Üretim ve dil ilişkisi

Esra Ece Kuleci


Mayıs 2020’de Sedef İlgiç’in kurduğu İstanbulberlin Hattı, ismindeki iki şehirden ilham alan bir karşılaşma alanı. Multidisipliner kültür sanat hayatına dair yazılı ve video söyleşilerini iki dille üretim yaparak sunan Sedef, üretim ve dil arasındaki ilişkiyi konuşmak için Üretim Dinamikleri kanalımızın bu sayıdaki konuğu oldu.

Şu an İstanbul’da yaşayan Sedef, kendini en üretken hissettiği saat diliminin sabahın erken saatleri olduğunu söylüyor. Daha önceleri aktif ofis hayatında üretimlerinin eşlikçisi genellikle house müzik olurken son zamanlarda sözsüz müzikler ve Aposto! Gündem'in sabah playlist'lerini kendisine eşlikçi kabul ediyor. Uzun bir konsantrasyon süresi olduğunu dile getiren Sedef, sabah başlayan üretim mesaisinin verimini öğle saatlerine kadar sürdürdüğünü belirtiyor.

Farklı bir üretim modelinin motivasyonu: İlk sorumuz iki dilde üretim yapmanın farklılığı üzerine oluyor. Bu farklı üretim modelinde Sedef’in motivasyonunun peşine düşüyoruz.

"İki dilde üretim yapıyor olmanın motivasyonu daha çok insana ulaşabiliyor olmak, benim pek çok farklı ülkeden üretimlerimi takip eden arkadaşlarım var, hepimizin konuştuğu ortak dil İngilizce, bu da daha çok insana ulaşabilmem için bir anahtar. Tabii İstanbul-Berlin arası bir üretim modelinde Almanca da olmalı diye düşünüyorum ama burada da yıllardır İngilizce üretim yapıyor olmam devreye giriyor. Profesyonel iş hayatımda bu dil en önemli dinamik."

Peki, üretim biçimi: İki dilde üretim yaptığı için çevirinin imkân sınırlarına dair konuşurken Sedef, karşılığını bulmakta zorlandığı kelimeleri parantez ve tırnak içinde kullanarak kelimenin ortaya çıktığı dildeki hâliyle yazıda yer vermeyi tercih ettiğini söylüyor. “Çevirisi imkânsız kitaplar benim en sevdiğim ve ilgimi en çok çeken kitaplar.” diyerek çeviri edebiyata dair tutkusunu da burada not düşüyor.

"Üretim biçimimi belirleyen ilk şey karşı tarafla görüşmeyi yapacağım dil oluyor. Hangi dilde görüşme yapıyorsak sonrasında ben diğer dile çeviren tarafta da oluyorum. İngilizceden Türkçeye çeviride hızlı ve emin ilerlemem mümkünken, taraf değiştirdiğimde zorlayıcı olabiliyor. Bunun sebebini de görev bilinci ile yaklaşmama bağlayabilirim. İngilizce ‘iş’ geçmişimden ötürü rahat hareket edebileceğim bir alan, Türkçe ise daha çok duygularımın saklı olduğu ana dilim. Bültende de kendi öznel fikirlerimin ve duygularımın yer aldığı bir üretim dili mevcut değil."

Bu üretim biçiminin onu besleyen yanı nedir sorusuna ise, "Besleyen yanı için ilk söyleyebileceğim bu yolda öğrenmeye ve beslenmeye devam ettiğim. Burada şunu da eklemek isterim; hem yerelliğin hem küreselliğin önemli olduğu bir ikilikteyiz, ben bu konuda ayrım yapamıyorum. Bu ikiliğe sınırlar çizmiyor oluşum beni besleyen bir olgu." cevabını veriyor.

Şehir, dil ve müzik: İngilizcenin İstanbul'da da Berlin'de de ana dil olmamasını konuşmaya başlıyoruz. Burada Sedef, bültene adını veren iki şehrin üretimlerinde temsil niyetiyle yer aldığını dile getiriyor. Bu şehirlerden başlayan yol ve karşılaşmalar aslında ülke geneline yayılıyor diye de ekliyor. Almanya’da yaşadığı yıllardan da bahseden Sedef, Berlin’i herkesin evinde hissettiği bir şehir olarak nitelendiriyor.

"Orada İngilizce ile de hayatınızı sürdürebilirsiniz. İstanbul da ise Türkçe bilmek burada yaşayabilmek için ilk eşiklerden biri."

Sedef, yakın zamanda müziği odağına olan yeni bir projeye başladığını dile getiriyor. Müziğin birleştirici gücüne inandığını, empati duygusunu müzikle kurmanın daha kolay olduğunu söylüyor: "Babil Kulesi’nde dillerin ayrılmasına tezat olarak müzik, tüm o dilleri birleştirici bir güç olarak hayatımızda var."

Aposto!'da üretmenin Sedef’i heyecanlandıran kısmına geldiğimizde şunları söylüyor: "Aposto!’da şu an olanlar kadar olabilecekler de beni çok heyecanlandırıyor. Okurlarla diyalog hâlinde olmak, gelecekte daha çok okurla diyaloğa girebileceğimi bilmek beni en heyecanlandıran şeylerden biri.”

Dilin sınırları üstüne düşünmeyi seven Sedef, özellikle bu konudaki yazıları ve yazarları da okumayı çok sevdiğini söylüyor ve Ludwig Wittgenstein’ın bir cümlesi ile sohbetimizi sonlandırıyor:

"Dilimin sınırları, dünyamın sınırlarıdır."

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto P.S.Aposto P.S.

BÜLTEN SAYISI

🙌 Community #10: Yeni normalde şehir ve toplum mimarisi

Aposto! topluluğunun tazeleri, Yuvarlak Masa sohbetleri, yayıncıların entelektüel üretim dinamiklerine dair içgörüler ve medyaya dair okuma önerilerimiz burada.

03 Eyl 2021

🙌 Community #10: Yeni normalde şehir ve toplum mimarisi

İLGİLİ OKUMALAR