“14. Madde'nin kapsamı netleştirilse bugün bunları tartışmazdık”


Davetlisiniz: Siemens Türkiye Senfoni Orkestrası 100. Yıl Özel Konseri Nedir? Siemens Türkiye , opera alanındaki varlığını bu yıl Siemens Türkiye Senfoni Orkestrası ’nı kurarak taçlandırıyor. Çeyrek asırdır düzenlenen Siemens Türkiye Opera Yarışması ’nın geçmiş yıllarında dereceye girenleri ve bu yılın kazananları, Siemens Türkiye Senfoni Orkestrası ile aynı sahnede bir araya gelecek. Nerede ve ne zaman? 19 Kasım Pazar günü saat 20.00’de Atatürk Kültür Merkezi Opera Salonu ’nda. Neden önemli? Siemens Türkiye Opera Yarışması , Türkiye’nin genç opera sanatçılarını desteklemek ve dünya sahnelerine taşımak amacıyla çeyrek asırdır düzenleniyor. Bu yılki yarışmanın yarı finali bugün, finali ise yarın gerçekleşecek. Birinci olan genç yetenek Deutsche Oper am Rhein Dusseldorf Duisburg’da bir temsilde yer almanın yanı sıra 3000 avro para ödülünün, ikinci isim Bologna International Opera Academy 2024 Yaz Programı’nda tam burslu eğitim ve 2000 avro para ödülünün, üçüncü kazanan ise 1000 avro para ödülünün sahibi olacak. Not almalı: Konserin bilet satış gelirleri bu yıl depremden etkilenen öğrenciler için Darüşşafaka’ya bağışlanacak . Gelecek nesillere destek olmayı amaçlarken aynı zamanda onlara ilham olmayı hedefleyen bu özel geceye tanıklık etmek için konser biletlerini burada bulabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
Yargıtay’ın geçen hafta Anayasa Mahkemesi (AYM) hakkında verdiği karar; hukuk çevreleri, siyasiler ve gazeteciler tarafından çok tartışıldı. Anayasa Hukukçusu Sönmez Küçük, konuyu Aposto'ya değerlendirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan konuya ilişkin yorumunda bu tartışmada bir taraf olmadıklarını, ancak “hakem” olabileceklerini söylemiş ve eklemişti:
“Gerekirse Anayasa ve yasa değişiklikleri dâhil tüm yöntemleri kullanarak, tekrar böyle bir tartışmanın ortaya çıkmaması için gerekenleri yapacağız.” (10 Kasım 2023)
“Bireysel başvuruyla ilgili yasal düzenlemeye gitmek zor bir olay değil. Bütün iş Cumhur İttifakı'nın alacağı karara bağlı, atacağı adıma bağlı. Fakat bireysel başvuruyu hallettikten sonra iş bitmez. Bundan sonra bu bireysel başvurunun dayandığı kapı neresi olacak? Yine AYM olacak. Önce AYM’nin buna hazır hâle gelmesi lazım. Zira birçok yasal düzenleme AYM’ye gidiyor. AYM’de ters yüz ediliyor. Burada da parlamento böyle bir kararı alır, ama bu karar AYM tarafından tersyüz edilirse bu, zaman kaybından başka bir şeye yaramaz.” (12 Kasım 2023)
Tartışmaların ardından Yargıtay’ın yayımladığı açıklamada ise şu ifadeler yer alıyordu:
“Anayasamızın 146, 154 ve 155’inci maddelerinde yüksek mahkemeler; AYM, Yargıtay ve Danıştay olarak düzenlenmiş olup, birbirlerine üstünlük sıralaması öngörülmemiştir…
Bireysel başvuru incelemelerinde AYM’ye başvurulabilmesi için ‘olağan kanun yollarının tüketilmesi’ şarttır. Yine Anayasa’nın 148/5 hükmüne göre, ‘Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz’ şeklindeki hüküm ile bireysel başvurunun yargısal sınırı çizilmiştir.
AYM adli ve idari mahkemelerce verilen kararları bozan bir mahkeme olmadığı gibi istinaf ve temyiz mercii olarak davaları yeniden incelemeye yetkili bir makam da değildir…
Temel hak ve özgürlüklerin korunması, yalnızca AYM’nin değil, tüm yargı organlarının görevidir.
Hukuki güvenliğin, toplumsal barışın ve hukuki öngörülebilirliğin sağlanması bakımından Anayasa’dan aldığı yetkiyle Yargıtay, […] anayasal ve yasal çalışmalarda gerekli desteği sağlamaya her zaman hazırdır.”
Yargıtay’ın ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarının ardından, yeni bir tartışma gündeme geldi: Anayasa değişikliğinde AYM’yi etkileyecek düzenlemeler yer alacak mı? Anayasa değişikliğinde bireysel başvuru hakkı ne şekilde revize edilecek?
Yargıtay-AYM krizine ilişkin sorularımızı yanıtlayan Sönmez Küçük, hem bundan sonraki süreci hem de anayasa değişikliğine ilişkin öngörüleri değerlendirdi.
