Politik?
Mark Zuckerberg’ün geçtiğimiz ayın sonunda yaptığı “kullanıcıların sosyal medya deneyimlerinde daha az politik içerikle karşılaşmak istedikleri” açıklamasının ardından Facebook, bu hafta itibarıyla bazı kullanıcı gruplarına çok daha az politik içerik göstermeyi veya hiç göstermemeyi test ediyor.
Sosyal medyadaki politik içerikler elbette çok tartışılan ve bir yandan da moderasyon etrafındaki tartışmalarla, platformları gittikçe artan bir sıklıkla kamuoyunun eleştirileriyle karşılaştıran bir konu. Ancak bu süreci kullanıcıya daha az içerik göstererek aşmak çok sağlıklı gözükmüyor.
Buradaki sorunların başında, Facebook’un “politik” kavramını nasıl tanımlıyor olduğu ve neyin politik olduğunu, neyin olmadığını belirleyecek olması geliyor. Örneğin OneZero’dan Will Oremus’un da belirttiği gibi, Joe Biden’ın başkanlık adaylığını destekleyen bir içerik veya grup politik iken; Black Lives Matter protestosu veya MeToo hareketine bağlı içerikler de mi politik olarak konumlandırılmalı?
Facebook’un bu işi makine öğrenmesi destekli geliştirilen algoritmalarla yapmayı hedeflemesi ise sorunları biraz daha derinleştirebilir. Bu kararı algoritmanın vermesi içinde herhangi bir şiddet, nefret söylemi, ayrımcılık vb. sakıncalı içerik barındırmayan içerik veya hareketlerin de adil olmayan bir şekilde baskılanmasına ve ulaşmayı hedeflediği kitlelere ulaşamamasına yol açabilir.
Bilginin müdahalesiz dolaşımı

Teknoloji girişimcisi Balaji Srinivasan’ın Twitter bilgiseli, her ne kadar ağırlıklı olarak Bitcoin’in merkeziyetsizliğinden bahsetse de, bilginin ve dijital dünyanın geleceğinin merkeziyetsizliği hakkında da ipuçları taşıyor.
Srinivasan, özellikle sosyal medyanın yani bilgi akışının böyle bir konumda da olabileceğini belirtiyor. Bugün Facebook, Twitter, Amazon ve Wikipedia gibi platformlar merkezî bir yapıya sahip; bürokratik karar mekanizmaları ve emir zincirleri var. Merkeziyetsiz bir dijital-sosyal yapıda ise bir kullanıcı, herhangi bir platformun kurallarına bağlı kalmadan hatta içeriğinin hangi kurallarla dağılacağını kendi belirleyerek ortaya koymak istediği bilgiyi bir müdahale olmadan dolaşıma sokabilir ve dolaşımda tutabilir. Böyle bir gelecek, bilginin sorunsuzca dolaşabildiği bir gelecek anlamına gelebilir.
Zora adlı platform da benzer bir model inşa ediyor ve dijital sanatın geleceği hakkında düşünmeye çağırıyor. Zora, sanatçılara eserlerinin haklarını ellerinde tutarak bu eserleri blok zinciri teknolojisiyle istedikleri miktarlarda çoğaltma ve istedikleri fiyatlardan satarak bu süreçleri takip etme ve güvenlik altına alma imkânı sağlıyor.
Teknolojiler ve yasalar
/cdn.vox-cdn.com/uploads/chorus_image/image/64143772/depp_fake.7.jpg)
Deepfake teknolojisi, bir kişinin yüzünü başka bir bedene veya ortama olanca gerçekliğinle aktarabilme potansiyeline sahip bir teknoloji olarak ön plana çıkmasından çok, kısa bir sürede çok daha tehlikeli durumlara yol açabileceği keşfedilerek kişisel güvenlik endişeleri nedeniyle gündeme gelmişti fakat her yeni teknoloji gibi o da gerekli hukuksal düzenlemelerden uzak. Bu da kişileri, deepfake’in hedefi olduktan sonra gerekli adımları atmaktan alıkoyuyor.
Birleşik Krallık vatandaşı Helen Mort, silmiş olduğu sosyal medya hesaplarında bulunan görsellerden alınan yüzünün bir porno filminde kullanıldığını keşfediyor. Mort bu keşfinden sonra her ne kadar hukuksal yollar aramaya başvursa da istediği sonucu elde edemiyor. Deneyimini ise “herhangi bir eylemde bulunamadığı için aciz hissetmek ve sadece kadın olduğu için cezalandırılmak” olarak tanımlıyor. Bu durumun sebebi ise henüz hiçbir ülkede deepfake’e karşı geliştirilen yasal düzenlemelerin bulunmaması.
Deepfake’e yönelik hukuksal düzenlemelerin gelişmemiş olmasının birkaç nedeni var. Öncelikle teknoloji henüz yeteri kadar tanınmıyor. Buna ek olarak benzer durumlarla karşılaşanlar, hukuksal kurumlara başvurmaktan çekindikleri için mesele politika yapıcıların radarına yeteri kadar giremiyor. Üçüncü olarak ise deepfake’in eğlence ile hiciv alanlarında ve muhbir koruma süreçlerinde yasal olarak kullanılması sınırın nerede nasıl çizileceği sorununu da derinleştiriyor.
Birleşik Krallık kısa süre önce ilgili durumlar için bir yasa tasarısı üzerinde çalışmaya başlamış durumda. Ancak küresel olarak gidecek çok yol var. Deepfake teknolojisinin yaygınlığının hızla arttığı bir dönemden geçerken dijital dünyada var olan kişilerin gizlilik haklarını korumak için çok daha hızlı bir şekilde sorunun tanınması ve gerekli politik altyapıların oluşturulması gerekiyor.
Yörünge tarımı

Yeryüzünün tarım koşulları, iklim krizi neticesinde değişen ve sertleşen alışılmadık iklim koşulları nedeniyle her geçen gün biraz daha zorlaşıyor. Buna ek olarak pandemi gibi sıra dışı durumlar da tarım ve gıda üzerinde olumsuz etkilere neden oluyor.
Özel bir uzay şirketi olan Nanoracks, Dünya'nın yörüngesinde yetiştirilecek gıda ürünlerinin gıda güvenliğini artıracağını düşünüyor. Yörüngede seralar kurmayı planlayan şirket, burada tarımsal gıdaların DNA mutasyonu varyantlarını elde etmeyi ve yetiştirmeyi hedefliyor.
Nanoracks’in amacı, uzay koşullarında dahi hayatta kalan ve besleyici olmaya devam eden tohumlar üreterek dünyadaki beklemedik iklim koşulları altında da gıdanın sürdürülebilirliğini sağlamak.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
"Süper uygulamalar" geleceği, Facebook'un politik olmayan içerik düzenlemesi
18 Şub 2021

İLGİLİ OKUMALAR


