İlkel ve sezgisel

16 yaşındayken oyunculuk kariyerine başlayan, müzikalde rol alma hevesiyle dans eğitimi alan, tüm bunlar olup biterken “Sanırım hep içimde oldu. Sadece uykuda yatıyordu, dışarı çıkmak için doğru zamanı bekliyordu.” sözleriyle müzikle olan ilişkisini açıklayan biriyle tanıştırmak istiyorum sizi. İsmi, Keeley Forsyth. Kendisi 40 yaşında ve ilk albümünü 2020’nin başında, psikolojik rahatsızlığından ötürü dilini hareket ettiremediği bir aylık zaman diliminden üç yıl sonra yayımladı.
Geçtiğimiz günlerde izlediğim 45 Years isimli bir filmden notlarıma giren “Hayatta bizi mutlu eden şeyleri unutmamız ne garip.” repliği, Keeley Forsyth’e de çok uyuyor. Oyunculukla ilişkisini donduran Forsyth, bir dönem dinlemekten keyif aldığı Edith Piaf gibi güçlü kadın vokallerin izini takip etme kararı aldı ve birkaç yıl önce küçük bir org eşliğinde şarkı sözleri yazmaya başladı. Bu sırada BBC Radio 3’teki Late Junction programını dinlerken “Şarkılarıma eşlik edecek müziği buldum.” dediği piyanist ve besteci Matthew Bourne ile tanıştı. Bu tek taraflı tanışma çok geçmeden karşılıklı hâle geldi ve ikili yanlarına prodüktör Sam Hobbs’u da olarak içgüdüsel bir iş birliği ile Keeley Forsyth’in ilk albümünü kaydetti.
Keeley Forsyth’in sesinde Peggy Lee’nin vibratosu, Nico’nun sertliği, Diamanda Galas’ın avangartlığı ve Bon Iver’in ilk dönem kırılganlığı var. Bu çoklu vokal yapısı, sekiz şarkılık “Debris” isimli albümde yer yer enstrüman olarak kulağıma ulaşıyor. Fortsth’in şarkıları için kullandığı "gökten düşen metal bloklar" tanımlaması ve “Hayatımda ağır ve zor olan çok şey vardı. Şarkılar o anlarda ortaya çıktı.” sözleri karanlık bir atmosfer yaratsa da ortaya melankolik, düşünceli ve derinden etkileyici bir albüm çıktığını söylemem mümkün. Hatta albümün kapanışı yapan Start Again şarkısı ile geleceğe umut taşıdığını bile dile getirebilirim diyerek kulaklığımı size uzatıyorum.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Asfalttan doğaya, kübik ofislerden geleceğe uzanan bir dönüşüm hikâyesi
07 Ağu 2020

İLGİLİ OKUMALAR