1- Yargıtay’ın AYM kararına uymamasını ve suç duyurusunda bulunmasını nasıl yorumluyorsunuz? Siyasi çevrelerin sıklıkla vurguladığı “Bu bir darbedir” yorumu için neler söylersiniz?
Yargıtay’ın AYM’nin Anayasa’da kendisine tanınan yetkiye dayanarak ve –altını önemle çiziyorum– Anayasa’ya uygun olarak kullandığı yetkiye istinaden suç duyurusunda bulunmasının hiçbir anlamı yoktur. Yargıtay’ın suç duyurusu yok hükmündedir. Bu anlamda herhangi bir bağlayıcılığı da söz konusu değildir. Burada bir suç yoktur. AYM, Anayasa’nın 148’nci maddesine ve AYM kuruluş kanununun 50. maddesine dayanarak bireysel başvuru incelemesi yapmış ve bu inceleme sonucunda hak ihlali kararı vererek yeniden yargılamaya ve milletvekili seçilen Can Atalay’ın tahliyesine karar vermiştir. Bu anayasal ve yasal açıdan AYM’ye tanınmış bir yetkidir. Bu açıdan herhangi bir yetkisiz işlem söz konusu değildir.
Diğer yandan AYM kararında şunu diyor: “Anayasanın 83. maddesinde düzenlenen dokunulmazlığın istisnalarından biri olan Anayasa’nın 14. maddesinde belirtilen suçlar ifadesi, belirsizdir, muğlaktır. Dolayısıyla suç ve cezada kanunilik ilkesi gereğince ancak Meclis tarafından çıkarılacak kanun ile düzenlenmesi gerekir.”
Yani AYM şunu diyor: Bu konuda kanuni bir düzenleme yapmak gerekir. Yargıtay’ın veya diğer yargı organlarının kararına değil, Meclis’in çıkardığı kanuna göre hareket etmek gerekir. Burada AYM aslında Meclis’in iradesini ön plana çıkarıyor. Yani mahkemeler değil, Meclis karar versin diyor.
AYM’nin kararı, hukuken Meclis’in kararını ön plana çıkardığı ve anayasal yetki kullanımı içinde kaldığı için suç duyurusunun bir anlamı yoktur. Bu hukuki açıdan Meclis’in yetkisinin gasp edilmesidir. Bu yetki gaspı da Anayasa’ya aykırıdır. Burada bu yetki gaspını yapan da Yargıtay’dır. AYM’nin kararları, Anayasa’nın 153. maddesi uyarınca herkesi bağlar. Pek tabii Yargıtay 3. Dairesi de AYM tarafından verilen karara uymak zorundadır.
2- Ankara Barosu ve İstanbul Barosu, kararın ardından bu kararı veren Yargıtay üyeleri hakkında bir suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladı. Bu adımla birlikte Yargıtay’a yönelik ne gibi yaptırımlar görebiliriz?
Yargı kararlarını uygulamamak suçtur. AYM kararları için de geçerlidir. Yargı kararını uygulamayan yargıçların TCK’nın 257. maddesinde belirtilen “görevi kötüye kullanma” suçunu işledikleri iddia edilebileceği gibi, bu disiplin hukuku bakımından da suç teşkil eder. Çünkü yargıçlar AYM kararlarına bağlıdır. Diğer bir ifadeyle, yargı kararını uygulamayan, AYM kararını uygulamayan bir yargıç hakkında hem TCK çerçevesinde cezai soruşturma söz konusu olabilir hem de Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nda (HSK) bir disiplin soruşturması süreci işletilebilir.
3- Türkiye’de bir ilki yaşadık. Yargıtay’ın öncülü olmayan bu adımının ardından neler yaşanabilir?
AYM kararının uygulanmaması meselesi daha önce Enis Berberoğlu davasında karşımıza çıkmıştı. Enis Berberoğlu milletvekili seçilmişti, ancak bu çerçevede dokunulmazlığa sahip olmasına rağmen cezaevinde kalmaya devam ediyordu. AYM’nin verdiği hak ihlali kararını İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi uygulamamıştı; fakat daha sonra bu İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi kararına karşı tekrar AYM’ye hak ihlali başvurusunda bulunulmuş, bu başvuru sonucunda Enis Berberoğlu serbest bırakılmıştı.
Can Atalay’ın avukatları da tekrar AYM’ye giderek, AYM kararı uygulanmadığı için Can Atalay’ın adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla yeniden bireysel başvuruda bulunabilir. Bu başvuru sonucunda tekrar hak ihlali tespit edilebilir. Bu noktada Can Atalay’la ilgili AYM’nin kararı açık olduğu için bu kararın gereğinin yerine getirilmesi gerekir. Bu hukuk devleti olmanın ve Anayasa üstünlüğünün de bir gereğidir.
4- Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaşananların ardından “anayasa değişikliği” vurgusunda bulundu. Ayrıca Yargıtay da son açıklamasında üst mahkemelerde bir üstünlük sıralaması olmadığını söyledi. Bu iki açıklamayı değerlendirdiğimizde anayasa değişikliğinde üst mahkemelere ilişkin bir revizyon olmasını öngörüyor musunuz, bu mümkün mü?
