2000 Akıl Hastası Arasında Röportaj

Tımarhane Toptaşı ile Göçüp Gitmiştir
2000 Akıl Hastası Arasında Röportaj

Akıl hastasına karşı şefkat duymak ve bakım ve tedavi müesseseleri kurmak hususunda Türk milleti asırlarca evvel, dünyada yeni yeni çığırlar açmıştır. Avrupada bir deliye, vücuduna şeytan bir mahlûk gözüyle bakıldığı kafesler içinde vahşi hayvan gibi, halka teşhir edildiği, zavallı delinin. hakaret ve vahşet gördüğü, hattâ vücudunda şeytan var diye Parlâmento karariyle yakıldığı debirlerde bizim akıl hastalarına mahsus muntazam yurtlarımız vardı. Eski vakıfnameleri tetkik edersek Üsküdardaki yurt için maydanoza varıncaya kadar her ihtiyacın düşünülüp zikredildiğini görürüz. Delilere mahsus müesselerde hastalara tam bir şefkat gösteriliyor, hattâ sinirlerini sükûnetlendirmek için musiki tedavisi yapılıyordu.

Unutmıyalım ki o sıralarda Avrupa, yıkanmak ve temizlenmek ne demek olduğunu bilmiyordu. Bizde ise umumî bir ihtiyaç diye adım başına hamam vardı...


Yazan: Ahmet Emin Yalman


Mazhar Osmanla

Bakırköy tarafından ne zaman geçsem yeşillikler arasında gizlenen bir mamure merakımı uyandırırdı. Burada birkaç sene içinde akıl ve sinir hastlıkları için kurulan geniş yurtları görmek, bu nevi yurtlar etrafında hayalimizin daima kurduğu esrarlı çemberi yarmak arzusunu uyardım.

Profesör Mazhar Osmanla ilk tesadüfte bu arzumu bildirdim. Bakırköy hastanesini ziyaret için bir gün kararlaştırdık. Tayin ettiğimiz saatte buluştuk, yola çıktık. Yolda ben bir düzüye sualler soruyordum. Eskiden daime yüksek, kasvetli dubarlar arasında görmiye alıştığımız bu nevi yurtları, şimdi yeşil ağaçlar arasında modern bir hastane halinde görmek, eski zihin itiyatlarına uygun gelmiyordu. Müesseseyi görmeyi beklemeden sabırsızca suallerle merakımı halle çalışıyordum. Suallerimden biri şu idi:

— Yâ azılı delileri bu yeşil mamureniz içinde ne yapıyorsunuz?

Üstat derhal cevap verdi:

— Azılı deliler bizde bulunmaz.

— Onları sizin gazete idarehanelerinde arayınız.

Bir kasaba ki...

Hepimizin yahut bir kısmımızın Mazhar Osmanın gözüne azılı deli diye görünmemiz çok ta tatlı bir şey değil... Üstattaki bu görüşün sebebini aradım. Meğer bir delinin diğer bir deliyi öldürmesi, vesilesile bazı gazetelerde çıkan tenkitlere çok kızmış. Beni bu meselede hakem yaptı. İtiraf edeyim ki müesseseyi gezip gördükten sonra Profesör Mazhar Osmanı gazetecilere kızmakta haklı buldum.

Eğer masa başında tenkitleri yazan gazeteler, Bakırköy mamuresini gezip görselerdi hiç şüphe yok ki başka bir kanaate varırlardı. Burada yüzlerce dönüm arazı ortasında iki bin küsur nüfuslu bir kasaba var. Burası dört tarafı yüksek duvarlarla kapalı bir tımarhane değil, geniş bir tedavi yeri... Hastalardan bir kısmı açık havada çalışıyor. Yüz bin kütüklük bağlara bunlar bakıyor. Civar yolları, kaldırımları bunların arasındaki ustalar yapıyor. "Hepsini höcrelere tıkmalı, açığa çıkarmamalı... diyecek olursak senede binlerce akıl ve sinir hastasını iyileştiren bir usulü, istisnai hâdise çıkar vehmiyle feda etmek lâzım...

