Merhaba İren!

Sevgili İstanbul okuru, bugün seni Aposto! ekibinden İren’le tanıştırmak isteriz. Kendisi eski Erenköylü, yeni Kurtuluşlu. İren’le Kurtuluş’ta ana caddede veya seyahatlerinden birinde check-in sırası beklerken karşılaşmış olabilirsin. Ne malum, belki de sırada beklerken futbol üzerine kısa bir hoşbeş etmişsinizdir. Aslında İren’in kaleminden çıkmış ekonomiyi ince eleyip sık dokuyan yazıları pek çok kez Aposto!’da okudun ama ne diyelim, tanışmanız bugüne kısmetmiş.


İren Can Kuyucu


1- Aposto! ekibi olarak elbette hepimiz seyahat etmeye bayılıyoruz. Şehirden ara ara kaçarak İstanbul’la olan çalkantılı ilişkimizi yürütüyoruz. Biraz uzaklaşma vakti deyip bir yerlere doğru yola çıktığında İstanbul’a dair en özlediğin şey ne oluyor?

İstanbul’un kalabalığı ve telaşı çoğu zaman günlük yaşam kalitesini aşağı çekiyor; ancak bir süre uzaklaştıktan sonra şehrin kaosunu özlemiyorum desem yalan olur. Sanırım hayat boyu bu tempoya alışınca kaos, insanın kimliğinin de bir parçası hâline geliyor.

Zaman zaman İstanbul’dan uzaklaşıp farklı bir frekansa geçmek zihinsel açıdan oldukça dinlendirici olsa da şehrin daimi hareketliliği her zaman beni tekrar kendine çekiyor. Enteresan bir şekilde bunun pek de konforlu olmayan bir konfor alanı olduğunu söyleyebilirim.

Öte yandan daha somut bir yerden yaklaşmak gerekirse, vapur yolculukları da İstanbul’dan uzun süre ayrı kaldığımda özlediğim şeylerin başında geliyor. Bahar ve yaz aylarında 20-25 dakikalığına da olsa deniz üstünde olmak gün içinde tazeleyici bir mola oluyor.

2- Yeni bir Kurtuluşlu olduğundan az önce bahsettik, yeni semtinle ilişkin nasıl gidiyor? Bizlere Kurtuluş’tan önerebileceğin neler var?

Kurtuluş oldukça enteresan bir semt. Pek çok açıdan İstanbul’un karakterini yansıttığını düşünüyorum; eski ve yeninin bir araya geldiği, kültürel çeşitliliğin yüksek olduğu, bambaşka insanların bambaşka hayatları bir duvar mesafesinde yaşadığı bir yer. İlişkimiz de hayli iyi gidiyor; 26 yıl içinde bu yıla kadar Kurtuluş’a hiç yolum düşmemiş olsa da çok kısa sürede alıştım diyebilirim.

Önerilere gelirsek, öncelikle semtin tam ortasında sayılabilecek Ran’ın mutfağını deneyebilirsiniz. Az, öz ve oldukça lezzetli bir menüsü var; ayrıca çok tatlı bir aile işletiyor. İkinci olarak Ran’ın biraz aşağısında açılan Kava’nın kokteyllerini önerebilirim. Hiç Kurtuluş’a ait gibi görünmese de semtin değişen çehresinin bir parçası burası. Son olarak da belki yaygın biliniyor; ancak pazar günleri kurulan Feriköy Antika Pazarı'nda mutlaka 3-4 saat geçirmenizi tavsiye ederim.

3- İstanbul’da bir oyunun içerisinde yaşadığını hayal et; bir gün, bir anda senin dışındaki tüm oyuncular kayboldu, artık teksin. İlk nereyi ziyaret ederdin? Şu an erişimin olmayan bir yer olduğunu tahmin ediyoruz ama bu tabii ki sadece bir tahmin.

Aslında bu sorudaki senaryoya çok yakın bir durumu bu yılın başlarında deneyimledim. Şubat sonu, mart başı olsa gerek, sokağa çıkma yasaklarının olduğu dönemde ofisten sabaha karşı çıktığım bir gün yürürken yolum İstiklâl’e çıktı. Hayatımda ilk, muhtemelen de son kez o gün İstiklâl’i tam anlamıyla bomboş gördüm. Caddeyi alaca karanlıkta, etrafta kimse olmadan sonundan başına kadar yürümek, sık sık durup binaları inceleme fırsatı bulmak büyüleyici bir deneyimdi - daha önce hiç görmediğim birçok detayı o yürüyüşümde keşfettim.

Bunun, normalde bulunmaktan pek hazzetmediğim İstiklâl’e olan bakış açımı da dönüştürdüğünü söyleyebilirim. Umarım ileride yine sokağa çıkmanın yasaklandığı günleri görmeyiz; ancak şehrin birçok noktasını daha bu perspektiften görebilmeyi isterdim, zira insanları denklemden çıkardığımızda geriye kalanların bize kendileriyle ilgili yepyeni şeyler anlattığını öğrendim.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto İstanbulAposto İstanbul

BÜLTEN SAYISI

🍽️ MIX geri döndü, Gastronomi Konferansı'nda görüşürüz

Ekim ayının son pazar sabahından herkese merhaba. Bu hafta şehrin ajandasında; kreatif ruhumuza dokunacak Tomtom Design Week, hemen gidip görmek istediğimiz Kadın Bakışı ve Mekânı Başkalaştırmak sergileri var.

31 Eki 2021

Deniz Sabuncu

İLGİLİ OKUMALAR