12 yazarın kaleminden Oyuk ve Kırık Dökük: Bir Dünya Hâli

Sanatçı Gülsün Karamustafa'nın Venedik Bienali için ürettiği "Oyuk ve Kırık Dökük: Bir Dünya Hâli" eserini metinleştiren kitabı, projenin ve kitabın editörü Melis Cankara ile konuştuk.
12 yazarın kaleminden Oyuk ve Kırık Dökük: Bir Dünya Hâli

Gülsün Karamustafa’nın Venedik Bienali 60. Uluslararası Sanat Sergisi, Türkiye Pavyonu’nda sergilenen Oyuk ve Kırık Dökük: Bir Dünya Hâli eseriyle aynı adı taşıyan kitap, sanatçının 50 yılı aşkın süredir üzerine eğildiği sosyopolitik ve kültürel meseleleri odağına alıyor. 

Sergiyle eşzamanlı olarak hazırlanan kitapta, 12 yazarın Gülsün Karamustafa’nın yeni eserinde kullandığı malzemelerden her biri üzerine kaleme aldığı denemelere, sanatçının üretim sürecinde tuttuğu günceye, kendisiyle yapılan bir söyleşiye ve eskizlere yer veriliyor. Kitapta Ezgi Alkan, Ersin Altın, Sevince Bayrak, Melis Cankara, Hasan Cem Çal, Alev Erkmen, Furkan Keçeli, Gökhan Kodalak, Aren Kurtgözü, Emre Özgüder, Waseem Ahmad Siddiqui, İpek Yürekli metinleriyle katkıda bulunurken projenin ve kitabın editörlüğünü Melis Cankara, grafik tasarımını ise Esen Karol üstlendi. 

  • Türkçe ve İngilizce olmak üzere iki edisyonu bulunan kitabın Türkçesi İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından, İngilizcesi İKSV ve Mousse Publishing ortaklığında yayımlandı.  

Kitabın ortaya çıkış sürecini ve çerçevesini kitabın editörü Melis Cankara ile konuştuk.

Venedik Bienali'nde sergilenen Oyuk ve Kırık Dökük: Bir Dünya Hâli başlıklı yerleştirme hazırlanırken bir kitap fikri var mıydı? Eserin bir kitaba evrilmesi fikri ilk nasıl doğdu?

Başlangıçta bu kitapla ilgili hepimizin bazı endişeleri vardı. Takvim oldukça sıkışıktı, Gülsün Karamustafa’nın zihni net ve berrak olmasına rağmen iş henüz tamamlanmamıştı. Katıldığım ilk toplantıda, yazarların kimler olabileceği tartışılırken ortada adı konmamış bir sıkıntı hissediliyordu. Kimse esere dair yazılmış birkaç metin ve görsellerle işin sadece anlatıldığı ya da tekrar edildiği bir kitap yapmak istemiyordu. Bunun yanında, benim zihnim de ilk kez bir kitabın editörlüğünü üstleniyor olmanın ve ilk kez bir çağdaş sanatçıyla bu kadar yakından çalışacak olmanın getirdiği çeşitli endişeler ve sorularla doluydu. Ayrıca sürmekte olan bir iş hakkında nasıl metin sipariş edeceğim konusunda da kafamda birçok soru işareti vardı. İkinci toplantıda gündemi meşgul eden “Sürmekte olan bir işin kitabı nasıl yapılabilir?” sorusuna Esen’den güzel bir öneri geldi: Elimizde olana, yani eserin malzemelerine odaklanmak.

Kitabın hazırlık sürecinde yazarlar nasıl belirlendi ve bu sürece nasıl dahil oldular?

Öncelikle Gülsün Karamustafa’dan eserinde kullanacağı malzemelerin bir listesini istedik. Bunun üzerinde çalıştıktan sonra, bir yazar listesi oluşturduk. Önce Esen ve ben ayrı ayrı çalıştık, sonra biraraya gelerek her malzemeyle ilişkilendirdiğimiz yazarlardan karma bir liste oluşturduk. Ben bir tur daha çalışarak listeyi son hâline getirdim ve her yazarla bir malzemeyi eşleştirdim. Her yazarı spesifik olarak bir malzeme üzerine yazması için davet ettik. Üç hafta gibi kısa bir sürede de ilk metinler hazırdı.

