

Okula dönüşte en büyük destekçiniz: Kunduz
Eğitim hayatında öğrencilerin en zorlandığı noktalardan biri soru sormak desek, yanılmış olmayız. Kimi zaman arkadaşlardan ya da öğretmenden çekinmek, kimi zaman özellikle geceleri soru sorabilecekleri bir eğitmen bulamamak, her ders için…
Daha fazlasını öğren →
Görsel: Eren Dağıstanlı- Ekoloji mücadelicisi (Artvin/Hopa, 2021)
Yıl 2010, 2011 dolayları yağmurlarıyla meşhur bir şehirde, Rize’de, yağmurlu bir güne başlıyorum. Klasik. Yağmur botu, yağmurluk, su geçirmez bir sırt çantasına sahibim hatta bu kadar şiddetli bir yağmurda test kitaplarım ıslanmasını istemediğimden tüm kitaplar bir poşet içine daha konulmuş vaziyette. Üniversite sınavına hazırlandığım yıllar, kardeşim de aynı dershanede lise giriş sınavına hazırlanıyor.
Diyorum ya klasik günlerden biri, yağmur yağarken biz gündelik dertlerimizle meşgul olmaya devam ediyoruz. Birden elektrikler gidiyor. Panik yapmıyoruz dersimize devam ediyoruz. Hava kararmak üzereyken, öğretmenlerimiz bizi eve gitmemiz konusunda yönlendiriyor. Bilenler bilir ama bilmeyenler için Rize’de iki tane cadde vardır biri çok eski diğeri ise dolgu sahasıyla caddeleşen bir cadde, eskisi yukarıda yenisi ise aşağıdadır; o gün ben ve kardeşim o eski caddeden yeni caddeye şaşkınlıkla bakarken bulduk kendimizi, arabalar yüzüyordu ve evimize nasıl gideceğimizi bilmiyorduk. Annemin beni aradığını ve ağladığını hatırlıyorum, tek bir telkini vardı; ” Ne olursa olsun suya girmeyin! Bulduğunuz en yüksek yerde bekleyin.” Haberi yoktu ama bu pek mümkün değildi. Zaten tüm bu olaylar on dakika içinde gelişmişti, en yakın arkadaşımla tam o saniyede karşılaşmış ve hızlıca bir plan yapmıştık; bir şekilde üst geçitten yolun karşısına geçeceğiz ve arkadaşımın amcası bizi oradan alacak. Arabalar çarptıkça titreyen bir üst geçitten korku dolu hislerle de olsak karşıya geçmeyi başardık! Gelemeyen elektrik ile tanımadığım bir mumun ışığında geceyi tanımadıklarımla güvenle geçirdim ve ertesi sabah suların çekilmesiyle evime kavuştum.
2012’de İstanbul’da yaşamaya başladım, burada da Rize’dekinin belki de yarısı bile sayılamayacak yağmurlarda şehrin neden bir kaosa döndüğünü anlamaya çalıştım.
Yazları Rize’ye döndükçe değişen şehre hatta köyüme endişeli gözlerle bakmaya devam ettim. Bir değişim vardı ama doğaya saygının da uyumun da çok uzağındaydı. İki ile birin yer değiştirdiği bu yıla gelene kadar geçirdiğimiz yıllarda değişen tek şeyin rakamların yeri olduğunu söylemek isterdim ama söyleyemiyorum. Değişmeyenleri yazmam gerektiğini ise yine bu iki rakam bana hatırlatıyor. Altyapı geliştirilmedi, dere yataklarına yapılan evlere imar yasağı gelmedi, ağaçları yok etmek isteyen şirketler fikrini değişmedi mesela.