AYM diğer mahkemelerden farklı olarak kararları herkes için bağlayıcı nitelikte olan bir mahkemedir. AYM zaten davanın esasına girerek bir karar vermez. Olayın esasına ilişkin bir çözümlemede bulunmaz. Sadece hak ve özgürlüklerin bireysel başvuru çerçevesinde ihlal edilip edilmediğine karar verir. Hâl böyle olunca AYM ile diğer yüksek mahkemeler arasında bir hiyerarşi ilişkisi söz konusu değildir.
AYM kararları 153. madde gereğince herkes için bağlayıcıdır. Bunu değiştirmek ancak anayasa değişikliği ile mümkün olabilir. Kanun değişikliği yapılırsa bu değişiklik Anayasa’ya aykırı olur. Anayasa değişikliği yapıldığı takdirde de Anayasa’nın üstünlüğü ilkesinden feragat edileceğini ifade etmem gerekiyor.
5- Yargıtay’ın açıklamasında “bireysel başvuru” vurgusu yapılmış. Anayasa değişikliğinde bireysel başvuruya ilişkin de bir revizyon bekleyebilir miyiz?
Bireysel başvuru ile ilgili bir revizyon söz konusu olabilir evet, bu tartışılıyor; özellikle iktidar cenahında… Fakat, şunun altını özellikle çizmek istiyorum: Bireysel başvuru Anayasa’nın 148. maddesinin 3. fıkrasıyla 6. fıkrası arasında düzenlenen bir başvuru usulüdür. Yani bireysel başvuru konusunda yasada yapılacak değişikliklerin, Anayasa’nın 148. maddesini ihlal etmemesi; bireysel başvuruyu, etkili bir başvuru hakkı olmaktan çıkarmaması gerekir. Dolayısıyla bu konuda kanun koyucunun, yani Meclis’in yapabilecekleri sınırlıdır. Anayasa’ya uygun davranma mecburiyeti vardır. Bireysel başvuru konusunda yapılacak değişiklikler AYM’nin yetkisini daraltıcı olursa ya da bireysel başvurunun işlevini kaybettirirse, Anayasa’ya aykırı olacak bu değişikliğin AYM tarafından iptal edilme ihtimali tekrar gündeme gelebilir.
Anayasa Hukukçusu Sönmez Küçük, röportajımızı noktalamadan önce AYM kararında yer alan vurguya değinerek Meclis’te yapılması gereken kanuni düzenlemeyi şu sözlerle hatırlattı: “Şunun da altını çizmek isterim; aslında AYM, Can Atalay kararında şunu söyledi: ‘Anayasa’nın 14. maddesinde belirtilen durumlar belirsiz. Dolayısıyla bu konuda kanuni düzenleme yapılması gerekir.’ Ama Meclis ısrarla bu kanuni düzenlemeyi yapmıyor.”
Cumhur İttifakı’nın Meclis’te yeterli çoğunluğa sahip olduğunu vurgulayan Küçük, “Buna rağmen AYM’nin yetkilerini azaltma eğiliminde olması aslında tartışmanın bambaşka bir yöne gitmesine neden oluyor. Çünkü Cumhur İttifakı istese, yeterli çoğunluğa sahip olduğu için ‘Anayasa’nın 14. maddesine şu suçlar girer’ diye bir düzenleme yapabilir. Bu imkanı var. Bunu yapmak yerine AYM’yi tartışmaya açıyor. Kamuoyunda yürütülen tartışmalar da asıl meselenin AYM’nin yetkilerinin azaltılması, etkinliğinin ortadan kaldırılmasına yönelik girişimler olduğu kanısını uyandırıyor” dedi.
Sönmez Küçük yapılması gerekenin Can Atalay’ın AYM kararına uygun olarak tahliyesi ve akabinde de Anayasa’nın 14. maddesinde yer alan ‘devletin, ülkesi, milletiyle bölünmez bütünlüğü’ ve ‘demokratik, laik cumhuriyete aykırı durumlar’dan ne kastedildiğinin Türk Ceza Kanunu’nda bir düzenleme yapılarak açıkça belirtilmesi olduğunu söylüyor ve ekliyor:
“Bu yapılsa, bugün bu tartışmaları hiç yapmıyor olacaktık. Dolayısıyla burada Meclis’te çoğunluğa sahip olan Cumhur İttifakı’nın bu değişikliği yapmak yerine AYM’yi tartışmaya açması, aslında asıl meselenin Milletvekili Can Atalay’ın tahliyesinden ziyade bireysel başvurunun etkinliğini azaltmak, AYM’nin yetkilerini kısıtlamak olduğu izlenimini uyandırıyor.”
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Hrant Dink suikastinin tetikçisi Ogün Samast tahliye edildi. Birleşik Krallık’ta Yüksek Mahkeme, hükümetin sığınmacıları Ruanda’ya gönderme planını reddetti. Açlık sınırı 13 bin lira, yoksulluk sınırı 45 bin lira oldu.
16 Kas 2023

YAZARLAR

İlkim Emirler
Deputy editor @ Aposto

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.





