İflah olmaz romantiklerin gizli hazinesi
Güney Kore dizileri çokça eleştirilen, pek de kimsenin sevmediği, bir türlü de vazgeçemediği yapımlar. “Popüler olan her şeye karşı durmam lazım” inancından belki de en çok çeken k-dramalar, aslında uzun süredir ekranda. Şimdilerde Netflix’in gözünü Asya pazarına dikmesini sağlayan bu yapımlar, ulusal sınırları Kore Dalgası ismi verilen bir akımla aşıyor.
Bu trend 90’ların sonunda etkinliğini artırmaya başlayıp, kısa sürede tüm Asya ülkelerini etkisi altına alıyor. Akım yalnızca dizileri kapsamıyor tabii. Müzik ve sinema endüstrisi, yemek sektörü hatta kozmetik ürünlerinin bölgesel kültüre yön verdiği o yıllarda Güney Kore starları da adından söz ettiriyor. Lee Min-ho, Hyun Bin, Ha Ji-won, Park Shin-hye ve Son Ye-Jin gibi isimlerin başını çektiği bu star listeye her gün bir yeni isim ekleniyor. Kuşkusuz ki, Boys Over Flowers Güney Kore dizi sektörü için bir dönüm noktası oluyor. Yakışıklı zengin erkek rollerinin öncüsü Lee Min-ho’nun uzun soluklu kariyerinin habercisi niteliğinde olan bu dizi, Türkiye’de Kore Dalgasının yayılmasını da sağlıyor. Zamanla Türk yapımcıların gözüne kestirdiği Güney Kore dizileri ilk yıllarda çok rahat, güvenli limanlarda süzülüyor. Romantik komedilerin ardı arkası kesilmiyor. Zengin ve başarılı erkek, kurtarılmak için bekleyen saf ve gururlu kız. Bir yerden gözüm ısırıyor bu hikayeyi. Bu feminist bir eleştiri değil, bu yüzden k-dramalarda kafamızı duvarlara vurmamıza neden olan kadın temsilinden bahsetmeyeceğim. Güney Kore dizileri gerçek hayattan bir kaçış, bir rahatlama, meditasyon seansı alıp altıncı dakikasında uyuyakalanlar için 1 saatlik ıssız bir ada. Güney Kore dizileri, kısa adı ile k-dramalar bir guilty pleasure’dan çok daha fazlası. Peki, k-dramalar neden bu kadar çok seviliyor sorusunun cevabına büyük bir merak içerisinde tüm benliğimizle dadanıyoruz. / Yazı: Janset Atacan
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
BÜLTEN SAYISI
''Nostalji ile 'guilty pleasure'lara gömüldüğümüz şu günler'' de diyebiliriz.
02 May 2021

İLGİLİ OKUMALAR
