Ottan’ın atıklardan hayal kuran başlangıç yolculuğunu bize anlatabilir misin?

🌿🌿🌿 Ottan… Sesli okuyalım. Bu kelimenin, doğanın ve kaynakların değerini çağrıştıran güçlü bir hissi var. Kendisi aynı zamanda Galata’da hayal eden, araştıran, üreten, sıfır atık konusunda farkındalık oluşturmayı amaçlayan bir sosyal girişim ve tasarım stüdyosu. Ottan Studio, portakal kabuklarından, tarihi geçmiş baklagillere ve dökülen yapraklara kadar çok farklı bitkisel kaynaklı atığın ileri dönüşümdeki potansiyeline odaklanıyor. Onları mobilyalar, aksesuarlar ve aydınlatma elemanları gibi fonksiyonel ürünlerde kullanılacak malzemelere dönüştürüyor. Bu hafta, aynı zamanda mahalleden komşumuz olan Ottan Studio kurucusu ve ürün tasarımcısı Ayşe Yılmaz’la Ottan’ı daha yakından tanıyoruz.

Hikâyemiz evdeki meyve kabuklarını atmaya kıyamayıp bir şekilde değerlendirme arayışıma dayanıyor. Bir gün evde Galata’da portakal kabuklarını, gıda kurutma makinasında güneşte kurutup, işleyip onları biyokompozit malzemelere dönüştürmemle birlikte hikâyemiz tam olarak başladı diyebilirim. Ottan bu yaklaşımla, yemek atıkları ve bitkisel kaynaklardan elde ettiği geri dönüşüm materyalleriyle mobilyalar ve dekorasyon ürünleri tasarlıyor. İşin özünde, bu doğal malzemeler toprağa dönüşmeden önce onlara bir şans daha vermek istiyoruz. Bu da Ottan’ın tasarım felsefesi, “bitkisel atıkların reenkarnasyonu”nun temelini oluşturuyor. Reenkarnasyon inancında da bedensel ve enerjisel olarak dağılıp farklı enerjilerle bir araya geldiğinizi düşünüyorsunuz. Bizim tasarımlarımızda da atık parçacıkları bir araya geliyor, farklı formlarda değerlendiriliyor ve işlevleri oluyor. Özlerini koruyarak bambaşka bir dönüşüm ile yeniden var oluyor.

“Roly Poly ile tanışın: 3 bardak mercimek atığı, biraz yeşil biraz kırmızı biraz sarı.” Tasarımlarınızın şeffaf bir kimliği var. Bu şeffaf kimlik, günlük yaşamda kullandığımız ürünlerle nasıl bir ilişki kuruyor?

Sahip olduğumuz tüm ürünlerle bir ilişki içindeyiz. Satın aldığımız, tercih ettiğimiz tüm ürünleri bilinçli bir şekilde bizler yakınımıza alıyoruz, nerede yaşayacağımıza, kimlerle olacağımıza karar verdiğimiz gibi. Seçtiğimiz ürünlerde de benzer güdülerle seçimler yapıyoruz.

Ekosisteminizde yer alan “tüketmeden üretmenin” mümkün olduğunu gösteren ürünler tonlarca atığı değerlendirerek atıklara yeni bir yaşam sunuyor. Peki bu ürünler daha sonra hangi çevrelerde yer alıyor?

Aslında tasarım sürecinin en başından, ürünleri döngüselliklerini düşünerek tasarlıyoruz. Aynı zamanda gerektiğinde birden fazla fonksiyonları olacak şekilde, farklı yerlere ait ürünler olarak tasarlıyoruz. İnsanlar ürünleri nerede konumlandırmayı diliyorsa orada konumlandırabiliyor. Ürünlerimizi farklı ihtiyaçlarına yönelik, farklı mekânlarda kullanabilmelerini istiyoruz. Aynı zamanda ürünler modüler tasarımlı oldukları için insanlar ihtiyacı olduğu kadar alabiliyor. Ben de bir şey satın alırken temel ihtiyacım değilse o ürünle geçireceğim zamanı düşünüyorum ve öyle hareket ediyorum.

Bizce atıkları kullanarak üretim yapmak, hayatın her alanında olması gereken bir yaklaşım. Nefes alırken dahi tüketiyoruz, sadece ürün bazında değil sistem bazında bu yaklaşımla hareket ederek sürdürülebilir modeller tasarlamamız gerekiyor. Atıklar aynı zamanda yaşamımızı sağlayan güzel kaynaklar. Onları hayatımızın içine almamız ve onların hikâyelerini doğalarına saygılı bir şekilde devam ettirmemiz gerekiyor.

İstanbul'da hangi atıklarla çalışıyorsunuz? Toplumun atık dönüşümüne dair bilincini nasıl görüyorsunuz?

Atıkların, toplumdaki çeşitli sektörde değerlendirilmeye yönelik büyük bir potansiyeli var. Örneğin; 70 yılda zor ve emekle yetişen ağaçları tüketmek yerine her sene aldığımız meyveleriyle ve bu meyvelerin artıklarıyla alternatif materyaller oluşturmayı hedefleyebiliriz. Sıfır-atık ve geri dönüşüm yaygınlaştı. Genelde geri dönüştürülebilir diye ifade edilen malzemelerimizin aslında ileri dönüştürülmüş organik atıklar olduğunu konusunda daha fazla paylaşım yapmak isteriz biz de.

NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst

BÜLTEN SAYISI

Helmut Newton'la yavaş bir pazar günü

Modanın aykırı çocuğunun yeni belgeseli, portakal kabuklarının akıbeti, deodorant gerçeği ve birkaç yavaş öneri.

16 Ağu 2020

Helmut Newton'la yavaş bir pazar günü

İLGİLİ OKUMALAR