Öğrenim Krizi 2: Tarikat/Cemaat yurtları


Boğaziçi Üniversitesi’nden Kurumsal İlişkiler Sertifika Programı Mevzuat değişiklikleri, politik belirsizlikler, ticaret savaşları, iklim değişikliği ve toplumsal talepler gibi konular üst düzey yöneticilerin ve yönetim kurullarının gündeminde daha çok yer tutmaya başladıkça kurumların toplumla, kamu organlarıyla, sivil toplum örgütleriyle ve diğer paydaşlarla kurdukları ilişkilerin önemi artıyor. Paydaşlarla güçlü ilişkiler, ticari başarıları doğrudan etkiliyor. Kurumsal İlişkiler Enstitüsü ve Boğaziçi Üniversitesi Yaşamboyu Eğitim Merkezi iş birliğiyle hazırlanan Kurumsal İlişkiler Sertifika Programı , bu değişime dair farkındalığın bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. Nedir? Kurumsal ilişkiler başlığındaki temel kavramlardan ve kurumsal ilişkilerin şirketler açısından öneminden başlayacak olan sertifika programı, kurumsal ilişkiler profesyonellerinin sahip olması gereken özellikler ve çalışma alanları, stratejinin kurumsal ilişkiler için önemi, kurumsal sürdürülebilirlik, kurumsal iletişim ve itibar yönetimi, dijital dönüşüm, etik ve uyum, kişisel verilerin korunması gibi çok sayıda başlığı kapsıyor. Dr. Ceyhun Emre Doğru koordinatörlüğünde akademisyenler ve üst düzey yöneticiler tarafından verilecek eğitimler örnek vaka çalışmalarıyla da destekleniyor. Ne zaman, nasıl? Toplamda 72 saat sürecek sertifika programının, perşembe 18.30 - 21.30 ve cumartesi 10.00 - 14.00 saatleri arasında Zoom üzerinden gerçekleşmesi planlanıyor. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi mezunlarına hitap eden sertifika programını %80 devamlılık oranıyla tamamlayan ve proje sunumunda başarı sağlayan katılımcılar online olarak Boğaziçi Üniversitesi Yeterlik Sertifikası almaya hak kazanıyor. Boğaziçi Üniversitesi Yaşamboyu Eğitim Merkezi tarafından gerçekleştirilecek olan Kurumsal İlişkiler Sertifika Programı'na ilişkin ayrıntılı bilgi ve kayıt için bu bağlantıyı kullanabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Geçen hafta itibarıyla öğrencilerin ülkedeki ekonomik, sosyal ve politik sorunlar sebebiyle yaşadığı krizi detaylandırmaya başladık. İlk yazım #Barınamıyoruz hareketi ve öğrencilerin yurt ve konut problemiydi. Bu hafta bu problemin yola açtığı diğer bir sorun olan tarikat/cemaat yurt ve evleri problemini ele almak için iki kadın arkadaşımızla görüştüm.
Öğrenim krizini yalnızca maddi imkânlar üzerinden ele almak doğru olmaz. 3 yıl önce mezun olan biri olarak öğrencilik dönemimi çok iyi hatırlıyorum. Sosyal hayatım ve akademik hayatımdaki dalgalanmalarım psikolojik olarak nasıl bir noktada olduğuma bağlı olarak değişiyordu. Düşünün ki hiç istemediğiniz, en yakın arkadaşlarınıza bile söylemekten çekindiğiniz, ideolojik olarak karşı durduğunuz ve sizin bütün hayatınıza karışma yetkisi olduğunu düşünen bir kuruma ait yerde kalmak zorundasınız. “Görüşüne bu kadar tersse kalmasın” yorumlarının geleceğini tahmin etmek zor değil ama iyi bir üniversite kazanmış, evde kalsa ailesinin masraflarını yüklenemeyeceği, bir sene kaybetme lüksü olmayan ve tek imkânı ona fırsat tanıyan cemaat/tarikat konutlarında kalmak olan öğrenciler var. Bu gidişle de her geçen gün bu zorundalığa kapı açılacak.
Geçen haftaki yazımda kira artışlarını, özel yurt ücretlerini ve KYK yurt kapasitelerini detaylandırmıştım. Öğrenciler okumak ve yaşamak istiyor, devletin sağlayamadığı imkânları tarikat ve cemaatler sağladığı zaman hem sosyolojik olarak hem de politik olarak daha makro problemlerle karşılaşıyoruz.
“Hayatımdan kayıp 1 sene”
Görüştüğüm bir kadın öğrenci (K.Ö.1) Kahramanmaraş’tan Ankara’ya olan yolculuğunu anlatıyor. Büyük bir hevesle geldiği üniversitesinde yurt çıkmamış, okulu başladığında KYK yurdunun yedekler listesindeymiş farklı şehirden geldiği için ev paylaşacağı arkadaşı yok ve tek başına eve çıkacak maddi imkânı da bulunmuyormuş. Kahramanmaraş’a gittiği noktada çalışması ve para kazanması gerekiyor, bu da onun okuma hayallerine ara vermesi hatta belki de sonlandırması anlamına geliyor. Bu sebeple son çare Kahramanmaraş’taki tanıdıklar vasıtasıyla hiç istemese de cemaat konutunda kalıyor.
