Türkiye GP

Play Spor ekibi ile özel bir röportaj gerçekleştirdik.

Sizin için Türkiye GP'lerine damga vurmuş en büyük olay nedir? Neden?

Berk Sarıoğlu: Benim için en akılda kalıcı olay 2010'daki “Red Bull'dan ateş fışkırıyor diye de ünlenen Vettel ile Webber'in yaptığı kazadır. Nedeni belli, bu olayı Okay Karacan ile canlı yaşamıştık.

Korhan Şavran: Türkiye Grand Prix’lerine damga vurmuş en önemli olay hiç kuşku yok ki 2010 yılında iki Red Bull sürücüsü Webber ile Vettel’in arka düzlükte liderlik mücadelesi yaparken birbirlerine temas etmesiydi. Dünya spor basınını uzun yıllar meşgul etmesinin yanında bu olayın etkileri sezon sonuna kadar sürecekti. Çünkü bu olay Webber’in ciddi bir puan farkı ile takım arkadaşının önünde şampiyona liderliğine yükselmesini sağlıyor, sezonun final yarışına dört farklı sürücü ile gidilmesinin önünü açıyor, sezonun gidişatını da tamamen etkileyip 2010 senesinin en önemli yarış hadisesi olmasını sağlıyordu.

Vettel- Webber kazasıGörsel: motor1.com

Okay Karacan: Vettel - Webber'in kazası. Benim de anlatarak bir parça tarihe geçtiğimiz. Türkiye GP'si cümlesini birisi kullandığı zaman F1 camiasında akla hemen o gelir. Geçen seneki yarış Lewis Hamilton'ın böylesine büyük bir kaostan çıkıp 7. dünya şampiyonluğunu Türkiye'de elde etmesini de söyleyebilirim.

Elif Bekfelavi: Belki çok klişe olacak ama Vettel - Webber kazasıydı. Çünkü gözümün önünde oldu ve benim İstanbul Park’ta izlediğim ilk yarış olduğu için benim için "F1 gerçekten bu" dediğim bir andı. Hatta insan kazaya sevinir mi tabii ki sevinmez ama F1’de kaza olmaz bir parça o anı kemiklerimde, kanımda hissettiğim bir andı.

Formula 1'de yeni jenerasyon sürücülerin performanslarını nasıl değerlendiriyorsunuz, gelecekte ön plana çıkacağını düşündüğünüz sürücüler kimler?

Berk Sarıoğlu: Yeni jenerasyon korkunç şekilde iyi geldi. Çok hızlılar ve kolay adapte oluyorlar. Yakın gelecekte Verstappen başta olmak üzere Norris, Russell ve Leclerc dörtlüsünü keyifli bir şekilde izleyeceğiz. Bunlara ara sıra her ne kadar bir önceki jenerasyondan olsa da Ricciardo da dahil olacak. Ayrıca Gasly de adından epeyce söz ettirecek.

Korhan Şavran: F1 son on yılda bir süper yıldız çıkarmak konusunda oldukça zayıf kaldı. Bunun onlarca farklı sebebi var elbette. Yarış tecrübesi yetersiz, sponsor desteği ile yarışan sürücülerin takımlar tarafından çokça tercih edilmesi, iki dominant takımın başarısı ile diğer takımlar arasında açılan makasın büyüklüğü, mali krizle boğuşan orta sıra takımlar, tarihe damgasını vurmuş takımların istikrarsızlığı ve sürekli değişen kurallar gibi ana faktörler birçok potansiyel vadeden pilotun kariyerini yok etti. Sonuçta gridde yer alan dünya şampiyonlarını saymazsak tek yıldız Max Verstappen gibi duruyor. F1 acilen farklı birkaç dünya şampiyonu çıkartmak zorunda. Bunun da yolu rekabeti arttırmaktan geçer. Rekabet edebilen takımlar olursa -ki 2022 köklü kural değişikliklerinin sebebi bu- yeni jenerasyonda Max Verstappen, Lando Norris, Charles Leclerc, George Russell ve Carlos Sainz’ın yanına yenilerini ekleyebiliriz.

