Akıl ve Mantık mı, İş Birliği ve Dayanışma mı?

Görsel: Girisimhaber

İnsan davranışlarını anlamak kolay iş değil. Bilim insanları uzun yıllardır buna çalışıyor. Stanford* Üniversitesi araştırmacılarınca yapılan bir dizi deney insanların gerçeği gösteren açık kanıtlar olmasına rağmen yanlış görüşlerine ısrarla tutunduklarını gösteriyor. Peki neden? Akıl ve mantık aksini gösterirken kendi görüşünden vazgeçmemenin sebebi ne?


Dr. Mercier ve Dr. Sperber mantığın evrimle gelişen bir özellik olduğunu söylüyorlar. İnsan Afrika savanalarında dört ayak üzerinde yaşıyorken nasıl iki ayağı üzerinde kalktıysa mantık da öyle gelişmiş bir insani özellik. Dolayısıyla mantığı da evrimleştiği koşullar içerisinde anlamaya çalışmak gerekiyor. Tüm canlıların temel amacının varlığını ve soyunu devam ettirmek olduğunu hatırlayalım. İnsanlar için hayatta kalmanın yolu gruplar halinde, iş birliği ve dayanışma ile yaşamak. Ama beraber yaşamak ve iş birliği de kolay değil: insan ilişkileri karmaşık, kurması ve sürdürmesi zor bir bilinmezlik ağı adeta. İşte mantık, grup halinde yaşarken karşılaşılan problemleri çözebilmek için gelişmiş.

Görsel: Matters.com

Bize sorsanız mantığın büyük ihtimalle soyut ve tanıdık olmayan bilgileri anlamlandırmak amacıyla geliştiği yönünde akıl yürütürdük, ama gerçek bu değil. İnsan dediğimiz canlıda mantık son derece basit ve yaşamsal bir nedenle, var olmaya devam etmek için gelişmiş. Vahşi hayvanlar, doğal olaylar rakip insan grupları ve diğer tüm tehlikeler karşısında hayatta kalmak için bir gruba dahil olmak ve grubun devamlılığı için de üyeler arasındaki sorunları çözmek gerekiyordu.

Dr. Mercier ve Dr. Sperber şöyle yazıyorlar: Mantık, insanların yaşadıkları küçük hipersosyal avcı-toplayıcı gruplara uyum sağlama yoluydu. Mantığın entelektüel bir kavramdan ziyade ilişkisel olduğunu söyleyebiliriz. Amaç grup içindeki tartışmaları kazanmak ve diğer üyelerin sizi harcamasını ya da riske atmasını önlemekti. İnsanın karşısındakinin argümanındaki zayıf ve tutarsız noktaları hemen fark ederken kendi savına kör olmasında şaşılacak bir şey yokmuş öyle değil mi? Araştırmacılarımız bunu “onay önyargısı” olarak adlandırıyorlar: insanın kendi inanış ve düşüncelerini destekleyen bilgiyi kabul ve aksi bilgiyi reddetmesi, görmezden gelmesi hali.

Amacınız hayatta kalmaksa akıl yürütmenin değil tartışmaları kazanmanın daha avantajlı olduğu çok açık öyle değil mi?

NEREDE YAYIMLANDI?

JurnalJurnal

BÜLTEN SAYISI

Mantığın Evrimi, Modern Röntgencilik ve Dahası

Ne Ver Ne Yok Hocam? 4. sayısıyla karşınızda

15 Nis 2021

Harvard Health

İLGİLİ OKUMALAR