Polisiye kültür bülteni 221B, hayatın her alanındaki gizem, suç ve ceza kavramlarını içeren eserleri gastronomi, müzik gibi farklı bağlamlarla irdeliyor.
Dedektifler ne yer, ne içer?
Sherlock Holmes
Fransız avukat ve gastronomi uzmanı Jean Anthelme Brillat-Savarin şöyle söyler: “Bana ne yediğini söyle, sana ne olduğunu söyleyeyim.” Brillat-Savarin aslında yiyip içtiklerimizin fiziksel ve zihinsel sağlığımız üzerindeki etkilerini vurgulamaya çalışır. Tabii şunu da unutmamak gerekir ki yeme içme, kültürün bir parçasıdır, dolayısıyla bir noktaya kadar ekonomik durumumuzun ve zevklerimizin de bir göstergesidir. Sherlock Holmes’ü tanımak ya da tanımlamak için sadece yiyip içtiklerini incelemek yetmez elbette ancak her hareketini mantık çerçevesinde oluşturan büyük dedektifin günlük yaşamı hakkında değerli ipuçları sağlayabilir.
Kişiliği, davranışları ve alışkanlıkları psikoloji bilimi için ilginç bir araştırma alanı haline gelen Holmes’ü daha iyi anlayabilmek adına belki de bir ayırım üzerinden ilerlemek gerekir: Birincisi, ilgisini çekecek bir vaka bekleyen Holmes. Bu durumda her anlamda karamsar bir havaya bürünür. Çünkü ona çözmesi gereken, mümkünse en karmaşık problem lazımdır. İkincisi, aklında bir vaka olan Holmes, ki bu durumda kendisi canlı, enerjik ve tamamen olaya konsantredir. Holmes’ün görülmeyeni görme ve bilinmeyeni anlama sihri de işte böyle zamanlarda işler ve bir vakayla meşgul olduğunda ortaya çıkan insanüstü özelliklerine bir de günlerce hiçbir şey yemeden hayatına devam edebilmesi eklenir. “Arkadaşım bu sabah kahvaltı yapmadı. Böyle yoğun zamanlarda kendisini yemekten yoksun bırakması onun en garip huylarından biriydi,” der Watson. Arkadaşının sağlığından duyduğu endişeyi dile getirmesi üzerine her daim mantıkçı Holmes’ün cevabı şudur: “Şu an için enerjimi ve sinirsel güçlerimi sindirim için harcayamam.”

Holmes’ün “iştahının açık olması” başarısının göstergesidir. Ağzı kızarmış ekmekle dolu, haylazlıktan parlayan gözleriyle yöntemleri karşısında afallayan Watson’ı izler. Özellikle kahvaltıdan zevk alır Holmes. Zaten Viktorya dönemi de sağlıklı ve doyurucu kahvaltı öğünüyle meşhurdur. Jambon, domuz pastırması, yumurta, kızarmış ekmek, kahve ya da çay.
Holmes’ün keyifli bir akşam yemeği için uygun bir arkadaş olmadığı zannedilmesin. Karmaşık dehasını tatmin eden bir çözüme ulaşmışsa istiridye ve orman tavuğu eşliğinde saatlerce ortaçağ piyeslerinden, şiirlerden, Stradivarius kemanlardan, Budizmden ve geleceğin savaş gemilerinden bahseder. Genellikle av kuşlarını sever, keklik yer ve hatta bir keresinde gizemli bir şekilde eline ulaşan kazı ziyan etmektense yemeyi tercih eder. Nitelikli bir sofranın nelerden oluşması gerektiğini çok iyi bilir. Özel bir misafiri için çulluk, sülün ve kaz ciğeri ezmeli turta hazırlatır, tabii örümcek ağlarıyla kaplı birkaç şişe şarap eşliğinde.
Holmes zevkli bir alkol tüketicisidir, Bordo şarabı eşliğinde Paganini’den bahseder, Watson’la başarılarını kutlar, bir şişe Burgonya şarabına asla hayır demez ancak hiçbir zaman aşırıya kaçmaz. “Yunan Tercüman” hikâyesinde büyükannesinin Fransız ressam Vernet’in kız kardeşi olduğunu söyler. Belki de damarlarında dolaşan Fransız kanı onu şarap hakkında uzman kılmıştır, kim bilir... Ancak bunu bir gösteriş malzemesi haline getirmez. Hali vakti yerinde her Viktoryan beyefendinin mahzeninde bulunabilecek şaraplarla böbürlenecek kadar maddiyata önem veren biri değildir Holmes. Nitekim hikâyelerde sadece üç şarap ismi geçer: Montrachet, Beaune ve Tokay. Bunlardan ilk ikisi Burgonya şarabıdır, ikisi de Beaune Sahili’nden gelir. Montrachet beyaz şaraptır, Beaune da bölgeye ait kırmızı ya da beyaz şaraplara verilen addır. Holmes’ün Watson’dan bir kadeh daha isterken olağanüstü bir şarap olarak adlandırdığı Imperial Tokay, Macaristan’ın Tokaji bölgesinden gelir.

Holmes’ün içtikleri şarapla sınırlı değildir, viskiyi de çok sever. Amerikalılar viskiyi sek yudumlarken İngilizler soda ya da suyla içer. Holmes’ün tercihi de sodadan yanadır ve hatta dairesinde “gasogene” olarak bilinen bir soda makinesi vardır. Basitçe üst üste yerleştirilmiş iki cam küreden oluşan mekanizmanın alt küresinde su, üst küresinde de etkileşime girerek karbondioksit üreten tartarik asit ve sodyum bikarbonat bulunur. Oluşan gaz, alt küredeki suyu bir tüp aracılığıyla yukarı taşır.
Holmes’ün içki seçimlerinin sadece temiz ve elit bir beyefendi portresi çizmesine hizmet ettiği gelmesin aklınıza. Holmes işi gereği hayatın her yerinde her çeşit insanla muhatap olmak durumundadır. Ayrıca boksla ilgilenir ve bu alanda epey başarılıdır. Yerel barlarda vurduğu sol kroşeyi zevkle ve gururla anlatan biridir Sherlock Holmes. Fiziksel gücüyle Viktorya dönemine hâkim maskülen kültürün somut bir örneğidir ve dolayısıyla o da çağdaşları gibi koca bir bardak İngiliz birasını keyifle yudumlar.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Aposto!'da öne çıkan içerikler ve editörlerin favorileri burada!
14 Kas 2021

İLGİLİ OKUMALAR


