
Bugün 21 Mart. İlkbahar Ekinoksu. Kuzey Yarım Küre’nin baharı başladı, hatta artık yaz geliyor. Özellikle Anadolu ve yakın coğrafyasında baharın bayramı Nevruz kutlanıyor. Ülkemizde ise gece yarısı gelen birbirinden iç açıcı(!) gelişmelerle yaşadığımıza şükreder hale geldik. Gönül isterdi ki baharla ilgili bir şeyler yazalım, ama bunu daha güneşli güzel günlere paslayarak 21 Mart tarihli başka iki konudan ve iki ozandan bahsedeceğim.
Bugün çok kıymetli halk ozanımız Aşık Veysel’in ölüm yıl dönümü. 1984 yılında Sivas’ın Şarkışla ilçesinin Sivrialan köyünde doğan ozan, bildiğiniz üzere çiçek hastalığı nedeniyle küçük yaşta gözlerini kaybediyor. Hayatını ve müzikal yaşantısını kendi tabiriyle “küçük dünyasında” geçiriyor, hâlâ büyük bir sevgiyle dinlediğimiz onlarca eseri de bu dünyada yaratıyor. Aşık’ın hayatı başlı başına bir hikaye elbet, ama ben birkaç spesifik karşılaşmayı anlatmak istiyorum.
- Ahmet Kutsi Tecer (ki kendisi popçu Kutsi’nin de ismini aldığı, dedesinin edebiyat öğretmeni Ahmet Kutsi Tecer’dir, bu gereksiz magazin bilgisi de bir kenarda dursun), Sivas’ta maarif müdürlüğü yaparken düzenlediği bir şairler gecesinde tanışır Aşık ile ve bir nevi onun kaşifi olarak sonrasında da pek çok destekler verip çeşitli şehirleri dolaşmasını ve tanınmasını sağlar.
- Aşık hakkındaki belki de ilk en kapsamlı belgesel film çalışmasını 1952’de Metin Erksan yapar. Karanlık Dünya adlı bu belgesel filmin senaryosunu ise Bedri Rahmi Eyüboğlu yazmıştır. Filmde Aşık Veysel’in kendisi de yer almaktadır. Bu film, Erksan’ın ilk filmi ve aynı zamanda Türkiye sinemalarının ilk gerçekçi köy filmidir, fakat eleştirel içeriği nedeniyle filmin birçok kısmı sansürlenmiştir.
Filmi buradan izleyebilirsiniz.
- Bir önemli vaka da Fikret Kızılok’un Aşık’ı ziyaretleri ve bu süreçte yaşadığı müzikal değişim ve üretim süreci. Gazeteci Arda Uskan ile Aşık’ı ziyarete giden Kızılok, bazı eserlerini kullanmak için şairden izin ister. Şair de hiçbir telif kabul etmeksizin izin verir. Ve Kızılok da Aşık’ın sözlerini bestelediği 2 eserle “Yumma Gözün Kör Gibi / Yağmur Olsam” isimli bir plak çıkarır 1970 yılında. Bu çalışması ona büyük başarılar da getirir. Dinlemek için buyrun.
Aşık Veysel’in ölümü Kızılok’u çok etkiler, ustasının ölümünden sonra varlığını anlamsız bulduğu sazını kırar.
Gelelim bugünün bir diğer anlamına... 21 Mart aynı zamanda “Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü”. Nasıl ki Aşık Veysel’in gözlerinin görmemesi böylesine derin ve büyük bir müzik dünyası yaratmasına engel olmadıysa, bugün toplum tarafından bir engel gibi görünen Down sendromu da aslında güzelliklere engel olmayan bir “farklılık”. Bu vesileyle günümüzden çok özel bir ozanı sizinle tanıştırmak isterim: Çağatay Aras. Hani kimi “engel görünen şeyler aslında müzik başta olmak üzere pek çok şeye nasıl engel değil”in güzel örneklerinden birisi olan Çağatay Aras, down sendromlu özel bir müzisyen. Muhteşem bir bağlama icracısı ve müzik aşığı olan Aras’ın ağabeyi Suphi Aras da kendisi gibi bir müzisyen ve en iyi yol arkadaşı. İkilinin YouTube kanallarında pek çok videoları var, şuradan izleyebilirsiniz.
Ben özellikle 2019 İTÜ Bağlama Günleri’ndeki canlı performanslarını hayranlıkla izledim.
Ayrıca Aras’ın (Athena) Gökhan Özoğuz ile beraber rol aldığı bir film de var “Kendi Yolumda”. Geçen sene vizyona girmesi planlanan, ama pandemi nedeniyle şimdilik beklemede olan filmin konusu da bir müzik ve müzisyenlik hikayesi. Biz de merakla bekliyoruz izlemeyi. 
Çağatay Aras’ın 21 Mart mesajı ile yazıma son veriyorum. Nice güzel, eşit, adil baharlara...
“Bir küçük dünyam var içimde benim
Mihnetim ziynetim bana kafidir
Görenler dar görür geniştir bana
Sohbetim ülfetim bana kafidir”
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Turna Ezgi Toros
Sesli Düşünme Kanalı

Müzikli Mevzular
Müzik dünyalarının farklı bakış açılarını; tarzlardan ve kalıplardan bağımsız haberler, okumalar ve dinleme alışkanlıklarıyla tartıştığımız paylaşımlar e-posta kutunda!
İLGİLİ OKUMALAR





