Eko-anksiyeteye yakın bakış

Hacer Sert


Aposto! Community’nin podcast serisi Yuvarlak Masa’nın yeni bölümünde iklim aktivizmi hikayelerinin ortak noktasını oluşturan eko-anksiyetenin tanımını, hayatlarımızdaki yerini, kuşaklar arasındaki farklılıklarını ve eko-anksiyetimizi azaltarak bilinçli bir tüketici olma yolundaki adımları ve zorlukları konuşmak üzere Esmiyor Podcast’in yaratıcıları Derin Altan ve Utku Güven, Yuvam Dünya Derneği’nden Ebru Biter ile bir araya geldik.

Eko-anksiyete Amerikan Psikoloji Birliği (American Psychological Association) tarafından, “iklim değişikliği etkilerinin geri döndürülemez olmasının gözlemlenmesinden kaynaklanan kronik çevre felaketi korkusu ve sonraki nesillerin geleceğinden buna bağlı duyulan endişe” olarak tanımlanıyor. Ağustos ayı yangınlarında umutsuzca sosyal medyayı sürekli aşağı kaydırmak (doomscrolling) gibi duygusal veya varoluşsal dürtülerimizin de beslediği eko-anksiyete et yemek, kıyafet alışverişi, uçağa binmek gibi temel yaşam pratiklerimizi, iklim krizine katkısını düşünmekten kaynaklanan suçluluk duygusuyla daha da büyüyor. Derin’e eko-anksiyetenin iklim aktivistliği yolculuğundaki yerini sorduğumuzda, şu cevabı aldık:

“İklim gibi bir konu olduğunda anksiyete oluyor, cunku hazırlık yapamıyorsun. Sen ona hazırlık yapsan da, dünyada yaklaşık 8 milyara ulaşaan insan nüfusunun bu konuda hazırlık yapması gerekiyor ve o da olurdu belki.. Ama bu sürecin içerisinde olağanüstü bir iklim adaletsizliği de var”

Utku da, eko-anksiyete ve iklim adaleti kavramlarının ilişkine dair şu yorumda bulundu:

“Belli sınıflarda, belli ülkelerde eko-kaygıyı herkes yaşıyor ama bu kaygının kaynağı olan iklim krizinden en fazla etkilenecekler belki de o kaygıyı en fazla duyanlar olmayacak, yani daha fazla kaygı duyup duymamasına göre etkisi değişmeyecek. Gelir seviyesine, etnik kökenine, cinsiyetine göre değişecek. İşte bu iklim adaletinin sağlanması, zaten iklim hareketinin en önemli mesajlarından biri..”

İklim adaletinin sağlanması için temel ilkelerden biri de şirketlerin ve ülkelerin iklim krizini ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluk ilkelerine uygun bir şekilde ele alması olarak görüyoruz. Şirketlerin iklim krizinde etkisini azaltmak için üstüne düşen sorumluluğu yerine getirmek için gereken gerçek çabası, eko-anksiyeteden faydalanmaya çalışan greenwashing yeşile boyama tekniğine dönüştü.

“Değişim insanın kendisinde başlar” mottosunu benimseyen bireyler olarak şirketlerin karşısında nasıl bilinçli tüketici olabileceğimizi ve eko-anksiyeteyle nasıl başa çıkabileceğimizi de konuştuğumuz keyifli sohbetimize hepinizi bekleriz.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto P.S.Aposto P.S.

BÜLTEN SAYISI

🙌 Community #13: Eko-anksiyeteye yakın bakış

Aposto! topluluğunun tazeleri, Yuvarlak Masa sohbetleri, yayıncıların entelektüel üretim dinamiklerine dair içgörüler ve medyaya dair okuma önerilerimiz burada.

15 Eki 2021

🙌 Community #13: Eko-anksiyeteye yakın bakış

İLGİLİ OKUMALAR