
Sosyal medyanın ortaya çıkışı, diğer insanlarla iletişim kurma ve hayatlarımızı paylaşma biçimimizde devrim niteliğinde bir dönüşüm yarattı. Geçtiğimiz yirmi beş yılda, farklı nesillerin sosyal medya platformlarına yaklaşımlarında da önemli değişiklikler oldu. X ve Y kuşakları, sosyal medyayı keşfeden öncü nesiller olarak, yaşamlarının her yönünü bloglar, vloglar ve fotoğraflar aracılığıyla paylaşarak bu yeni iletişim ve ifade aracını tam anlamıyla benimsemişlerdi. Buna zıt olarak, X kuşağının çocukları olan Z kuşağı, erken yaşlardan itibaren sürekli kamera karşısında olmaktan kaynaklanan “kötü” tecrübelerini etkili bir şekilde değerlendirerek sosyal medyada gizliliklerini korumak adına daha dikkatli bir yaklaşım benimsemeye başladı. Buna bir örnek, 1999 doğumlu Twitch yayıncısı Dream. Uzun yıllar bir maske arkasına saklanarak yayın yapan ve birçok farklı sosyal medya platformlarında milyonlara ulaşan Dream, yüzünü ilk kez 2023 yılında gösterdi.
Şimdi ise Alfa kuşağı ile birlikte bireylerin, dijital kimliklerini yapay zekâ ve oyun karakterleri (Roblox) gibi farklı profillerin arkasına saklayarak sanal alanlarda var olma arayışına şahit oluyoruz. Tahmin ediyorum ki ileride, aileleri tarafından kameraya alınan ve her anları paylaşılan bebekler büyüdüklerinde ailelerine gizliliklerini ihlal ettiklerine dair açacakları davaların örneklerini göreceğiz.
Not: Aşağıda yapacağım ayrımları genelleme olarak her birey özelinde düşünmemeli ama kütlesel olarak kullanım davranışları olarak düşünebilirsiniz.

Kristian Jones, HONEY, THE SMARTPHONE ATE THE KID
X ve Y Kuşakları: Her Anlarını Paylaşanlar
X kuşağının daha genç bireyleri ve Y kuşağı, sosyal medya platformlarının yükselişini deneyimleyen ilk kuşaklardandı. Bu yeni iletişim ve ifade aracına duydukları heyecanla, hayatlarını dünyaya tamamen açarak paylaşmaya başladılar. Günlük rutinlerini kaydetmekten, hayatlarının önemli anlarını belgelemeye kadar, bu kuşaklar, vloglar, bloglar ve fotoğraflar aracılığıyla kendilerini ve yakınlarını (kardeş, anne, baba ve çocuklarını) paylaşmaktan geri durmadılar. Sosyal medya, onlar için, sanal bir anı defteri oluşturma ve anılarıyla deneyimlerini dijital bir şekilde arşivleme alanı haline geldi. Tabi anne, baba ya da abla, abileri tarafından kamera yüzlerinde büyüyen Z kuşağının birçok bireyinde, bu her şeyi paylaşma arzusu yerini gizliliklerini koruyarak sosyal medyada var olmaya itti.
Z Kuşağı: Gizliliğin Yükselişi
X kuşağının çocukları ve Y kuşağının kardeşleri olan Z kuşağı, sosyal medyayla ve hayatlarında sürekli kameraların varlığıyla büyüdüler. Bu dijital ilgiye erken yaşta maruz kalma, onların gizlilik algısını ve her şeyi sosyal medyada paylaşmanın olası sonuçlarına dair olan düşüncelerini etkiledi. Sonuç olarak, Z kuşağı, sosyal medyada daha korumacı bir yaklaşım benimsemeye başladı ve kişisel bilgilerini koruma arayışına girdi. Son zamanlarda “priv hesap” terimini duymuşsunuzdur.
Priv, İngilizce private kelimesinden geliyor. Özel, mahrem, has, kişisel, müstakil, yalnız anlamında kullanılıyor. Priv hesap ise kişilere özel ikincil hesaplar olarak adlandırılıyor.
Z kuşağı bu hesapların yaygın olarak kullanılmaya başlandığı ilk kuşaklardan. Erken yaşta hayatları paylaşılmaya başlanan ya da paylaşılıp farklı linçlere maruz kalarak büyüyen ve büyüyenleri gören Z kuşağı bireyleri, küçük bir arkadaş grubu ile etkileşim kurabildikleri özel sosyal medya hesaplarına, grup sohbetlerine ve kapalı topluluklara yönelmeyi artırdılar. Daha büyük kitlelere ulaşmak isteyenler ise bunu, “Dream” karakteri gibi maskeler arkasına saklanarak yapmayı tercih etti.
Alfa Kuşağı: Sanal Dünyanın Anonim Bireyleri
Alfa kuşağıyla birlikte, sosyal medya dünyasında daha da büyük bir değişim gözlüyoruz. Bu nesil yapay zeka, sanal gerçeklik ve oyun platformlarının hayatlarının ayrılmaz bir parçası olduğu bir dünyaya doğdu. Online gizlilik ve veri güvenliği konusunda artan endişelerin bir sonucu olarak, Alfa kuşağı bireyleri, sanal kimliklerinin anonim kalmasını sağlayacak şekilde sosyal medya platformlarında var olmayı tercih ediyorlar.
Gerçek kimliklerini açığa çıkarmak yerine, birçok Alfa kuşağı bireyi, yapay zeka profilleri, Roblox oyunu karakterleri veya diğer sanal kişilikler aracılığıyla dijitalde diğerleriyle etkileşimde kalmayı seçiyorlar. Bu sanal profiller, onlara yaratıcılıklarını keşfetme, yaşıtlarıyla bağlantılar kurma imkanı vererek, gerçek dünya kimliklerini açığa çıkarmadan sosyal medya platformlarında kendilerini ifade etmelerini sağlıyor. Bu şekilde, Alfa kuşağı, sosyal medyayı bir kaçış, kendini ifade ve deneyimlerini yaşama alanı olarak yeniden tanımlıyor da diyebiliriz.
Normalde bu yazımda Alfa Kuşağına değinmeden Z kuşağının daha önceki kuşaklara göre sosyal medyayı nasıl zıt kullandığına vurgu yapacaktım ancak yazarken X ve Y’nin benzerlikleri, Z ve Alfa’nı birbirine bir noktada benzemeye ittiğini fark edince eklemek istedim. X ve Y kuşaklarının filtresiz paylaşımlarından Z kuşağının gizliliğe verdiği öneme ve Alfa kuşağının sanal kimliklerin arkasında sığınma arayışına kadar her nesil, değişen dijital dünyaya benzersiz şekillerde tepkiler veriyor. Teknoloji ilerledikçe, sosyal medya çok daha fazla dönüşüm geçirecek ve gelecek nesillerin iletişim kurma stillerini etkilemeye de devam ettiğini de göreceğiz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Cody Mehmet Çatal
Boğaziçi Uni. 🎓 @disneystudiosturkiye PR 💻 @20likbulten yazar ✍️ Sosyal medyada da birkaç videomu görmüş olabilirsiniz :)

20'lik
20’lik, kafada oluşan saçma soruların, açılmayı bekleyen ve bazen suratımıza çarpılan kapıların, gündem ile üzerimize çökebilecek fenalığın paylaşıldığı bir bülten.
İLGİLİ OKUMALAR