Lando NorrisGörsel: Autosport

Okay Karacan: Yeni jenerasyon çok yetenekli. İyi ve güvenli otomobillerle güvenli pistlerde yarışıyorlar. Hepsi hayranlık derecesinde iş yapıyor, geçmişte bir veya iki pilotu "çok iyi bu pilot" diye işaret ederdiniz. Şimdi en iyi otomobillere hangisini koyarsanız iyi sonuç alabileceğinizi biliyorsunuz zaten yarışmayanlar arasında da şahane pilotlar var. Gelecekte Russell'ın öne çıkacağına eminim, çok yetenekli olduğunu düşünüyorum. Mick Schumacher'in gelecekte adını babası gibi çok duyacağımız, Leclerc'in bir dünya şampiyonluğu alacağı kanaatindeyim. Norris'ten çok umutluyum, Sainz'ın yeteneklerine ve sakin sürüş tarzına hayranım. Gasly göz ardı etmiyorum ama sanıyorum yakın zamanda Russel'ın yükselişine tanıklık edeceğiz.

Elif Bekfelavi: Gelecekte ön plana çıkacak sürücülerden birisi kesinlikle Lando Norris. Ama çok hızlı bir şekilde bu spora geldikleri için, alt serilerde çok daha küçük yaşlarda başlıyorlar ama Formula 1 gibi bir seride yarışmak için çaylaklığı atmanız gerekiyor. Formula 1 yaşı oldukça düştü. Her gelen pilot bunu söylüyor. Geçtiğimiz günlerde Lando’nun lastiğini (pit stop) değiştirmemesiyle ilgili; onlara yarış esnasında nasıl tepki vermeleri gerektiğini öğretecek en büyük anlardan biriydi. Böyle böyle pişiyorlar. Yarış esnasında başınıza her şey gelebilir. Almanya özelinde Mick Schumacher diyebilirim. Schumacher’e çok fazla güveniyor Almanya ve basını.

Görsel: formula1.com

Türkiye yarış takvimde kalıcı hale gelir mi? Yarış haftasında gerçekleştirdiğiniz bir ritüel var mı?

Berk Sarıoğlu: Türkiye GP bence kalıcı olmaz çünkü yeni birçok ülke takvime girdi ve girmeye devam ediyor. Son olarak Katar geçen hafta dahil edildi ki bu ülkelerin bir kısmı da konum olarak Türkiye’ye yakın. Bu yüzden işimiz giderek zorlaşıyor. Belli bir ritüelim yok, zaten yayın yaptığımız için önüme çıkan her şeyi okuyup izlemeye çalışıyorum.

Korhan Şavran: Açık konuşmak gerekirse 2020 yılı öncesinde Türkiye’nin F1 takvimine girmesi için çok fazla umut yoktu. F1 yönetimi Liberty Media’nın sezonu 25 yarışa çekme çabaları doğrultusunda takvimde finansal problem yaşayan pistlerin yerine, olası bir durumda hali hazırda yarış yapabilecek durumdaki pistleri kolaçan eden Chase Carey’in ülkemizi ziyareti dışında olumlu bir gelişme olmamıştı. Ta ki pandemi patlak verip tüm dünya düzenini darmadağın edene kadar...

Bu süreçte fırsat çok iyi değerlendirilerek uzun bir aradan sonra takvime tekrardan dahil olduk. Pandemi koşulları bizim için bir avantajdı. Bu avantajı tekrardan lehimize çevirmek için bir fırsat var. Türkiye, 2022 takviminde gerçekten var olmak istiyorsa bunu çok istediğini devlet düzeyinde hemen göstermek zorunda. Aksi durumda bir 9 yıl daha beklemek durumunda kalabiliriz. 1994’te Ayrton Senna’yı kaybettiğimiz yarıştan sonra ne olursa olsun hiçbir yarışın 7. turunu izlemiyordum. Sao Paulo’da mezarını ziyaret ettikten sonra bu ritüeli yapmayı bıraktım.

