Lagom Stüdyo'da

Pandemi sonrası yeni yaşam pratiklerimiz oluşuyor; şehir yaşamımızın, seyahatlerimizin ve tüketim alışkanlıklarımızın birçoğu değişime uğruyor. Peki bu pratikler moda ve tasarım dünyası ile nasıl bir etkileşimde olacak? yeni dünyamıza hazırlıklarımızı Z kuşağından yetenekli moda tasarımcısı Nadin Altıparmak ile değerlendireceğiz.

Nadin, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde Tekstil ve Moda Tasarımı bölümünden bu hafta mezun oldu. Koleksiyonları daha sürdürülebilir bir gelecek felsefesine odaklanıyor.

Nadin Altıparmak
Nadin Altıparmak

Öncelikle seni tebrik ederim; bu hafta mezun oldun. Öğrencilik yıllarında moda tasarımı ile uzun bir maceran oldu. Tasarım ile ilgilenmeye ne zaman başladın?

  • Teşekkür ederim, keyifli deneyimlerle dolu 5 yıllık bir sürecin sonuna geldim. Tasarım her zaman beni kendine çeken bir alan oldu. Küçük yaşlarda kumaş parçalarını üzerime sararak farklı formlar elde etmek, mini koleksiyonlar oluşturmak benim için en keyifli oyundu. Sadece kumaş değildi aslında ilgimi çeken, çeşitli objeleri bir araya getirerek geçirdiğim o kısacık yaratım süreci bile beni neşelendirirdi. Herhangi bir şey yaratma fikri beni her zaman heyecanlandırırdı diyebilirim.
Nadin'in çalışmaları
Nadin'in çalışmaları

Bugüne kadar birçok koleksiyon oluşturdun, yarışmalardan önemli başarılar elde ettin. Temaların neler oldu?

  • Ülkemizde genç tasarımcıları endüstri ile bir araya getirerek destekleyen birçok yarışma ve projede yer alma fırsatım oldu. ATT Clothing ve e-bebek firmaları ile okulumun üniversite-endüstri iş birliği çerçevesinde ortaklaşa gerçekleştirdiği iki ayrı projede koleksiyon oluşturarak tasarımlarımı hayata geçirme şansını yakaladım. e-bebek’e 0-3 yaş arası için tasarladığım kapsül koleksiyon, e-bebek mağazalarında ve sitesinde satışa sunuldu. Sun Tekstil’in düzenlediği “Sun Design Project’’ için “Creative Minds’’ olarak seçilen 12 tasarımcı arasında yer aldım. Bireysel koleksiyonumu oluşturup, tasarımdan üretime tüm süreci takip ederek hazır giyim alanında müthiş bir deneyim yaşadım. Junioshow Bebek ve Çocuk Giyim Yarışması’nda 1-10 Yaş Çocuk Giysi Ürünleri Kategorisinde birincilik ödülü aldım. Bu yarışmada temam, dünyayı en saf, en güzel hâliyle gören çocuklarla ilgiliydi. Yetişkin bireyler olarak çoğumuz yoğun günlük yaşantımızı bırakıp doğanın güzel canlılarını, meyvelerini, tabiatın çarpıcı renklerini gözlemleyemiyoruz. Çocuklar merak ve heyecanla bunları gözlemleyerek, sürekli keşfederek büyüyorlar. Onların gözünden bu güzellikleri görerek bir koleksiyon oluşturmak istedim. Her birinde geçirdiğim yaratım sürecinin tasarımcı kimliğime katkısı oldu.

    Birkaç gün önce de 28. Koza Genç Tasarımcılar Yarışması’nda ilk 10 finalist arasında olduğumu öğrendim. Önümüzdeki günlerde beni çok heyecanlandıran bu yarışmanın final gecesi için hazırlanmaya başlayacağız. Benim için inanılmaz bir deneyim olacağını hissedebiliyorum!

Koleksiyonlar oluştururken tasarımdan üretime, kumaş yolculuğunun içinde yer alıyorsun. Bu uzun yolculuk nasıl geçiyor, neler hissediyorsun?

  • Bir koleksiyona başlamadan önce ruhumun bu yeni yolculuğa hazır olması benim için çok önemli. Bir hikâye oluşturuyorum ve bu hikâye hayatımın sadece tasarım alanında sınırlı kalmıyor, bu süreçte hikâyem ile birlikte ben de yaptığım koleksiyon ile bütünleşiyorum. Bu yüzden üzerinde çalışacağım tema aracılığı ile kendimi yansıtabilmek istiyorum. Oluşturduğum hikâye doğrultusunda finalde görmek istediğim silüeti belirliyorum, renklere ve yüzeylere karar veriyorum, kumaşları araştırıyorum. Uzun bir eskiz sürecinin ardından istediğim görünümlere ulaşıyorum.
Nadin'in çalışmaları
Nadin'in çalışmaları

Pandemi dönemi üretim felsefeni nasıl etkiledi? Moda tasarımında bulduğun güç ve anlam değişti mi?

