Kübik ofislerden geleceğe

Pandemi ile evden çalışmaya başladığımız günlerde milyonlarca insan, adeta bir tasarım deneyi içerisinde gibiydik. Kimilerimiz aylar sonra ofislerine döndüğünde kendilerini bölme paravanlarından ve kübik masalardan oluşan farklı bir dünyada buldu. Bu karşılaşma anı pandemi sonrası ne tür bir ofise dönmek istediğimizle ilgili yapılan tasarım araştırmalarına da konu oldu. Geleceğin ofis tasarımlarından neler bekliyoruz? Bu konuda, University College London Mimarlık Bölümü öğretim üyesi Dr. Kerstin Sailer, geleceğin ofislerinin mekânsal tasarımı ile ilgili geçmişten dersler çıkarabileceğimizi söylüyor ve ofis tasarımlarının yakın tarihine bir yolculuk yapıyor.

Dönüşüm; bir yeri, objeyi, formu yeniden keşfetme hayali ile ortaya çıkıyor. Günümüzde yaygın olan kübik ofis tasarımları da zamanının maliyet düşüren, sıcak bir çalışma ortamı oluşturan ütopik bir ofis fikriydi. 1968'de tasarımcı Robert Propst, takımların çalışma süreçlerine dair araştırmalarında dönemin ofis tasarımlarının "canlılığı, yetenek ve başarı gelişimini engellediği" sonucuna vardı. Daha sonra, hareket eden bölmeler aracılığıyla mobilyaların esnek ve fonksiyonel olarak kullanılabileceği, ofislerde bireysellik ve topluluk olma duygusu arasındaki ilişki derecesinde değişikliklere izin veren action office adını verdiği modüler tasarım fikirlerini geliştirdi.

Robert Propst'un "action office" tasarımı hermanmiller.com üzerinden
Robert Propst'un action office tasarımı, hermanmiller.com üzerinden

Bu fikirden 20 yıl sonra, mimar Robert Luchetti, ofislerde çeşitli faaliyetlerin gerçekleşebileceği ve ortak amaçlar için kullanılabilecek masaların ve alanların gerekliliğine dikkat çekti ve “faaliyet temelli çalışma” olarak bilinen tasarım fikrinin temelini oluşturdu. Ancak iki tasarımcının da fikirleri dilediği amaca ulaşamadı. Ofis alanını özgürleştirmeyi amaçlayan Propst’un, bölümlendirme fikri farklı bir amaca indirgendi ve kübik ofis tasarım fikri doğdu. Yapılan anketlerin çoğu maliyet tasarrufu sağlayan bu tasarımların verimliliği artırmadığını paylaştı. Luchetti’nin faaliyet temelli çalışma masaları da maliyet tasarrufu sağlayan ortak çalışma alanlarına dönüştü.

Mekânlar nötr değil: Kerstin Sailer, yolculuğunun sonucunda mekânsal tasarımın, nötr bir mekân yaratmadığını söylüyor. Ofisiniz sizi yalnız mı hissettiriyor yoksa beraberlik duygusu mu uyandırıyor? Sailer, bu noktada ofis kültürün yanında mekânsal tasarımın da büyük etkisi olduğunu paylaşıyor. Hatta araştırmalar da, ofislerde planlanmamış yüz yüze etkileşimlerin yeni fikirlerin oluşmasında önemli bir faktör olduğunu gösteriyor. Çalışma arkadaşlarımızı ne sıklıkta gördüğümüzün ve farklı departmanlardan insanlarla karşılaştığımız alanların varlığının etkileşim oluşturma gibi fırsatların önünü açtığını söylüyor.

Geleceğin mekân tasarımlarında buluşmak üzere.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

🟥🟦🟨 Gelecekten bildiriyoruz

Asfalttan doğaya, kübik ofislerden geleceğe uzanan bir dönüşüm hikâyesi

07 Ağu 2020

🟥🟦🟨 Gelecekten bildiriyoruz

İLGİLİ OKUMALAR