Gelelim bu online etkinliklerde kafamı meşgul eden meseleye. Zorunlu kapanmanın olduğu ilk zamanlar
Gelelim bu online etkinliklerde kafamı meşgul eden meseleye. Zorunlu kapanmanın olduğu ilk zamanlar kendimi canlı konser kayıtlarını izlerken bulmuştum ve hatta konserde telefonuyla sürekli çekim yaptığı için anı yaşamadığından dem vurduklarımın kayıtlarına kadar bile düşmüştüm.
Pek çok online platformun buna alan açmasından, görünür kılmasından, gelir modeli oluşturmasından mutluyum ama şunu soruyorum; Peki seyirci bunun bir yıkılmama modeli olduğunun farkında mı?
Geçtiğimiz ay canlı tiyatro yayınlarından iki oyun izledim bir oyunda sahnedeki çalışma sandalyesiyle benim sandalyem aynıydı tuhaf ama heyecanlandıran bir gerçekliğe sürükledi beni ertesi hafta izlediğim oyunda ise saksı bitkim sahnedekinin aynıydı. Bu oyunları tiyatronun içinde doğrudan seyirci koltuğundan izliyor olsaydım yanımda oturan kardeşimle aynı anda dönüp birbirimize bakar, bu tesadüfe aşırı sevinirdik. Ne diyeyim oyun bitimi duyduğum tek alkış sesinin kendi alkış sesim olmasına ve tiyatro, sinema, konser, sergi fark etmeksizin tüm bu mekanların İstanbul'a açılan kapılarından çıkıp eve doğru yol alma halini özledim. Siz de bu hislerle online etkinliklerde yer alıyorsanız #yetinmekyokamaüzülmekteyok uzun hastag'inin altında toplaşalım.
Haftaya görüşmek üzere.



