- Partizan serisi izlediğim en ikonik serilerden biri oldu. Partizan’ın deplasmanda iki maç kazanması, Madrid’in dönüşü… Son maç zaten ayrı bir hikâyeydi. Hayal kırıklığı denince de herhalde pek çok kişi hemfikirdir, tabii ki aynı serideki kavgadan bahsediyorum. Basketbolla hatırlanması gereken böylesine bir seriye gölge düşüren bir andı.

AB: Bu konuda cevaplarım tanıdıklardan olacak. Sezon boyunca izlemekten çok keyif aldığım bir ikili vardı: Nigel Hayes-Davis ve Dyshawn Pierre. Birden beşe ligin tüm oyuncularını savunabilmeleri, hücuma bir akıl katmaları, rakibin dezavantajları üzerinden çeşitli opsiyonlarla skora katkı yapmaları ve sahaya getirdikleri enerjiyle müthiş bir seyir zevki sundular. Gelecek sezon neler yapacaklarını merakla bekliyorum. Sezonun hayal kırıklığı ise maalesef Anadolu Efes oldu. Will Clyburn eklemesine rağmen yan parçalardaki başarısız hamleler Ataman ve öğrencilerini play-off dışında bıraktı. Efes’in ve koçun oyununun artık çözülmüş ve önlem alınabilir olması, çekirdek kadronun belki çoktan miadını doldurmuş olması da buna bir sebep olabilir elbette. Gelecek sezon muhtemelen yeni koçlarıyla eski günlere dönmenin ve olunması gereken seviyeye ulaşmanın mücadelesini vereceklerdir.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

BÜLTEN SAYISI

2023 Euroleague Final Four

Kaunas'tan geriye kalanlar

23 May 2023

Real Madrid Basket

YAZARLAR

Serbest Atış

Serbest Atış, eşit spor anlayışıyla spor kültürü üzerine içerikler üretir.

İLGİLİ OKUMALAR