Yazarlara eserle ilgili yazacakları medyumlar nasıl seçildi? Her yazarın kendi uzmanlığına göre mi dağıtıldı malzemeler?

Bu malzemelerin çoğu mimarlıkla ilgili olduğundan kitabın yazarları arasında mimarların ve mimarlık tarihçilerinin sayıca fazla olması kaçınılmazdı. Malzemelerle yazarları eşleştirirken bu malzemelerle üretim yapan, bunlar üzerine düşünce üreten veya üretme potansiyeli olan profesyonellere yöneldik. Nihai listeyi çeşitlilik ve denge üzerine kurduk. Yazarların yazma pratiğindeki çeşitliliğin haricinde yaş skalasına ve farklı profesyonel alanlardan olmalarına da dikkat ettik. Açıkça tarif edemediğim biraz da hissî bir ritim tutturmaya çalıştık. Kitabı okuyanlar bazı metinlerin duygu ve deneyim içerdiğini, bazılarının daha mesafeli ve teknik, bazılarının da daha edebî bir dille yazıldığını hemen fark edeceklerdir. Yazarların işle ilişkilenip ilişkilenmeme kararlarındaki farklılık da bu çeşitliliğe ve dengeye önemli bir katkı sağladı.

Yazarlara yazmadan önce işler gösterildi mi? Bir Venedik ziyareti düzenlendi mi kitabın öncesinde?

Yazarlarla Gülsün Karamustafa’nın yazdığı sanatçı metnini paylaştık, ancak kimseden özel olarak eserle ilişkilenmesini talep etmedik. Daha doğrusu bu kararı yazarlara bıraktık. Arzu edenler eser hakkında daha ayrıntılı bilgi almak için sanatçıyla görüşme yaptılar. Kimi yazar da bunu yapmayıp daha mesafeli kalmayı tercih etti. Niyetimiz yazarların kendi alanlarını yaratarak esere farklı bir katman ya da titreşim eklemesi yönündeydi. Bunu yaparken bazı hizaları tanımladık ama herkes kendi biricik pozisyonunu kendisi belirledi. 

Kitabın öncesinde bir Venedik ziyareti yapılmadı, bu zaten teknik olarak pek mümkün de değildi. Eserle ilişkilenme bağlamında sorduysanız iş kurulum aşamasına geldiğinde, kitap matbaadaydı. Öte yandan üç ay gibi çok kısa bir sürede, Türkçe ve İngilizce iki edisyon olarak hazırlanan bu kitapta her şey inanılmaz bir hızla üretildi.

Görsel estetiği metinle ilişkilendirmek zor oldu mu hem yazanlar hem kitabı hazırlayanlar için?

Gülsün Karamustafa’nın metniyle birlikte eskizlerini de yazarlarla paylaştık, ancak onlardan metinleriyle ilişkilendirdikleri görsel bir malzeme göndermemelerini özellikle istedik. Görsel malzemenin seçimi ve metinlerle ilişkisini Esen kurguladı.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto KitapAposto Kitap

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

🖌️ Bir dünya hâli, Memoria'nın derinlikleri

Bu hafta Şebnem İşigüzel'le yeni romanı "Memoria"yı; Melis Cankara'yla Gülsün Karamustafa'nın "Oyuk ve Kırık Dökük: Bir Dünya Hâli" eseriyle aynı adı taşıyan kitabını ve Kolombiya'dan Türkiye'ye uzanan Kırmızı Pazartesi'leri konuşuyoruz.

20 Eyl 2024

Kırmızı Pazartesi

YAZARLAR

Aposto Kitap

Kitap incelemeleri, edebiyat haberleri, editörden okuma önerileri.

İLGİLİ OKUMALAR