“Ders çalışmam gereken zamanlarda onların etkinliklerine katılmamı istiyorlardı. Sosyal hayatıma karışıyorlardı, ibadet etmem için zorluyorlardı, sohbetlere katılmam için baskı yapıyorlardı. Onların istedikleri gibi biri olmamam beni nefret objesi hâline getirdi. Sürekli dışlanıyordum. Hatta bu beslenme rutinimi bile etkiledi. Yemeklere beni çağırmıyorlardı.” -K.Ö.1.
Kendisinin ve çevresinin seküler olduğunu söyleyen K.Ö.1. “Onların ibadetlerini yerine getirmesi veya benimle yemek yerken bunlardan bahsetmelerine sonsuz saygım olmasına rağmen onlardan hiçbir saygı göremiyordum.” diyerek oradayken istenmeyen bir bireyken oradan ayrılınca aylarca tekrar dönmesi için çabaladıklarını belirtti. Bu tür kurumlarda bir kere iletişim kurulunca kopmak çok zor.
K.Ö.1 şu an cemaatin konutu ve oradaki insanlarla ilişiğini kesmiş durumda ancak o seneyi kendi hayatından silinmiş bir sene olarak tanımlıyor. Psikiyatrla görüşmelerinde sürekli olarak "hatırlamadığı ve yok olan bir sene" olarak adlandırdığını özellikle belirtti.
Ona ait olmayan bir hayat
Diğer kadın öğrenci arkadaşımız (K.Ö.2) ise Kayseri’den İstanbul’a geliyor. Muhafazakâr ve maddi durumu iyi olmayan bir ailesi olduğunu belirten K.Ö.2, KYK yurdu çıkmayınca ailesinin özel yurt ihtimalini hiç düşünmediğini düşünse de zaten maddi imkânlarının yetmediğini ancak İstanbul’da üniversite kazanınca hemen tarikat yurdunda görevli kişilerin ailesini ziyaret ettiğini ve onları ikna ederek kendisine sorulmadan yurda yerleştirildiğini söyledi.
“KYK yurdu çıksaydı izin verirler miydi?” diye sorduğumda ise “Ailem için ya devlet ya da dinî otoritesi olan bir kurum beni koruyabilirdi. Devlet yurdu olmayınca tek çare kaldı.” dedi. K.Ö.2 başörtülü bir kadın, ancak zorla, inanmadan takıyor. Yurttaki öğrencilerden daha farklı düşüncelere sahip olduğu için ise sürekli olarak dışlanıp daha fazla dinî eğitime maruz bırakılıyor. Maddi imkânı yeterli olmadığı için kendine bir hayat kuramıyor ve inandığı gibi yaşayamıyor. Başörtüsünü çıkardığında hem aile hem de yurt tarafından imkânların kesileceğini düşündüğü için istemediği bir bedende hayatını sürdürüyor. Bu ikilemin derslerini, sosyal hayatını ve psikolojisini ciddi şekilde etkilediğini belirten K.Ö.2., hayatı boyunca hep başarılı bir öğrenci olduğunu ancak çevrim içi eğitim sürecini ailesinin yanında baskı altında, fiziki eğitim sürecini ise hiç bulunmak istemediği bir yurtta geçirmenin onu başarısızlığa sürüklediğini belirtti. Maddi imkânsızlıklar sebebiyle istemediği yurtta kalması bir yana, çevrim içi eğitim, ev içi iş dağılımı, ev içi psikolojik şiddet sebebiyle K.Ö.2 birçok alanda öğrenim kriziyle karşı karşıya.
İzin verilmemeli
Tarikat ve cemaatler, üniversiteler ve devletin dolduramadığı boşlukları doldurmak için alan kovalıyor. Kimi zaman eğitim kimi zaman aş kimi zaman iş ve bugün de ele aldığımız gibi konut ihtiyacı. Elbette bu tür kurumlarda isteyerek ve mutlu olarak kalan ve destek olan bireyler var, bu yazı o tarafı hedef almıyor. Meselemiz barınma krizinin öğrencileri istemediği hayatları yaşamak, psikolojik hatta bazen fiziksel şiddete maruz kalarak en önemli dönemlerini “atlatmak” zorunda bırakması. Kamu kurumlarının bu ihtiyaçlara çare bulamaması tarikat ve cemaatlerin kendilerini devletleştirmesi çabası gibi büyük sonuçları doğurabiliyor. İnsan kaynağı edinmenin en temel yollarından biri onlara yaşam101 kitlerini sunabilmek, bu vefayı oluşturarak 16-25 yaş arasında gençleri, çoğu zaman öğrenciler fark etmeden, kendi ideolojilerine çeken tarikat/cemaatler bu ülkenin geleceğini çalıyor. Tarikat ve cemaatlerin devletleşme çabasının ülkeyi ne hâle getirdiğini çok yakın zamanda korkunç şekilde deneyimledik, yenilerinin yaratılmasına izin verilmemeli.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Geçtiğimiz hafta Barınamıyoruz Hareketi'ni anlatarak başladığımız Öğrenim Krizi serisinde bu hafta tarikat ve cemaat yurtlarında yaşananları orada kalan insanlarla konuşarak anlatıyoruz.
05 Eki 2021