  • Pandemi döneminde hepimizin kendini dinleme, önceki günlük yaşantımızda zaman ayıramadığımız bir çok şeye zaman ayırma fırsatımız oldu. Zorunlu olarak evde kaldığımız bu dönemde, toplumsal bilincin önemini gördük. İnsanlar doğanın gücünün farkına varırken, tüketici alışkanlıkları yeniden şekillendi. Tüm bu değişimlerle birlikte insanların ihtiyaçları da değişti. Değişen tüketici alışkanlıkları ile birlikte benim üretim felsefem de etkilendi. Karantina döneminde diploma projesi alan biri olarak, projemde bunun etkileri açık bir şekilde görülüyor. Koleksiyonumu tasarlarken insanların pandemi sonrası olası ihtiyaçlarını gözetmek kaçınılmaz oldu. İçinde bulunduğumuz dönem üzerimizde bir çok etki bırakacaktı. Alışkanlıklarımız değişecek, belki kalıcı olarak yer edineceklerdi. Tüm bunları gözeterek, fonksiyonel, pratik, konforlu ve doğa dostu ürünler tasarlamayı hedefledim.

    Yaşadığımız bu dönemden sonra, insanlara ve doğaya daha az zarar veren, ihtiyaca yönelik, insanları gerçekten iyi hissettiren, kalıcı tasarımların üretildiği bir üretim sisteminin hayalini kuruyorum.

Z kuşağının hayata bakışını koleksiyonlarına yansıtıyorsun. Sence bu bakışta neler var?

  • Dijital bir çağda büyüdüm. Dijitalleşme birçok olumlu etki oluştururken her gün hayatımızda birçok değerin eksikliğini hissediyoruz. Koleksiyonlarım yaşadığım dönemin bir çeşit yansıması olduğu için aslında bu bakışta benimle ilgili her detay barınıyor. Yaşam alanım, ailem veya içinde yaşadığım toplumsal sorunlar, çevresel faktörler gibi. Hayata bakışımı, koleksiyonumun hikâyesi ve ilettiğim mesajlar ile gösterebildiğimi umuyorum.

Gelecekte koleksiyonlarını nasıl sergilemek istiyorsun? Dijital alanlar sence yeni jenerasyonu tatmin edecek mi?

  • Koleksiyonlarımı elbette her genç tasarımcı gibi, öncelikle gösterişli bir defilede görmeyi hayal ediyorum :) Ancak gelecekte bunun farklı platformlara taşınacağını düşünüyorum. Modellerin tasarladığım giysileri giyip, bir zemin üzerinde yürümesinin ötesine geçip insanlarla daha güçlü bir etkileşim yakalayabileceğim bir sergileme düşünüyorum.

    Dijital alanların insanları tamamen tatmin edeceğini düşünmüyorum. Şahsen pandemi sürecinde materyalleri hissetmeden online alışveriş yapmak benim için çok zordu. Tekstil ürünleri dokunulmak, hissedilmek ister diye düşünüyorum. Üstelik geçirdiğimiz bu izolasyon döneminden sonra, insanların satın alacakları ürünler ile daha duygusal bağlar kuracağını, bizzat görüp, dokunmak isteyeceklerini düşünüyorum.
Nadin'in çalışmaları
Nadin'in çalışmaları

Nelerden ilham alıyorsun?

  • Bunu sınırlandırmam mümkün değil sanırım. Bende bir şeyler yaratma hissi uyandıran her şeyden ilham alabilirim. O dönem yaşadığım bir his, gördüğüm bir doku, çevremde gözlemlediğim bir durum veya beni heyecanlandıran bir fotoğraf bile olabilir bu. Mesela daha önce zanaat mirasımızı korumak ve canlı tutmayı hedefleyen bir projede yer almıştım. Troya Antik Kenti’ni ziyaret etmiştik ve bu bölgede bulunan seramikleri inceleyerek modern desenler tasarlayarak bir baskı koleksiyonu oluşturmuştum.

Sence tasarım eğitiminde neler değişebilir, ne gibi yenilikler gelebilir?

  • Bu zamanları görüp geçiren her tasarımcı adayı büyük bir farkındalıkla yetişiyor. Ufak da olsa kendince bir şeyler yapıp değişime ortak olmak istiyor. Tasarım eğitiminde geleceğin tasarımcılarını daha bilinçli yetiştirmek adına, bu problemleri ele alabileceğimiz, yetkili ve donanımlı kişilerle bağlantılı faaliyetler müfredata dahil edilebilir. Bu uygulama bir ders gibi değil de, öğrencilere gerçekten bu değişime ortak olabilecekleri hissettirilerek yapılabilir.

NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst

BÜLTEN SAYISI

👾 Dijital defileler, Z kuşağı, moda ve tarih

Moda haftaları dijital olarak devam ediyor, Z kuşağı moda ve tasarım dünyasındaki doğru ve yanlışları sorguluyor, moda ve tarihin ezeli birliktelikleri sürüyor.

14 Haz 2020

👾 Dijital defileler, Z kuşağı, moda ve tarih

İLGİLİ OKUMALAR