Rize, Esra Ece Kuleci
2021 Temmuz: Pandemi dolayısıyla iki yılın ardından doğduğum şehre geliyorum; beni yağmurlu bir gece karşılıyor. Olduğum bölgede bir şey yok ama bu geceden iki gün sonra haberler hiç iyi değil, yine ailemden uzağım, onlar aynı şehrin başka bir yerindeler. Buluşmamız selin etkilerinden dolayı bir kaç günü buluyor. Şehir eski haline dönüyor, arabaya biniyor ve köyün yolunu tutuyoruz. Bu yolculuklarda konuştuğumuz şeyler yıllardır değişmiyor; hesler, altyapı sorunları ve derenin değiştirilen yatakları.
Hayatımın en sıcak yazını geçirdiğim bu Temmuz ayında 27 yıllık hayatımda ilk kez Rize’de bir gece vakti balkonda uyuyorum. O gecenin sabahında da balkon kahvaltımızda hayatımıza gür sesiyle şöyle bir cümle giriyor “İklim değişiyor, ne yapacağız!” Çevremdeki 50’liklerin ve 75’liklerin bu gerçekle yüzleşmelerine ben “nihayet!” tepkisini verirken, geç kalmışlık hissi içime işlemeye devam ediyor. Çayımı yudumluyorum ve değişen iklimle buradaki çay tarımının geleceği hakkında endişeleniyorum.
Endişelenmek ve hayatta kalmak: Bu yaz meteorolojiden alınan verilerle yağışlara dair uyarılar yapılmaya da başladı.
“Ani sel, su baskını, yıldırım ve heyelan gibi olumsuzluklara karşı tedbirli olmanız önemle rica olunur.”
Ekranlara bakakalmadan ve düşünmeden edemedim, “Halkın kendince alabileceği önlem neydi?” “Böyle bir şeyin ortasında kalınca insanlar ne yapacağını biliyor mu?” Ben deneyimimden ötürü yaşayarak öğrenmiştim. Peşi sıra trafik kazası, yangın gibi olayları da yaşamış biriyim. Tüm bunlardan öğrendiğim doğru kriz yönetimi ve afet bilinciyle hayatta kalmanın mümkün olduğu. Üzülerek bunu yazıyorum ki bu da yıllardır bilgi kirliliğiyle insanların kendini bilinçlendirmekte zorlandığı bir noktada.

Rize, Esra Ece Kuleci
İklim krizi mi? İklimin kendisi mi? : Bu soruyu aslında Karadenizden uzakta yaşayan insanların sorduğunu görebiliyorum. Büyümedikleri bir coğrafyada yağmurun kendisine dair konuşurken sınırlı bilgiyle hareket etmemek en önemlisi. Burada Çevreci Geek ‘in ”İklim Krizi Geleceğimiz Olabilir Ama Felaketler Kaderimiz Değil” isimli sayısından yapacağım bir alıntının bu durumu daha anlaşılır kılacağını düşünüyorum.
“Karadeniz’de sel oluşması aslında anormal bir olay değil, bölge bazı dönemlerde aşırı yağış olayları yaşayan bir iklime sahip. Bununla beraber şu an yaşadığımız iklim krizi, hem sel risklerini hem de selin şiddetini artıran ve ileride de artıracak bir yapıya sahip. Bilim insanları ve uzmanlar da bu iki konuya yönelik uyarılarını sürekli yapmakta.”
Benzer hataların yapılmasına yönelik ise Fırat Fıstık’ın haberini okuyabilirsiniz.
Günlerdir yazmak için dönüp durduğum bu yazıyı yağmurlu bir cumartesi akşamı Çukurcuma semalarında bitiriyorum. Evet yağmur sadece çiseliyor Eylül’e yakışır bir romantikle, bırakmak zor olsa da korkularımı iki saniyeliğine bırakıp kendimi bana eşlik eden müziğe bırakıyorum.
Esra Ece Kuleci’nin Aposto!’da yayımlanan Üretim Kaydı adlı bültenine kayıt olmak için buraya tıklayabilirsiniz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
YAZARLAR

Esra Ece Kuleci
Üreten insanların, süreçlerini kayıt altına almaya merak sarmış biri 👀

20'lik
20’lik, kafada oluşan saçma soruların, açılmayı bekleyen ve bazen suratımıza çarpılan kapıların, gündem ile üzerimize çökebilecek fenalığın paylaşıldığı bir bülten.
İLGİLİ OKUMALAR