Ayrton SennaGörsel: Getty Images

Okay Karacan: Pistin promotörü olan Vural Ak bu konuda ciddi çalışıyor ve mesai harcıyor. Türkiye'de taraftar ilgisi de var, artık bir F1 medyası oluştu, dijital ağırlıklı olmak üzere. Spor gittikçe ilgi alanını genişletiyor her cinsten insan artık F1 takip ediyor. Türkiye'deki futbol ortamındaki kaostan artık sıkıldıkları için F1'de bir nefes alıyorlar. İstanbul'un avantajı çok fazla bunu çok iyi değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Ben 10 yıllık takvime gireceğimizle ilgili haberlerin gerçeği yansıttığını ve kısa zaman içerisinde gireceğimizi düşünüyorum. Yarışı yalnız izlemeyi seviyorum, genellikle grup halinde izlediğimiz için dikkatim çabuk dağılıyor. En büyük hayalim yapayalnız izlemek yarışı. Birisinin kazanmasını istediğin zaman onunla ilgili tweet atmamaya gayret ediyorum, ters tepmesin diye.

Elif Bekfelavi: 2011 yılında biz TRT için iş yaparken ilk önce Türkiye GP’nin bizden alındığını ilk öğrenen insan benim ama buna inanmak istememiştim. Macaristan GP’si idi bunu öğrendiğim yer enteresan bir yüzleşmeydi. Dijital anlamdaki kanallar bu kadar güçlü değildi. Bir daha geleceğini düşünmüyordum. Lisansımız geçen sene bitmişti, pandemi yaşamıyor olsaydık o lisans çıkmayabilirdi ya da daha uzun sürebilirdi prosedürü tam olarak bilmiyorum ama bu pandemi bizim hayatımızda neleri nasıl değiştirebileceğimizi de gösterdi. Bir İstanbul yarışının olması ve buna katkı sunan herkese teşekkür ediyorum. Geçen hafta işin içine Katar girdi ve Ortadoğu bu işe çok kafa yoruyor onlardan bize sıra gelir mi emin değilim. Çok istesem de bu ekonomik koşullarda bunun olma ihtimalini devlet desteksiz sağlanamayacağını düşünüyorum. Türkiye böyle bir organizasyona ev sahipliği yapmayı tercih ederse çok sevinirim. Ritüelim; o hafta nerede koşuluyorsa yarış, geçmiş yarışlarda neler olmuştu diye bir bakarım.

Yerinde izlediğiniz ve unutamadığınız yarış hangisi?

Berk Sarıoğlu: Yerinde izlediğim 2016 Singapur Grand Prix’si çok keyifliydi. Gerek iklim, gerekse pist ve atmosfer olarak Singapur, yerinde izlenmesi gereken yarışlardan biri. Gece yarısını yerinde deneyimlemek çok farklıydı. Singapur’un ülke olarak F1’e nasıl hazırlandığını ve ne gibi pazarlama çalışmaları yaptığını görmek de ayrıca etkileyiciydi.

Korhan Şavran: 21 Ağustos 2005 tarihini ve ilk Türkiye Grand Prix’sini hiçbir şeyin önüne koyamam. O an gerçek bir zaman dilimine ait değildi. Her şey bir anda olup bitti. O güne ait aklımda kalan tek şey beş kırmızı söndüğünde hissettiğim tarifi olmayan duyguydu.

Okay Karacan: Belçika GP, Schumacher tur bindirirken Hakkinen'in Schumacher'a yaptığı manevrayı hiç unutmam. İstanbul GP'sinde bir spiker anlatımı olarak değil, o an gerçekten hayret ederek anlattığım Webber- Vettel yarışını asla unutamam.

Elif Bekfelavi: Kanada 2011. Yayıncılık anlamında da ilk kez o kadar uzun bir yayın tecrübem olmuştu.

NEREDE YAYIMLANDI?

Punto Punto

BÜLTEN SAYISI

🏁 F1 kimin için?: Türkiye GP

F1 kimin için?, Play Spor ekibi ile F1 Röportajı.

08 Eki 2021

Beymen Club ile birlikte
formula1.com

İLGİLİ OKUMALAR