Sonra şurasını da kabul etmek lâzımdır ki eldeki dar vasıtalara iki binden fazla hastaya bakmak imkânsızlığı mümkün kılmak demektir. İtalyada bu gibi müesselerde altı hastaya bir bakıcı düşüyor diye şikâyetler vardır. Bakırköyünde elli hastaya bir bakıcı düşmektedir.

Toptaşından sonra...

Profesör Mazhar Osman, hastane arazinin hududunda otomobilini durdurdu. Bu hudutla binalar arasında yarım kilometre kadar yolu yürüyerek ve konuşarak gittik. Profesör, uzaktan görünen ağaçlığı ve binaları göstererek dedi ki:

— Burası bir bimarhane veya hapishane değildir. Bizde bimarhane Toptaşıyle beraber kapanmıştır. Gördüğünüz binalar, akıl ve sinir hastalıklarına mahsus bir tedavi müessesesidir. Buraya bimarhane demek hastalara lüzumsuz bir hakarettir. Buradaki hastaların çoğu deli değildir. Tedavi edilecek ârızı akıl ve sinir hastalıkları vardır.

Çok acı

Profesör Mazhar Osmanın bu sözleri üzerinde durmak, düşünmek lâzımdır. Çoğumuz dünün Avrupasını tanımıyoruz ve Türk yurdunun asırlarca evvel sıhhî teşkilât ve hayat seviyesi bakımından kahir üstünlüğünü bilmiyoruz.

Mazhar Osman, asırlarca evvel bu kadar üstün mevkide bulunan bir memleketin, Avrupada büyük bir hızla inkişaf ederken, akıl hastalıklarına alâka bakımından en aşağı derecelere düşmesini, Avrupanın modern müesseseleri karşısına bir Toptaşı çıkarmasını çok acı bulmuştur. Bu acılığı etrafına duyurmak için bir idealist adam sıfatile otuz sene çalışmıştır.

Sözünü işittirecek yerde Üniversite kapılarını kapalı bulmuştur. Senelerce müddet; mesleklerine düşkün 15, 20 arkadaş, kendi aralarında âdeta hususi bir Üniversite muhiti kurmuşlar ve sinir hastalıkları hakkında olgunlaşmıya, araştırmalar yapmıya ve alâka uyandırmıya çalışmışlardır.

Ve Bakırköy...

Bu idealist arkadaşlar, seslerini Cumhuriyet devletinde, Sıhhiyet Vekili Doktor Refiğe duyurmıya muvaffak olmuşlardır. Mazhar Osman diyor ki:

— Bu fani dünyada bir adama karşı minnettarlık duymak lâzımsa ben de Doktor Refiğe minnettarım. Gördüğünüz bütün bu eser onun eseridir. Onun devamlı alâkası ve yardımile vücut bulmuş, ileri gitmiştir.

Toptaşını yıkmak ve bir akıl hastanesi kurmak kararlaşınca yer aradık. Ben evvelâ Darülâcezeyi istedim. Orasını almak mümkün olmadı. Sonra burasını düşündük. Harp zamanında silâhsız askerleri meşgul etmek maksadile burada Reşadiye diye bir kışla yapılmıştır. Harp zamanında Fransızlar burasını (Mak Mahon) kışlası adı altında işgal etmişler. Senegalliler burasını bir Pompei harabesine çevirmişlerdi. İşte biraz sonra göreceğiniz müessese, bu harabe üzerine kurulmuştur.

Profesör Mazhar Osman'ın verdiği bu izahatla işin mukaddime faslı kapanmıştı. Bakırköy akıl ve sinir hastanesile uzaktan uzağa tanışmıştık. Şimdi müesseseyi yakından ve içinden görmek üzere bağlar, tarlalar ve ağaçlıklar arasında, bina kümesine doğru ilerledik.


Kaynak: Tan, 19 Haziran 1937, Sayfa 7.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

KupürKupür

BÜLTEN SAYISI

İstanbul'da Sinir Hastaları

Toptaşı Bimarhanesi, Bakırköy Akıl Hastanesi ve Tan başmuharririnden bir öneri.

27 Oca 2023

Prf. Mazhar Osman

YAZARLAR

Kupür

Geçmiş gazete ve dergilerden yazılar, makaleler, röportajlar. İki haftada bir cuma neşrolunur.

İLGİLİ OKUMALAR