YAZARLAR

Nesibe Kırış
@kocuniversity law&sociology '19 | human rights lawyer | fellow @ussalconsultancy | political consultant | author @aposto @metapolitik_| editor @B_Noktasi

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Demokrasi krizleri ilk bakışta afetlerle ilgisiz görünebilir. Oysa afet yönetimi literatürü tam tersini söylüyor. Türkiye'de de mutlak butlan kararıyla birlikte, belediye başkanlarının tutuklanmasıyla derinleşen siyasi gerilim sürecine bir kurumsal belirsizlik daha eklendi. Türkiye’nin deprem gerçeği ise durduğu yerde duruyor.
23 Tem 2026

CHP Genel Başkanlığı'ndan uzaklaştırılan Özgür Özel'in 83 milletvekilinin katıldığı son grup toplantısında yeni parti hazırlıklarını duyurmasının ardından partide art arda istifalar yaşandı. CHP'den istifa eden üyeler, neden istifa ettiklerini ve bundan sonra nasıl bir yol izleyeceklerini Aposto'ya anlattı.

Westminster siyasetinin geleneksel işleyişine karşı halk arasında biriken öfke, kendini Londra merkezli sistemin dışından geliyormuş gibi konumlandıran eski Manchester Belediye Başkanı, yeni Başbakan Andy Burnham için ilk aşamada bir avantaj sağlıyor şüphesiz. Ancak şimdilik adeta “İngiliz siyasetini kurtaracak bir halk kahramanı olarak selamlanan ve yüceltilen” karizmatik lider Andy Burnham için en büyük sınav, göreve geldikten sonra rüzgar tersten estiğinde ülkesi için anlattığı hikayeye tutunup tutunamayacağı olacak.

Türkiye ile KKTC arasında imzalanan mutabakat zaptıyla iki ülkeyi denizin altından bağlayacak doğalgaz boru hattı için çalışmalar resmen başladı. Doğu Akdeniz gaz havzası sadece Kıbrıs (Rum ve Türk kesimi olması bağlamından bağımsız) için değil, Mısır ve İsrail’de dahil olmak üzere son dönemde öne çıkan, doğalgaz rezervleri açısından da oldukça önemli bir havza. Peki bu adımın getirileri ne olabilir?

Ahbap Derneği soruşturması, Türkiye'de milyonlarca kişinin bağış yaptığı dernek ile vakıflara ilişkin güven ve şeffaflık tartışmalarını gündeme getirdi. Peki bir derneğe bağış yapmadan önce nelere dikkat edilmeli? Bir derneğin güvenilir olduğu nasıl anlaşılır?




